YEREL SEÇİMLER VE DEVRİMCİ TUTUM

31 Mart 2019’da Mahalli İdareler Genel Seçimi yapılacak. Seçimlerde Belediye Başkanları, İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, Muhtarlar ve İhtiyar Meclisi/Heyeti üyeleri seçilecek.

Seçime katılacak siyasi partiler, bağımsız adaylar; seçim çalışmalarına hız verdi. Ortalık vaatlerden geçilmiyor…

ATIŞ SERBEST!

31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimi yaklaşırken, seçime giren partiler arasında  kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Partilerin seçim kampanyaları bütün hızıyla sürüyor.  

Burjuva siyasetçiler bir yandan birbirlerini demagoji ve küfürle karışık eleştirirken,  diğer yandan da olmadık vaatlerde bulunuyorlar. Vaatler içinde yok yok!   Burjuva düzen partilerinin  tümü halka hizmetten bahsediyor, en iyi hizmeti kendilerinin getireceğini söylüyorlar! Yalan söylüyorlar.   

Yerel yönetimler rantın, hırsızlığın, yolsuzluğun, hortumculuğun, rüşvetin, adam kayırmacılığın,  kısaca birçok kötülüğün döndüğü, halka hizmet adına birçok dalaverenin döndüğü, ama bir şeyin, halka hizmetin unutulduğu alanlardır. Şüphesiz bu genelleme dışında kalan, gerçekte halka hizmet eden, etmeye çalışanlar da var. Ama bu sistemde belirleyici olan bu değil. Bugünkü yerel yönetim anlayışıyla ve bu düzende halka gerçek anlamda hizmet götürmek mümkün değildir! Bugünkü sistem halkın değil, bir avuç sermayedarın hükümranlığını sürdürdüğü bir sistemdir. Temelinde para vardır, sermaye vardır.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde, esas olarak iki cephe yarışıyor. Bir yanda “Cumhur İttifakı”, diğer yanda “Millet İttifakı”. İki cephe de işçilerin, emekçilerin düşmanıdır. Aralarında özde bir farklılık yoktur. İki cephe de Türk milliyetçisi, Kürt ulusuna ve ezilen milliyetlere düşmandır. İki cephe de Kemalizm konusunda, kendilerinin en iyi, en doğru Kemalist olduğunu savunuyor!

“Cumhur İttifakı”, ‘beka’ savunucusu kesiliyor, ‘beka’ sorunu olduğunu söylüyor, oy istiyor. “Millet İttifakı” “bağımsızlıkçı” ve “antiemperyalist” kesiliyor, oy istiyor. İki cepheden birine verilecek her oy işçilere, emekçilere karşı, kendi öz çıkarlarımıza karşı verilecek oydur.

AKP, MHP, CHP, İP, SP, DSP, DP, VP, BBP sermaye, burjuva, düzen partileridir. Aralarında özde bir farklılık yoktur. Aralarındaki kavga iktidar kavgasıdır. T.C devletini kimin yöneteceği kavgasıdır. Hiçbirisinin kapitalist sistem ile devlet ile bir sorunu yoktur. Hepsi halkı kandırıyor. Hepsi iktidar kavgasını „demokrasi“ mücadelesi olarak yutturmaya çalışıyor.  

TERCİH YAPMAK ZORUNDA MIYIZ?

Bu düzen faşizmin yoğun olarak uygulandığı, kapitalist sömürü düzenidir. Bu düzende işçi ve emekçilere reva görülen sömürüdür, ücret köleliğidir, baskıdır, yoksulluktur. İşçiler, emekçiler, ezilenler bu düzen içinde mücadele ederek sömürü şartlarında belli iyileştirmeler sağlayabilirler. Fakat  kapitalizm var olduğu sürece durumlarında özde bir şey değişmez. Ücret köleliği sisteminde ücret kölesi olarak kalırlar. Bu durumu değiştirmenin, işçilerin ve emekçilerin yaşamlarında özde bir şey değiştirmenin bir tek yolu vardır: İşçilerin, emekçilerin burjuvazinin iktidarını yıkarak kendilerinin iktidara gelmesi!  

İşçilerin, emekçilerin iktidarı, kapitalist  sistem içinde yapılacak ‘demokratik’ seçimlerle olmaz! Halk iktidarı, işçi sınıfının emekçi yığınları kendi önderliğinde birleştirdiği, proletarya önderliğindeki devrimle olur!

Kapitalizmde seçimler, ister parlamento seçimleri olsun, ister yerel seçimler olsun; gerçekte sömürü sisteminin sürdürülmesinin halkoyuna dayandırılarak “demokratik meşruiyet“inin sağlanması için yapılır. Seçimlerin esas işlevi, iktidara halkoyuna dayanan meşruiyet kazandırmaktır.

