SAVAŞA, FAŞİZME, OHAL’E KARŞI;  1 MAYIS’TA ALANLARA!

 

1 Mayıs Mücadele Günüdür!

1 Mayıs emperyalizme, kapitalizme, faşizme, ırkçılığa, ulusal baskıya, erkek egemenliğine, çevre katliamına vb. karşı;  işçi sınıfının birlik, mücadele, daya­nışma günüdür.

1 Mayıs 2018’de de temel sorunlarımız çözülmedi. İşsizlik, yoksulluk, açlık, taşeronlaştırma, sendikasızlaş­tırma, esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız koşullarda çalışma, iş cinayetleri, düşük ücretler vb. olduğu gibi varlığını koruyor. Kapitalist sistemde ücret kölesi ola­rak yaşam mücadelesi vermeye çalışıyoruz. Biliyoruz ki kapitalizm var olduğu sürece de temel sorunlarımız çözülmeyecek.

Bu sistemde ücretli köleyiz. Ölme­ye çok, yaşamaya az bir ücretle yaşamaya, ayakta kalmaya çalışıyoruz.   Gücümüzün farkına varmalı, bilinçlenmeli ve örgütlen­meliyiz.

Sorunlarımızı dile getirmek için kendi mücadele günü­müz olan 1 Mayıs’ta alanlara çıkmalıyız. Taleplerimizle, gücümüzle alanları doldurmalıyız. Ama yetmez!

Sınıf mücadelesi belirli günlerde tek tek belirlenmiş kimi sorunları merkeze koyup onlara karşı mücadeleden çok, bir bütün olarak bize hayatı zindan eden, bizi ücretli kölelik düzeninin köleleri yapan kapitalist sisteme karşı sürekli bir mücadele olmalıdır.

Yaşadığımız sorunları yaratan kapi­talist sistemin ta kendisidir!

Sistemde hata yoktur! Hata sistemin ta kendisidir!

O halde mücadelemiz kapitalist-emperyalist sisteme karşı olmalı­dır. Kapitalist-emperyalist sistem yıkıldığında ve yerine insanın in­sanı sömürmediği, herkesin gücü ve yeteneği ölçüsünde katkıda bu­lunduğu, herkesin ihtiyacı oranın­da aldığı bir sistem kurulduğunda ancak gerçekte insanca yaşanabilir bir dünyadan söz edebiliriz.

O zaman haydi mücadeleye! Örgütlen­meye

 

OHAL’e Hayır! OHAL Kaldırılsın!

AKP hükümeti 20 Temmuz 2016’dan bu yana OHAL uyguluyor. KHK’lerle ülkeyi yönetiyor. Askeri darbe girişimini fırsata çeviren hükümet, kendilerine muhalif olan kesimleri tasfiye etmeye yöneldi.  Kamu çalışanlarının iş güvencesi ortadan kaldırıldı.

Onbinlerce kamu çalışanı ihraç edildi.  FETÖ’cülerle ilgisi olmayanlara karşı bir tasfiye süreci başlatıldı. FETÖ’yü temizleme bahanesiyle girişilen uygulamalar, muhalifleri yok etme girişimlerine dönüştürüldü. AKP yıllarca cemaatle kol kola yürüdü. Yürüdükleri yolun sonunda iktidar paylaşım kavgasına tutuştular. Bu kavganın sonucunda kanlı darbe girişimi meydana geldi. Darbe girişimi bastırıldı. Fatura yine işçilere, emekçilere, halklara ve muhaliflere çıkartıldı. Kitlesel gözaltılar ve tutuklamalar, işten çıkarmalar devam ediyor.   Çocuk istismarı, doğanın talan edilmesi, iş cinayetleri ve cinsiyetçi politikalar hız kesmeden devam ediyor. Darbe ile mücadele adı altında her türlü muhalif odağı bastırma amaçlı operasyonlar sürüyor.  Akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, devrimciler, yurtseverler tutuklanıyor. Hükümete muhalif her insan her an tutuklanma riskiyle karşı karşıyadır. AKP hükümeti, kendisi dışındaki güçleri daha dar sınırlar içerisine sıkıştırmak, öne çıkanları da yok etmek istiyor. AKP’nin kullandığı yöntemler, araçlar çok net olarak faşizmin araçları ve yöntemleridir. AKP’nin uyguladığı sistem açık faşist terördür.

