YENİ İŞÇİ DÜNYASI’NDAN AÇIKLAMA:

Yeni İşçi Dünyası’nın Nisan sayısında, İşçi Konseyi Girişimi’nden arkadaşlarımızın eski Metro ve Sosyal İş Sendikası üyesi Halil Öner ile “SOSYAL-İŞ SENDİKASI METRO MARKET İŞÇİSİNİ MAHKEMENİN ORTASINDA YALNIZ BIRAKTI!” başlıklı söyleşisini ve bu söyleşide hakkında çeşitli eleştiriler, suçlamalar getirilen Sosyal İş Sendikası’nın  “SENDİKAMIZA YÖNELEN SUÇLAMALARA SESSİZ KALMAYACAĞIZ!” başlıklı cevap yazısını, kısa bir önaçıklama ile  birlikte yayınladık.

“İşçi Konseyi Girişimi’nden arkadaşlarımızın eski Metro ve Sosyal İş Sendikası üyesi Halil Öner ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz. Söyleşide hakkında çeşitli eleştiriler, suçlamalar getirilen Sosyal İş Sendikası’nın  cevap yazısını da yayın ilkemiz gereği yayınlıyoruz.  Yazılar hakkında yorumu okurlarımıza bırakıyoruz.”  (Bkz. Yeni İşçi Dünyası Nisan 2018 sayısı)

Sosyal İş Sendikası’nın cevap yazısını yayınlamış olmamız, İşçi Konseyi Girişimi’nden arkadaşlarımız tarafından, söyleşi yapılan Halil Öner ve Sosyal İş’in yazısında   adı geçen Özcan Işık tarafından eleştirildi. Bu tavrımıza getirilen eleştiriler öz itibariyle şöyle: “Sendika bürokrasisinin yazısını yayınlamak yanlıştır. Sendika bürokrasisinin yazısını yayınlamak, işçiler ile sendika bürokrasisine eşit mesafede durmak demektir. İşçiler her zaman doğru söyler. Sendika bürokrasisine değil işçilere inanmak gerekir. Sosyal İş Özcan Işık’ı teşhir etmektedir. Yeni İşçi Dünyası bu teşhire alet olmaktadır. Söyleşi yapılan Halil Öner ile sendikanın adını verdiği Özcan Işık’a sendikanın cevap yazısı hakkında bilgi vermemek, konuşmamak, sormamak yanlıştır.” 

Bu eleştirilere yönelik olarak tavrımız:

*Hakkında doğrudan ve ismi verilerek  eleştiri getirilen bir kişi, kurum, sendikaya vb. cevap hakkı tanımak gazeteciliğin, haberciliğin basit bir kuralıdır. Yeni İşçi Dünyası bu basit kuralı yerine getirmiştir. Söyleşi sendikaya iletilmiş, tavır takınmaları istenmiştir. Sosyal İş tavır takınmış, söyleşi ve sendikanın cevap yazısı kısa bir açıklama ile birlikte yayınlanmıştır. 

Yazıları yayınlarken “yayın ilkemiz gereği” yazıları yayınlıyoruz ibaresi düşülmüştür.  Yazıların karşılaştırılarak, tartışılması, yorumlanması okurlarımıza bırakılmıştır.  Bu tavır bizim yazılar üzerine tavır takınmayacağımız anlamına gelmez.

*Biz elbette ki, işçi sınıfının devrimci, sınıf mücadeleci eylem ve tavırlarından yana taraf tutuyor ve onları elimizden geldiğince destekliyoruz. Tarafımız, safımız elbette işçi sınıfının yanı ve safıdır. Fakat bu, bizim eleştirilen kesim, yani bu somut durumda eleştirilen Sosyal-İş Sendikası’nın   tavrını da yayınlamamızın engeli değildir. Biz tek taraflı olarak sendika bürokrasisinin eleştirilmesi/suçlanmasının ötesinde, bizzat onların tavır koymaya zorlanmasının  işçi sınıfının mücadelesine, sendika bürokrasisinin teşhir edilmesine hizmet edeceğini düşünüyoruz. Nitekim iki yazıyı birbiriyle karşılaştıran okurlarımız da olayın içyüzü hakkında belirli bir kanıya sahip olacaklardır. Bu somut olayda, en azından şu gayet açık ortadadır: Sosyal İş üyesi Halil Öner arkadaş, işveren tarafından uğradığı haksızlık karşısında sonuç itibariyle yalnız bırakılmış, sendikaya hakaret ettiği gerekçesiyle sendika avukatı onu savunmaktan geri çekilmiştir. Sosyal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu'nun tavrında "... işçi sınıfına, sendikamız üyelerine ve emekçilere hastalıklı bir yaklaşım içinde olan bir kişiyi, hakaret ettiği işçilerin aidatı ile savunmaya devam mı etmeliydik? Ya da işçilerin oyları ile seçilen sendika yöneticilerine, yani bizlere bu kadar alçakça hakaret eden bir kişi hangi yüzle, sendikasından ne talep edebilir?" diyerek sendika avukatının davadan çekilmesini savunmaktadır.