Burjuvazinin iktidarının seçimler yoluyla değiştirilmesi mümkün değildir. Seçimler işçilerin, emekçilerin temel sorunlarını çözemez. Seçimler sistemin özünde bir değişikliğe yol açacak olsalar, böyle bir ihtimal olsa, burjuvazi o seçimleri yapmaz. Seçimler burjuva iktidarında özsel değişikliklere yol açacak bir sonuçla biterse, o seçimin sonuçları başka yollarla -örneğin askeri darbe ile- düzeltilir.

Bu nedenle biz “Seçimler özde bir şeyler değiştirecek olsaydı, burjuvazi seçimleri yasaklardı” diyoruz.

Komünistler açısından seçimlerin önemi, seçimlerin işçi sınıfı ve emekçilerin bilinç düzeyini gösteren bir ölçü olmasından ibarettir.

Kim ki yerel seçimler yoluyla, seçilip yerelde yürüteceği mücadele ile işçi ve emekçiler lehine köklü değişiklikler yapılabileceğini savunursa, o ya iflah olmaz bir hayalci ya da iflah olmaz bir yalancıdır. Yerel yönetimlerde, işçilerin emekçilerin hayatında köklü iyileştirmeler yapılamaz. Yerel yönetimlerde, merkezi yapının kontrolünün dışına çıkılamaz. Bu sistemde ‘Halkçı belediyecilik’ yapılamaz! Alttan ‘demokrasi’ inşa edilemez! Tersini söyleyenler kitlelere yanlış bilinç veriyor.

HDP’NİN YEREL SEÇİM SİYASETİ

HDP devletin, AKP/Erdoğan iktidarının yoğun baskısı altında siyaset yapmaya çalışıyor. Halk tarafından seçilen HDP belediye başkanları görevlerinden alındı. Yerlerine kayyum atandı. Başta eş başkanlar olmak üzere, seçilmiş vekiller, binlerce parti yöneticisi, üyeleri, çalışanları hapse atıldı. Her gün operasyon yapılıyor.  HDP siyaset yapamaz hale getirilmek isteniyor.

Faşizmin koyu bir biçimde uygulandığı bu şartlarda, HDP AKP/Erdoğan iktidarına karşı mücadeleyi merkeze koyuyor.

HDP yerel seçim taktiğini  “AKP, MHP ittifakını geriletme” stratejisi üzerine kurdu.  Türkiye’de aday çıkarmadığı yerlerde “Millet İttifakı” adaylarını, CHP adaylarını destekliyor. AKP, MHP ittifakına karşı CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ile demokrasi cephesi kurma hayali peşinde koşuyor. Faşizme karşı mücadeleyi AKP/Erdoğan iktidarına karşı mücadeleye indirgiyor.

HDP, demokrasi mücadelesini ehven-i şeri, yani kötüler içinde daha az kötüyü iktidara getirme mücadelesi olarak yürütüyor.   

Bu biçimde yürütülen mücadele ile demokrasi gelmez. Faşizme karşı alternatifimiz, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi değil, işçi sınıfı önderliğinde halk demokrasisidir. İşçiler, emekçiler, kötüler içinde daha az kötü olanı desteklememeli, kendi demokratik iktidarları için mücadelede etmeli, örgütlenmelidirler.    

Kurtuluşa giden yol, burjuva kliklerin bir kanadını diğerlerine tercihten değil, devrimci çalışmadan geçer. Faşizmin türleri, tonları arasında tercih yapmak zorunda değiliz.  Egemenlerin iktidar dalaşından bağımsız siyaset izlemeli, demokrat, devrimci bir mücadele yürümeliyiz.

HDP, yerel seçimlerin önemini abartmakta,  bu seçimlere olmayan özellikler affetmektedir. HDP için yerel seçimler “demokrasi referandumudur.” “Yerellerde alttan demokrasi inşa edilebilir.” Öyle ki HDP hedefini “daha çok belediyede “doğrudan demokrasi”yi hayata geçirmek” olarak koymaktadır.

HDP 2019 yerel Yönetimler Seçim Bildirgesinde bu sistemde gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatlerde bulunmaktadır. HDP Kuzey Kürdistan/Türkiye’de katı egemen, merkezi bir devletin varlığı gerçeğini göz ardı etmektedir.

