YENİ İŞÇİ DÜNYASI EYLÜL SAYISI

Okumak için: http://ydicagri.com/pdf/dergiler/isci/09-2018.pdf

 

KRİZİN FATURASINI KRİZİ YARATANLAR ÖDESİN!

ABD emperyalizmi Erdoğan iktidarını hizaya getirmek için mali alanda operasyon yürütüyor. Dolar karşısında Lira değer kaybediyor.  Mali operasyonun geri planında ABD ile T.C arasında çeşitli konularda varlığını sürdüren çelişkiler yatıyor.

Krizin nedenleri

AKP hükümeti Dolar bazında borçlanmaya dayalı hızlı büyüme siyaseti izledi.

Dolar’a dayalı borçlanma arttı. ‘Sıcak para’ olarak tabir edilen spekülatif sermaye ülkeye aktı. Hızlı büyüme siyasetinin sonucu, dış borçların, cari açığın artması, Lira’nın sürekli değer kaybetmesi, enflasyonun artması olmuştur. Bu ekonomik siyaset uzun süre sürdürülebilir bir siyaset değildir. Dolar’a dayalı büyüme siyaseti, Dolar’ı borç olarak verenlerin, ekonomiye müdahalesini de kolaylaştırmıştır. Şimdi olan da budur. Spekülatif para/sermaye ülkeyi terk etmektedir.  

2012’den bu yana RT Erdoğan yönetimi, Batılı emperyalistler  için istenmeyen bir yönetimdir. RT Erdoğan yönetimi Batılı emperyalistlerin siyasi, ekonomik her istediğini yapan bir yönetim olmaktan çıkmıştır.  

Ortadoğu, Kürt meselesi, Filistin sorunu, Gülen meselesi, Halk Bankası davası, Andrew Brunson başta olmak üzere 15 ABD vatandaşının tutuklanması, Rusya ile S-400’ler alınması için anlaşılması, son olarak İran’a ambargo konusu vb. konularında ABD ile T.C arasında çelişkiler/çıkar dalaşı  var.

Trump yönetiminin T.C’yi anda yöneten siyasi iktidarı hizaya çekmek, ABD’nin siyasetini kabul etmesi için yürüttüğü mali operasyonun reel ekonomiye  yansıyacaktır.

Yaşanılan kriz, mali/finans krizidir. Kriz süreç içinde reel ekonomiye yansıyacaktır. Şimdi olan kriz mali kriz, gelmekte olan kriz ekonomik krizdir.

Krizin sorumlusu biz değiliz!

Krizin sorumlusu üreten ve yaratan işçiler, emekçiler değildir.

Tekelci burjuvazi daha da büyümek/yayılmak için borç ile büyümek istedi. Bunu gerçekleştirdi de.  Devlet, hükümet tekelci burjuvazinin istediği siyaseti uyguladı. Bu siyasetin sonucu gelinen yerde kriz oldu.

Krizin sorumlusu daha da büyümek isteyen tekelci burjuvazi ve tekelci burjuvazinin siyasetini uygulayan RT Erdoğan yönetimidir. Genel olarak sermayenin çıkarlarını korumakla mükellef devlettir. Krizin sorumlusu kim ise faturasını da o ödemelidir.  

Burjuvazi, devlet, hükümet el ele krizin yükünü işçilerin, emekçilerin sırtına yüklemek istiyorlar. Buna sessiz kalmayalım, izin vermeyelim!

Krizler tekeller için bir dönüm noktasıdır. Burjuvazi için kriz fırsatlar sunar. Büyükler daha da büyüyecek, küçük ve orta olanlar tekeller içinde eriyecektir.

Mali krizin işçilere, emekçilere yansıması, alım gücünün düşmesi, enflasyonun artması, işsizlik, daha da yoksullaşma vb. olacaktır.

Aynı gemide miyiz?

Diyorlar ki “aynı gemideyiz”, “gemi batarsa hepimiz batarız!” Yalan söylüyorlar. Aynı gemide değiliz. İşçiyi sömüren patron ile işçi aynı gemide değildir. İşçiler, emekçiler, ezilenler ile kapitalistler  ve onların çıkarlarını koruyan devlet ile aynı gemide değildir.

Ücretli emek sömürüsü üzerine yükselen kapitalizm doğası gereği sürekli kriz üretir. Daha fazla kar dürtüsüyle yapılan üretim, insanların ihtiyacından çok üretildiği için, pazarlar dolunca ekonomik  krize yol açar. Spekülatif alanda dolaşan para sermaye yer yer mali krize neden olur. Genel olarak sosyalist devrime gebe kapitalizm genel bunalım içindedir.  Bu krizlerin nedeni kapitalist sistemdir. Kapitalizm var oldukça krizler de olacaktır.

“Aynı gemideyiz, gemi batarsa hepimiz batarız!, Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız!” masalları ile bizi uyutmalarına izin vermeyelim..

Aynı masalları sendika ağaları da bize anlatıyor.

Türk İş Başkanı Ergün Atalay kriz hakkında bir açıklama yaptı. Atalay, “Türk-İş olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazır olduğumuzu herkese duyurmak istiyoruz. İşçilerimiz bugün de elini taşın altına koymaktan çekinmeyecektir” dedi.  

DİSK ise “krizi yüzde 1 yarattı, bedelini yüzde 99 ödemeyecek!” şiarıyla kimi kentlerde katılımın düşük olduğu basın açıklamaları yaptı.

Sendikalar işçilerin örgütlendikleri kitle örgütleridir. Sendikalar patronlara karşı işçilerin haklarını savunmalıdır. Sendikalarda köşe başlarını ele geçirmiş sendika bürokratları, sendika ağaları; sermayenin çıkarlarını savunuyorlar. Sermayenin krizine işçileri ortak etmek istiyorlar. İşçiler buna izin vermemelidir.  Sermayenin, devletin, siyasi iktidarın sorumlu olduğu bir krizin yükünü işçiler çekmemelidir.

Krizin yükünün işçilerin, emekçilerin sırtına yüklenilmesini engellemenin tek yolu örgütlü mücadeledir.

Krizleri üreten kapitalizmi ortadan kaldırmanın yolu, işçi sınıfı önderliğinde birleşmiş emekçilerin devrimidir.

Krizsiz bir dünya mümkündür.. Sadece sosyalizmde!...

26 Ağustos 2018

 

Paylaş