Bu sendika yönetiminin sağduyulu davranmaktan vazgeçerek intikamcı/cezalandırıcı bir davranış içine girmiş olduğunun göstergesidir. Sonuç itibariyle bu durumda kendi üyesini işverenin haksızlığına teslim etmesi demektir. Bizce Halil Öner'in sosyal medyadaki tavrı da doğru değildir. Kendisi de bunu bir anlamda kabul etmektedir: "İşçi sendikası kendi üyesi olmasa bile işçinin yanında olmalı, patronun çıkarlarını değil işçinin çıkarlarını korumalı" demek yerine "bunlar işveren köpeğidir, hiçbir şekilde sana sahip çıkamazlar" yazdım."  

Bizce de içeriksel eleştirinin açık ve anlaşılır bir biçimde ifade edilmesi işçi sınıfının bilincinin geliştirilmesine ve dolayısıyla mücadeleye doğru biçimde hizmet edecektir. Diğeri kolaycı "etiketleme"dir ve bu somutta da görüldüğü gibi amaca hizmet etmekten uzaktır. Biz bunu doğru görmüyoruz. Ancak bu yanlış, işçilerin haklarını savunmakla yükümlü bir sendikanın üyesini dava sürecinde yüzüstü bırakmasının gerekçesi kesinlikle olamaz. İşçiyi mahkemede savunur, diğer konuda ise üyesine yanlışını gösterme mücadelesini yürütür. Bir sendika yönetiminin keyfi ve intikamcı davranma hakkı yoktur, olamaz.

*Halil Öner ile yapılan söyleşide hiç kimsenin ismi geçmemesine rağmen Sosyal İş’in yazısında bir kaç yerde eski Metro ve Sosyal İş üyesi Özcan Işık’ın ismi hiç gereği yokken geçmekte/ verilmektedir. Bu tavrı da yanlış buluyoruz.  Sosyal İş yazısında kendi hatalarına karşı özeleştirel davranmamakadır. Örneğin Metro’da grev sürecinde, Metro’nun Kozyatağı Mağazasında grev kararının sendika temsilcisi tarafından okunmaması, işçiler tarafından okunması, bu eyleme katılan işçilerin işten atılması konusunda, sendika kendi hatasını/payını sorgulamamaktadır. En azından bu somutta grev kararının okunmasının sendika tarafından iyi örgütlenmediği açıktır.

*Yayın ilkemiz hakkında İşçi Konseyi Girişimi’ndan arkadaşlara ve Sosyal İş’in cevap yazısını birlikte basacağımız konusunda bilgi vermemek, Sosyal İş’in yazısında birkaç yerde adı verilen Özcan Işık’a ulaşmamak, durumun ne olduğunu sormamak/sorgulamamak, bizim eksiğimiz, bizim yanlışımızdır. Özeleştirel olarak bu yanlışımızı kabul ediyoruz.

*Bu tartışmada, söyleşiyi yapan İşçi Konseyi Girişimi, söyleşi yapılan Halil Öner, sendikanın cevap yazısında adı geçen Özcan Işık arkadaşlarımızın  cevap hakkı vardır. Arkadaşlarımızın yazılı tavır takınmaları halinde bu yazıları da yine yayın ilkemiz gereği yayınlamaya hazırız.

*Sendika bürokrasisinin doğru yol ve yöntemler kullanılarak teşhir edilmesinden yanayız.Sendika bürokrasisi içinde yeralan işçi düşmanları ve işçi düşmanı edimler teşhir edilirken de, genel olarak sendikalara karşı, sendikalarda örgütlenmeye karşı bir tavra düşülmemeye de dikkat edilmelidir.  Biz bunu yapmaya çalışıyoruz.

 

24 Nisan 2018

Yeni İşçi Dünyası

 

Paylaş