http://ydicagri.com/pdf/dergiler/isci/01-2020.pdf

LİBYA SAVAŞI BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL!

Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, Aralık ayı içerisinde mecliste kabul edildi. Tezkerede, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Libya’daki görev süresi bir yıl olarak belirlendi. Libya’ya gönderilecek asker sayısı ve kapsamı, askerin hangi bölgede görev yapacağı ise Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.

Libya’da yürüyen iç savaşa katılmak, paylaşımda doğrudan yer almak, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne her türlü desteği vermek, savaşa asker göndererek doğrudan katılmak vb. burjuvaziyi, burjuvazinin siyasi temsilcilerini bölmüş gibi görünüyor. Gerçekte bu bölünme suni bir bölünmedir. Burjuva muhalefet AKP, MHP oyları ile tezkerenin rahatlıkla kabul edileceğini gayet iyi biliyor. Türk tekelci burjuvazisinin bu somutta kendi oylarına ihtiyacı olmadığını gayet iyi biliyorlar. Ola ki Libya savaşında işler ters giderse, AKP zayıflarsa, oy kaybederse, oylarını artırmayı, iktidar dalaşında güçlenmeyi umuyorlar.

Libya iç savaşına doğrudan katılmak, sadece “Saray”ın siyaseti değil, emperyalistleşme yolunda ilerleyen tekelci burjuvazinin siyasetidir. Bu siyaseti izleyen anda devleti yöneten egemen sınıf temsilcisi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan gitse de bu siyasette özde bir değişiklik olmayacaktır.

Bu nedenle Libya  savaşı Erdoğan’ın kişisel savaşı değil, yürüyen paylaşım savaşında pay kapmak isteyen Türk burjuvazisinin savaşıdır.

Türk burjuvazisi, sömürgeci devlet yürüyen paylaşım savaşında doğrudan yer almak için Libya'ya asker gönderiyor.

Libya’da iç savaş

2011 yılında Tunus’tan başlayarak, Magrip, Arap coğrafyasına yayılan, demokrasi, özgürlük talep eden halkların haklı isyanlarının etkisi Libya’ya da yansıdı. Kaddafi’den kurtulmak emperyalistler güçler, Kaddafi iktidarına karşı başlayan halkın isyanı iyi kullandı. 

Sonuçta  Kaddafi batılı emperyalistlerin işbirlikçileri tarafından linç edilerek öldürüldü.

Şubat 2011’de başlayan Libya iç savaşı, Kaddafi iktidarının tasfiyesinden bu yana devam ediyor. Bu iç savaşta, emperyalistler, gerici faşist devletler çıkarlarına uygun olarak kendi işbirlikçilerini destekledi, silahlandırdı. Libya’da süreç içinde iki farklı yönetim ortaya çıktı. 2014’te yapılan seçimlerin ardından Libya ikiye bölündü. Libya’nın doğusunda, merkezi Mısır sınırına yakın Tobruk'ta bulunan Temsilciler Meclisi ve Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti. Libya’nın doğusunda, ülkenin  büyük bölümünde gerçek iktidar sahibi, Kaddafi’ye karşı isyan başladığında saf değiştiren Kaddafi ordusunun generallerinden Halife Hafter’dir. Merkezi Trablus'ta bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin başında Fays es Serrac bulunmaktadır. Ulusal Mutabakat Hükümeti, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere Türkiye, Avrupa Birliği ve uluslararası kurumlarca meşru kabul ediliyor. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve General Hafter ise Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fransa ve ABD tarafından destekleniyor. Rusya ise ikili oynuyor.

Burjuvazi ne istiyor?

Ortadoğu, Suriye, Doğu Akdeniz’den sonra, Libya’da yürüyen paylaşım savaşında Türk burjuvazisi, Türk devleti de yer alıyor. Amaç paylaşımdan pay kapmaktır.

Türk devleti emperyalist çıkar ve hedeflerini, Libya somutunda“Libya halklarına yardım etme, istikrarı ve güvenliği sağlama” maskesi ile örtmeye çalışıyor.

Devletin, burjuvazinin kendi çıkarları için yürüttükleri işgal savaşlarından işçilerin, emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. 

İşçiler, emekçiler, ezilenler, Libya halkına yardım adına sömürgeci işgal savaşına karşı çıkmalı, işgal savaşını engellemek için mücadele etmelidirler.

Libya’ya emperyalistlerin, bölge devletlerinin her türlü dış müdahalesinin karşısında olmalıyız!

Emperyalistlerin ağızlarında geveledikleri “demokrasi ve özgürlük mücadelesinin desteklenmesi”, “sivil halkın katliamlardan korunması” “insan hakları” vs. hedefleri çıkarlarının üzerini örtmek için kullandıkları maskeden başka bir şey değildir. Emperyalistlerin getirdiği demokrasi ve özgürlüğün ne biçim bir şey olduğunu Irak, Afganistan, Suriye örneklerinden biliyoruz.

Baş düşman dışarıda değil içeride!

İşçileri, emekçileri, ezilenleri ezen, sömüren, baskı altında tutan, egemen sınıflar ve onların devletidir.

Asıl düşmana karşı mücadele edelim!

Egemen sınıfların, devletin, tekelci burjuvazinin çıkarları için yürütülen Libya savaşına hayır!
Bu savaş bizim savaşımız değil!

Bu savaş yürüyen paylaşım savaşında pay kapmak isteyen Türk burjuvazisinin savaşıdır.

Emperyalist, gerici savaşa hayır!

Türk devleti Libya’daki bütün güçlerini geri çekmelidir!

Türk askeri bütün işgal bölgelerinden derhal geri çekilmelidir!

Bütün yabancı güçler Libya’dan defolun!

5 Ocak 2020


 

 

Paylaş