YEREL SEÇİMLER DE HALKIN TEMEL SORUNLARINI ÇÖZEMEZ!

ESAS MESELE HALKIN İKTİDARINI KURMAKTIR!  

 

31 Mart 2019’da Mahalli İdareler Genel Seçimi yapılacak. Seçime katılan partiler adaylarını belirledi ve seçim çalışmalarına başladı.   

Seçimlere katılan bütün partiler yerel seçimleri, son dönemde yapılan bütün seçimler gibi “hayati önemde”, “kader seçimi” vs. olarak değerlendiriyor, emekçileri  oy vermeye çağırıyor.

SEÇİMLERİN ÖNEMİ

Kapitalizmde seçimler, ister parlamento seçimleri olsun, ister yerel seçimler olsun; gerçekte sömürü sisteminin sürdürülmesinin halkoyuna dayandırılarak “demokratik meşruiyet“inin sağlanması için yapılır. Seçimlerin esas işlevi, iktidara halkoyuna dayanan meşruiyet kazandırmaktır.

Burjuvazinin iktidarının seçimler yoluyla değiştirilmesi mümkün değildir. Seçimler işçilerin, emekçilerin temel sorunlarını çözemez. Seçimler sistemin özünde bir değişikliğe yol açacak olsalar, böyle bir ihtimal olsa, burjuvazi o seçimleri yapmaz. Seçimler burjuva iktidarında özsel değişikliklere yol açacak bir sonuçla biterse, o seçimin sonuçları başka yollarla -örneğin askeri darbe ile- düzeltilir.

Komünistler açısından seçimlerin önemi, seçimlerin işçi sınıfı ve emekçilerin bilinç düzeyini gösteren bir ölçü olmasından ibarettir.

İşçilerin, emekçilerin temel sorunları, ancak kendi iktidarları altında çözülebilir. Halkın iktidarı  ancak işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimi ile kurulabilir.

DEMOKRAT/DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK

Burjuvazinin egemenliği şartlarında, yerel yönetimlerin seçimlerle ele geçirilmesi yoluyla halk için büyük kazanımlar elde edilebileceği, yerelde “demokratik yönetim”ler üzerinden demokrasinin yaşanılabileceği, “halk ile birlikte yönetileceği” vb. düşünceler hoş, ama boş hayallerdir.

Kapitalist sistemde yaşıyoruz. Bu sistemde gerçek anlamda halkçı/devrimci/komünist bir belediyecilik yapmak mümkün değildir.   

Yerel yönetimlerin ele geçirilmesi halinde yapılabilir olan şeyler, burjuva iktidarın çizdiği çerçeve içinde atılabilecek kimi küçük reform adımlarını geçemez.

Bu adımlar şunlardır:

*Belediyenin bütün işleri tüm halka açık toplantılarda görüşülür. Belediye Meclis toplantıları halka açık yapılır. Bütün önemli projeler halkoyuna sunulur.

*Sağlık ve kültür hizmetleri yoksullara ücretsiz sunulur.

*Trafik siyasetinde toplu taşımacılığı ilerletmeyi, kişisel özel araba trafiğini azaltmayı hedefleyen bir siyaset izlenir.

*Kadın erkek eşitliğine yönelik somut “pozitif ayrımcılık” tedbirleri alınır. Belediye işlerine işçi almada % 50’lik kadın kotası vb. uygulanır.

*Belediye sınırları içinde konuşulan bütün dillerde imkanlar ölçüsünde belediye hizmeti sunar,  tüm ötekileştirilenler lehine pozitif ayrımcılık tedbirleri alınır.

* Çevrenin korunmasını, yaşanabilir bir çevre yaratılmasını en önemli işlerinden biri olarak kavrar. Bütün projelerde çevrenin korunmasını çıkış noktası olarak alır.  

Türkiye’de aşırı merkeziyetçi bir yönetim sistemi olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Bu sistemde, Belediye meclislerinin alacağı her kararın, ilçelerde kaymakam, illerde ise vali tarafından onaylanması gerekmektedir. Bu sistemde kaymakam veya vali tarafından onaylanmayan belediye meclisi kararının uygulanma imkânı yoktur. 

DÜZEN PARTİLERİNE OY YOK!

Burjuvazinin kendi içindeki iktidar kavgası bütün şiddeti ile sürüyor. Siyasi gelişmeleri bu kavga belirliyor.

Düzen partileri halkı kendi yanına kazanmak için her şeyi yapıyorlar. Bol bol vaatlerde bulunuyorlar.  Palavra sıkıyorlar.

Yerel seçimlere AKP+MHP (Cumhur İttifakı), CHP+İyi Parti (Millet İttifakı) ile giriyor.