Olağanüstü hâl şartlarında grev kararları erteleme maskesi altında yasaklanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan patronlara seslenirken grevin gündemde olduğu işletmelerde, olağanüstü hâlden yararlanarak müdahale edildiğini söyleyebiliyor! Toplu iş sözleşmeleri OHAL uygulamalarından etkileniyor. OHAL nedeniyle toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasına müdahale ediliyor. Toplu iş sözleşme süreci OHAL döneminde sınırlandırılıyor. Greve çıkmak işçilerin temel hakkıdır.   İşçi sınıfının mücadelesinde bir araç olan grev OHAL’in nedeni değildir. Kanun Hükmünde Kararnamelerle grevlerin yasaklanması hukuksuzluktur.

OHAL işçi sınıfının hak alma mücadelesini engellemektedir. OHAL sermayenin yararına uygulanmaktadır. Bu nedenle OHAL’e karşı çıkmalı, OHAL’in kaldırılmasını talep etmeliyiz.

 

Savaşa Hayır! 

AKP hükümeti içte ve dışta savaş yürütüyor. Cephe gerisini sağlama almak için aykırı sesler üzerinde baskılar yoğunlaştırırılıyor. Barış istemek, insanlar ölmesin demek ‘terör propagandası‘, vatan hainliği sayılıyor! AKP hükümeti, ölümü kutsayanlarla, kana susamış ırkçı milliyetçilerle,  güç ve iktidar uğruna savaş yürütmekten çekinmiyor. Kendilerinden olmayan herkese ‘hain’ etiketi yapıştırılıyor.

Devletin ve AKP hükümetinin içeride ve dışarıda yürüttüğü savaş bizim savaşımız değildir! Sermayenin çıkarları, devletin emperyal çıkarları için yürütülen savaş bizim savaşımız olamaz! Bizim savaşımız sermayeye, kapitalizme, emperyalizme ve her türlü gericiliğe karşı olmalıdır.Bu nedenle devletin sürdürdüğü savaş karşı çıkmalıyız.

Baskının, zulmün olduğu yerde direniş te olacaktır. İşçilerin/emekçilerin görevi halkların kardeşliğini savunmaktır. İşçilerin/emekçilerin görevi, eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşlikten yana tavır takınmaktır. İşçilerin/emekçilerin devletin yürüttüğü savaştan çıkarı yoktur. İşçiler/emekçiler, savaş politikalarından yana olmamalıdır. Suriye’de yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz ve tepkisiz kalmamalıyız.

 

Üreten Biz, Yöneten de Biz Olmalıyız!

Zenginlikleri yaratan biz işçileriz. Biz durursak hayat durur! Ama aynı zamanda yoksul olan, geçim derdinde olan, sömürülen, emeğinin karşılığını alamayan da bi­ziz. Yönetenler, zenginleşen onlar. Yani sermaye sınıfı, kapitalistler.

Bu durumda olmamız kader değil! Ücretli köle ol­mak kader değil! Yoksul olmak kader değil! Üreten biz, yöneten de biz olmalıyız. Bunun için mücadele etmeli, örgütlenmeliyiz.

Bir tek umut var: Mücadele! Hak verilmez alınır! Savaşın yükünün işçilerin emekçilerin sırtına yıkılmasına karşı, daha fazla yoksullaşmaya, işsizliğe, açlığa karşı mücadele gereklidir, haklıdır. Kapitalizm savaşsız, sömürüsüz yaşayamaz. Kapitalizmin kökü kurutulmalıdır. Kapitalist sömürünün yerine emeğin egemenliğinin kurulması gereklidir. Sermayenin, sistemin saldırılarına karşı tek yol örgütlü mücadeledir. Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır.

Kurtuluşumuz sosyalizmin yolunu açacak olan işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimindedir.  

Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok! Kazanacağınız yeni bir dünya var!

Haydi yeni dünyayı kazanmaya!

Haydi örgütlü mücadeleye!

Yaşasın  1 Mayıs!

Bıji yek Gulan!

Nisan 2018

 

 

Paylaş