http://ydicagri.com/pdf/dergiler/isci/10-2018.pdf

İNŞAAT İŞÇİLERİ KÖLE DEĞİLDİR!

3. Havalimanı inşaatında çalışan binlerce işçi, kötü çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 14 Eylül Cuma sabahı direnişe geçti. Kölece çalışma koşullarında çalıştırılan, insanlık dışı barınma, beslenme ve ulaşım koşullarına maruz bırakılan, iş cinayetlerine kurban giden işçiler isyan etti. İşçilerin haklı talepler temelinde başlattıkları direnişe, sermayenin çıkarlarını korumakla görevli devlet güçleri saldırdı. 15 Eylül Cumartesi sabaha saat 03’te polis ve jandarma işçilere saldırdı. Koğuş kapıları kırılarak içeri girildi. İşçiler darp edildi. Aralarında çok sayıda öncü işçi ve İnşaat İşçileri Sendikası yöneticisinin de olduğu 543 işçi gözaltına alındı. Gözaltında alınan yüzlerce işçiden 19 işçi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 24 işçi ise tutuklandı.

İşçiler ne istiyor?

İşçilerin İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş.'ye ilettiği talepler şöyle: Eyleme katılan işçiler işten çıkarılmasın! Habersiz işten atılanlar işe iade edilsin! Servis sorunu çözülsün! Yatakhaneler ve banyo düzenli temizlensin! Tahtakurusu sorunu çözülsün, yataklar değişsin! İşçilere tedavileri için gerekli sağlık malzemeleri revir tarafından verilsin! Maaşların tamamı hesaba yatsın, elden maaş verilmesin! Geçmişe dönük maaşlar ödensin! 6 aydır maaş alamayan arkadaşların ödemeleri yapılsın! İşçiler ve formenler aynı yemekhanede yemek yesin! Bu sorunları bildikleri halde müdahale etmeyen İCA yetkilileri işten atılsın! İş cinayetleri çözülsün! İşçi kıyafetleri verilsin! Serviste geçen süre mesai olarak verilsin! Basın karşısında bu maddeler okunsun!

İşçilerinin talepleri ve mücadelesi meşrudur!

 Üreten ve yaratan işçi sınıfıdır. Sermayeyi sürekli çoğaltan işçilerin patronlar tarafından el konulmuş, karşılığı ödenmeyen emeğidir. Ücretli emek sömürüsü patronları zenginleştirirken, işçiler yoksulluk içinde yaşam savaşı veriyor. Zenginliğin yaratıcısı işçilere tahta kurusunu reva gören, ücretlerini düzenli ödemeyen, servis sorunu çözmeyen, sağlıksız koşullarda barınmalarını sağlayan, kötü çalışma koşullarının sorumluları patronlardır. Kötü çalışma koşullarının düzletilmesini istemek, mücadele etmek suç değildir. Devlet, işçilere tahta kurusunu reva gören patronların çıkarını koruyor!

Hak verilmez alınır!

Haksızlıklara, kötü çalışma koşullarına karşı mücadele etmek haktır, meşrudur. Biz üretmesek, patronlar ve onların devleti felç olur. Biz durursak hayat durur. Toplumun büyük çoğunluğunu biz oluşturuyoruz. Gerçek güç biziz, fakat gücümüzün farkında değiliz. Çünkü örgütlü değiliz. Bölük, pörçüğüz. Patronlar, kapitalistler ve onların devleti karşımızda örgütlenmiş güç olarak duruyor. Sınıf olarak örgütlenmeliyiz. Sınıf olarak örgütlenmedikçe, örgütlü güç olarak hareket etmedikçe hiçiz. Bunun için gerekli olan bilinçlenmek, gücümüzün farkına varmak, örgütlenmek, örgütlenmektir…

Aynı ozan Emekçi’nin bir marşında söylediği gibi:

“Durma öyle, boynu bükük çaresiz.

Sen de k atıl yük selen kavgamıza.

Ne kaderdir, ne de sonsuz çektiğimiz acılar.

Yıkılacak en sonunda sömürücü zorbalar.

Çalışan biz, yaratan biz, biz açız.

Sömüreni sırtımızda taşırız.

Neden böyle öfkemizi içimizde saklarız.

Haklı biziz, güçlü biziz, bunu anlamalıyız.”

K a p i t a l i z m i y ı k a l ı m !

Örgütlenelim!

Halk demokrasisi, sosyalizm, komünizm için mücadele edelim!

25 Eylül 2018

Paylaş