KURTULUŞ İÇİN TEK SEÇENEK: ÖRGÜTLÜ MÜCADELE!

İşçi sınıfının kurtuluşu için; bilinç, örgütlenme ve parti gerekli.

Her şeyden önce gücümüzün farkına varmalıyız. Çünkü yaratan ve üreten biziz! Biz durursak hayat durur!

Rakamların Dili

TUİK’in İşgücü İstatistikleri Kasım 2017 verilerine göre:

İstihdam edilenlerin sayısı: 28 milyon 515 bin kişi.

İstihdam oranı:  %47,3.

İstihdam edilenlerin %18,6’sı tarım, %19,2’si sanayi, %7,6’sı inşaat, %54,6’sı ise hizmetler sektöründe yer alıyor.

İşgücü: 31 milyon 790 bin kişi.

İşgücüne katılma oranı: %52,8.  

Erkeklerde işgücüne katılma oranı %72,1, kadınlarda ise  %33,8. 

Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı %33,6. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise  %22. 

Bu rakamlar elbette yüzde yüz gerçeği yansıtan rakamlar değil.  İstatistikleri bizim yapamadığımız koşullarda, burjuva devletin yayınladığı istatistikleri temel almak zorundayız. Rakamların yüzde yüz doğruluğunu bir kenara bırakalım, aktardığımız rakamlar işkolu istatistikleri ile birlikte ele  alındığında durumun iyi olmadığı açıktır.

İşkolu İstatistikleri

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın her altı ayda bir yayınladığı işkollarında işçi sayıları ve sendikaların üye sayılarına ilişkin Ocak 2018 istatistiklerine göre durum şöyle:

Toplam işçi sayısı: 13 milyon 844 bin 196 işçi.

Toplam sendikalı işçi sayısı: 1 milyon 714 bin 397 işçi.

Sendikalaşma oranı: 12.38

Rakamlara göre 14 milyonu aşkın işçi kayıt dışı çalışma durumundadır. Kayıt altında çalışan işçilerin küçük bir bölümü sendikal alanda örgütlüdür. Örgütlü olan kesimde sendika bürokrasisinin, işbirlikçi, sarı sendikal anlayışın egemenliği altında.

İstatistiklere göre konfederasyonların üye sayısı şöyle:

Türk İş: 925.039

Hak İş: 615.301

DİSK: 149.187

Tüm İş: 336

Birlik İş: 381

Bağımsız: 24.153

Toplu sözleşme hakkından yararlanan işçi sayısı kağıt üzerinde görünenden daha azdır.

Rakamların gösterdiği tek bir gerçek var: İşçi sınıfı sendikal alanda bile örgütlü değil.

Ne yapmalıyız?

Geleceği kazanmak için var olan objektif durumu doğru tahlil etmeli, doğru sonuçlar çıkarmalıyız. Ne ise o! Değiştirmek için olan durumu doğru tahlil etmeliyiz. İşçi sınıfı hareketi genel olarak zayıf olduğu bir dönemi yaşıyor. Hareket saldırı değil savunma konumunda. Kazanılmış kimi haklar, mücadele geri düzeyde seyrettiği için kaybediliyor. İşçi sınıfı içinde sol, devrimci, komünist örgütlenme zayıf. İşçi sınıfının mücadele etmesi için yeterli neden var. Fakat işçi sınıfı ne kendi gücüne, ne sola, ne de sendikalara güveniyor.

İşçi sınıfının uyanması, bilinçlenmesi, örgütlenmesi için sınıf bilinçli işçilere çok iş düşüyor. Bıkıp usanmadan, uzun vadeli düşünerek, sabırlı davranarak işçi sınıfı içinde çalışmalıyız. Uyandırma, bilinçlendirme, örgütleme çalışması yürütmeliyiz. Faaliyetin temel amacı işçi sınıfının öncülerini kazanma çalışması, sınıfın öncüsünü işçi sınıfı partisi içinde örgütleme çalışması olmak zorundadır. Bugünün esas görevi işçi sınıfının Bolşevik tipte partisini inşa etme çalışmasıdır. Bu çalışmanın merkezinde işçi sınıfının öncüsünü kazanma çalışması durmalıdır.

Kapitalizmde bize gelecek yok! Sömürüye, baskılara, gerici savaşa, faşizme, her türlü gericiliğe karşı mücadele dışında başka seçeneğimiz yok.

Unutmayalım: Mücadele eden kazanabilir, mücadele etmeyen baştan kaybetmiştir!

Ücretli kölelik zincirlerini kıralım, geleceğimizi kazanalım!

5 Mart 2018

 

Paylaş