T.C’NİN YÖNETİM SİSTEMİ

T.C. devleti, katı merkeziyetçi bir devlettir. Yerel yönetimler, katı merkezci devletin yereldeki uzantılarından başka bir şey değildir. Atanmış bürokratların yönetimindeki merkezi devlet kurumları, seçilmiş yerel yöneticileri, yerel yönetim organlarını veya yerel yönetim organlarının bir bölümünü gerekli gördüklerinde azledip, yerine devletin güvendiklerini atayabiliyorlar. Yerel yönetimlerin gelir/giderleri merkezi devletin denetimi altındadır. Mali bağımlılık yoluyla merkezi yönetim isterse, yerel yönetimleri hizmet veremez duruma getirebiliyor.

8 Ağustos 2018’de çıkarılan 17 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yerel yönetim bütçeleri hazineye bağlandı.

Belediye Meclisleri üzerinde ilçede Kaymakam, illerde Vali var. Yedi gün içinde “Mülkî idare amirine gönderilmeyen kararlar” belediye meclis kararları yürürlüğe giremiyor.

T.C’nin yönetim sistemi budur. Bu sistemde yerellerde, devletin merkezi politikasının dışına çıkıp merkezi devletten bağımsız, devlete rağmen bir siyaset izlemek mümkün değildir. Bu sistemde  “halkçı belediyecilik“ yapmak, “halk ile birlikte yönetmek”   mümkün değildir. Kim ki bunu söylüyorsa halka yalan söylüyor. Gerçeklerin üzerini kapatıyor.

DOĞRU TAVIR NE OLMALI?

31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde, şu veya bu yerel yönetim kurumuna devrimci insanların seçilme imkânı varsa, bu imkânları kullanmak/zorlamak doğrudur.  Seçimlerde esas amaç şu ya da bu kuruma girmekten önce, kitlelerin bilinç ve örgütlenme seviyesini bir adım yükseltmek olmalıdır.   

Yerel seçimlere bizim komünist propaganda temelinde, kendi komünist adaylarımız ile katılma imkanımız/gücümüz yok. Devrimci gruplar, ortak devrimci bir program temelinde ortak adaylar çıkaramadı. Devrimci grupların bir bölümü, çeşitli yerlerde kendi adayları ile yerel seçimlere katılma kararı aldı, bir bölümü de HDP’yi destekliyor.

HDP’nin AKP, MHP ittifakını geriletme adına, “Millet İttifakı“na dolaylı destek veren seçim taktiği/siyaseti desteklenemez! HDP’nin CHP’nin peşine takılan tavrı desteklenemez!

Bizim açımızdan 31 Mart yerel seçimlerinde, desteklenecek, oy verilecek bir parti yoktur.  

Bu sistemde yerelde demokratik belediyecilik yapmanın sınırları vardır. Bu sistemde halkçı belediyecilik yapmak mümkün değildir. Halkçı belediyecilik halkın iktidarı altında mümkündür. Bunun için bu sistemin yıkılması gerekir. Şu veya bu bağımsız adayı desteklemenin/oy vermenin kriteri bizim için budur. Bildiğimiz kadarıyla bu propagandayı yapan bir aday yoktur.

Bu nedenlerle doğru tavır yerel seçimlerde oy kullanmamaktır.

Yerel seçim çalışmamızda işçilere, emekçilere doğruları anlatacağız. Kendi bağımsız  ajitasyon, propagandamızı yapacağız.   

KURTULUŞ DEVRİMDE!

Egemenlerin kendi aralarındaki iktidar dalaşında taraf tutmamalıyız.  Ne anti Tayyip, ne de Tayyip cephesinin hiçbir biçimde parçası, payandası, dayanağı olma anlamına gelen bir tavır içine girmemeliyiz.  

İşçiler, emekçiler, ezilenler burjuvazinin partilerinden bağımsız olarak, sınıf örgütlerinde örgütlenmeli, kendi bağımsız mücadelelerini yürütmelidirler.

Kapitalizme karşı gerçek alternatif, “Ya Sosyalizm, Ya Barbarlık İçinde Çöküş!” tür.

Seçimler kurtuluşumuz değildir. Kurtuluşumuz işçi sınıfı önderliğinde, sosyalizmin yolunu açacak olan işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimindedir. Faşizmi bir daha geri gelmemek üzere mezara gömmek için, gerçek demokrasi için, gerçek barış için, özgürlük için, halkların eşitliği ve özgürlüğü için; demokratik halk devrimi mücadelesini yükseltelim örgütlenelim!

İşçilerin, emekçilerin kendi iktidarlarına varmanın tek yolu devrimdir!

Kapitalizmin alternatifi sosyalizmdir!

9 Mart 2019

 

 

Paylaş