AKP, MHP, CHP, İP, SP, DSP, DP, VP, BBP sermaye, burjuva, düzen partileridir. Aralarında özde bir farklılık yoktur. Aralarındaki kavga iktidar kavgasıdır. T.C devletini kimin yöneteceği kavgasıdır. Hiçbirisinin kapitalist sistem ile devlet ile bir sorunu yoktur.

Yoktur birbirlerinden farkları. Al birini vur ötekine! Hepsi işçilerin, emekçilerin düşmanıdır. Hepsi halkı kandırıyor. Hepsi iktidar kavgasını „demokrasi“ mücadelesi olarak yutturmaya çalışıyor. Aralarındaki kavgaya aldanmayalım!

Düzen partileri arasında tercih yapmak kırk katır mı, kırk satır mı? Veba mı, kolera mı? Tercihi yapmaya benzer!

Bu dalaşta birine karşı diğerinin yanında yer almak, birine karşı diğerini desteklemek; düzen partilerinin kendi aralarındaki kavgada taraf tutmak, bir tarafın kuyruğuna takılmak demektir. Bizim kendi tarafımız, kendi davamız var!

İşçi sınıfı ve emekçiler egemen sınıfların kendi içindeki iktidar kavgasının bir parçası olmamalıdır. İşçi sınıfı ve emekçilerin kendi sınıf çıkarları vardır. Onlar kendi sınıf çıkarlarını merkeze koyan bir mücadele yürütmeli, kendi iktidarları için mücadele etmelidir. Egemen sınıflar içindeki mücadelede bir tarafın kuyruğuna takılmak çözüm değildir!

Yerel seçimlerde düzen partilerine, düzen partilerinin gösterdiği adaylara oy  vermeyelim!

NE YAPMALIYIZ?

Bugün ülkelerimizde komünist örgütlenme, yerel seçimlere kendi komünist bağımsız propagandası temelinde, kendi adayıyla seçimlere katılacak güçte değildir.

Belli alanlarda antifaşist ve devrimci grupların, ortak devrimci bir program temelinde ortak aday çıkarma durumu da gerçekleşmemiştir.

Sol ve devrimci grupların bir bölümü, çeşitli yerlerde kendi adayları ile yerel seçimlere giriyor.

Devrimci grupların ve HDP adaylarını desteklemenin bizim için önkoşulu, devrimci/demokrat bir belediyecilik anlayışıdır. Gücümüz ölçüsünde, bağımsız komünist siyasetimizle yerel seçim çalışması yürüteceğiz. Bu çalışmamızın yanı sıra, demokratik belediyecilik anlayışına sahip HDP ve devrimci grupların adaylarını da destekleyeceğiz/oy vereceğiz.    

HDP, Türkiye’de “AKP+MHP ittifakını” geriletme adına, doğrudan aday çıkarmadığı yerlerde, “Millet İttifakı” adaylarını, CHP adaylarını destekleyecektir. “AKP’ye kaybettirme” siyaseti HDP’ye zarar veren, CHP’yi geliştiren bir siyasettir. Bu siyaset düzen partilerinin kendi aralarındaki iktidar dalaşında CHP’nin peşine takılma siyasetidir. Yanlıştır.

Egemenlerin iktidar dalaşında taraf tutmamalıyız.  Ne anti Tayyip, ne de Tayyip cephesinin hiçbir biçimde parçası, payandası, dayanağı olma anlamına gelen bir tavır içine girmemeliyiz. Hiçbir egemen sınıf partisine  ve onun adayına oy verme çağrısı yapmamalıyız.

KURTULUŞ DEVRİMDE!

Egemen sınıflar içindeki mücadelede bir tarafın peşine takılmak çözüm değildir. İşçiler, emekçiler, ezilenler burjuvazinin partilerinden bağımsız olarak, sınıf örgütlerinde örgütlenmeli, kendi bağımsız mücadelelerini yürütmelidirler.

Dünyada ve ülkelerimizde kapitalizme karşı gerçek alternatif, “Ya Sosyalizm, Ya Barbarlık İçinde Çöküş!” tür.

Yerel seçimlerde düzen partilerine verilecek her oy, burjuvazinin sömürü sistemine onay demektir.

Seçimler kurtuluşumuz değildir. Kurtuluşumuz işçi sınıfı önderliğinde, sosyalizmin yolunu açacak olan işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimindedir. Faşizmi bir daha geri gelmemek üzere mezara gömmek için, gerçek demokrasi için, gerçek barış için, özgürlük için, halkların eşitliği ve özgürlüğü için; demokratik halk devrimi mücadelesini yükseltelim örgütlenelim!

20 Şubat 2019

YENİ DÜNYA İÇİN ÇAĞRI

 

Bildiri olarak indirmek için:

http://ydicagri.com/pdf/bildiriler/yerelsecimbildiri2019.pdf

 

 

 

 

 

 

Paylaş