23 HAZİRAN'DA PARLAMENTARİZM VE KİTLE KUYRUKÇULUĞUNA KARŞI DEVRİMCİ MÜCADELENİN BAYRAĞINI YÜKSELTTİK

7 Haziran 2015’te solun geniş kesimlerinin de desteklediği HDP’nin seçim başarısı ile seçimlerden hep galip çıkma iddiasını taşıyan AKP gericiliği ilk seçim yenilgisini aldı.

AKP, MHP’ye tutunarak girdiği 2019 yerel seçimlerinde önce 31 Mart’ta, sonra 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde büyük bir seçim yenilgisi daha aldı. İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya büyükşehir belediye başkanlıklarını kaybetti.

Bu seçimlere iki gerici, burjuva ittifaktan birini destekleyerek, daha doğrusu gerici Millet İttifakı’nın gölgesinde kaybolmayı kabul ederek katılan solun neredeyse tamamı 31 Martı olduğu gibi, bilhassa 23 Haziran seçimlerini «demokrasinin zaferi» olarak kutladı. Bu kutlamalar demokrasiye ekmekten ve sudan fazla muhtaç olan işçilere, emekçilere, ezilenlerin seçimlerden kazançlı çıktığı yanılsamasını yaymaya hizmet ediyor. Oysa bu seçimlerin en büyük kaybedeni emekçiler ve ezilenler, demokrasiye sahiden ihtiyacı olanlar olmuştur.

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini açık ara farkla Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını «demokrasinin zaferi» «halkın iradesinin sandığa yansıması» vb. çığlıklarla ve adeta «biz kazandık!» diye kutlayan solun muhtelif kesimlerinin, aslında kendilerinin katılmadıkları seçimlerden kazanarak çıktıklarını ima etmeleri siyaseten devrim iddiasından vazgeçmenin utangaçça ilanıdır. Katılmadıkları, yarışan iki gerici bloktan birinin kuyruğunda sürüklendikleri seçimlerin galibi olmakla övünmek bundan başka bir anlam ifade etmemektedir.

23 Haziran seçimleri tastamam burjuva parlamentarizminin zaferidir. Asıl ödevi ve işlevi burjuva diktatörlüğünün bu biçiminin yıkılıp parçalanmasına önderlik etmek olanların, bu zaferden kendilerine pay çıkarmak istemeleri asıl iddialarını terk ettiklerinin yüksek sesle ilan edilmesinden başka bir şey değildir.

23 Haziran seçimleriyle birlikte, bu seçimlere iki gerici, burjuva ittifaktan birinin kuyruğunda sürüklenerek katılanlar, seçim sonuçlarının belli olmasından itibaren bir «Üçüncü Yol» söylemine sarıldılar. Ne zamandan beri iki gerici ittifaktan birinin kuyruğuna takılmak üçüncü bir seçenek olmaktadır?

“Üçüncü Yol” Cumhur ve Millet İttifakı’ndan bağımsız siyaset izlemeyi gerektirir. Üçüncü yolcuların bu konumda olmadıkları açıktır.

Esasen bu üçüncü yol yanılsaması tastamam gerçek seçenekleri örtbas etmenin en bayat ve ne yazık ki en revaçtaki yoludur.

Tam aksine, Millet İttifakı’ndan bağımsız olamayan üçüncü yol söyleminin seçenek olmadığını göstermek, bütün gericilikleri karşısına alarak «demokrasi için tek yol devrim» deme cüret ve cesaretini göstermek devrimcilerin görevidir.

YDİ Çağrı ve KöZ 23 Haziran seçiminde, bu görevin sorumluluğunu birlikte omuzlayarak seçimlerin hiç bir gerekçesi ve dayanağı olmadan yenilenmesi oyununa ortak olmayacaklarını birlikte açıklamak üzere, emekçilerle ezilenlerin çıkarlarını savunma iddiasında olan tüm kesimleri bu oyunu boykot etmeye çağırdılar.

Bu boykot çağrısının ne kadar karşılık bulup bulmadığından bağımsız olarak seçimlerdeki tek doğru tutum ve tek devrimci yol bu tutumda ifade bulmaktadır. Seçmenlerin büyük çoğunluğunun bu çağrıya kulak asmadığı aşikârdır. Ama kitlelerin hangi yöne savrulduğunu tespit etmek, onların peşinde sürüklenmek için mazeret arayanların işi olmalıdır. Asıl hazin olan kitlelere doğru yolu, tek devrimci seçeneği gösterme iddiasını taşıyanların körü körüne hâkim ideolojinin etkisi altındaki kitlelerin peşinde sürüklenirken bir üçüncü yol takip etme iddiasını taşımalarıdır.

KöZ ve YDİ Çağrı, seçimlerde iki gerici, burjuva blok karşısında tek devrimci seçeneğin bu seçim tekrarlama oyununu reddetmek, boykot etmek olduğunu aktif bir kampanya ile savunma sorumluluğunu üstlendiler. Bu tutuma sol adına hareket etme iddiasını taşıyan herkesi ortak etmek için gayret ettiler. Bu çağrılara ne kadar kesimin icabet ettiğini hesaplamayı demokrasi mücadelesini oy pusulalarını saymaya indirgeyenlere bırakıyoruz.

Bizce seçimlerin asıl kaybedeni işçiler, emekçiler ve ezilenler olmuştur. Onlar gerici, burjuva ittifakların peşine takılmakla, onlardan birini umut olarak görmekle, onları oylarıyla desteklemekle, aslında kendilerini ezen, sömüren, baskı altında tutan burjuva devlete, kapitalist sisteme oy vermekle kaybetmişlerdir.

23 Haziran seçiminde asıl başarı akıntıya karşı yüzme cesaretini göstererek Marksizm Leninizm’in ilkelerine sahip çıkma kararlılığını gösterebilenlerindir.

Bu ilkesel tutumu ikircimsiz biçimde savunup buna bütün solu katma gayretini göstererek akıntıya karşı yüzme cüretini gösterenler sol maskeli oportünistlerin maskesinin düşürülmesini sağlamışlardır. Bütün oportünistlerin hiddetle bu çabalara karşı çıkmasının ardındaki sır bundan ibarettir.

İşçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin kazanmasının belirleyici koşulu da, bu seçimlerde KöZ ve YDİ Çağrı’nın gösterdiği tutumu benimseyen, bilimsel sosyalizmin esaslarına bağlı kalma iddiasını elden bırakmayan,  komünist bir partinin inşası/yaratılmasıdır.

8 Temmuz 2019

YENİ DÜNYA İÇİN  ÇAĞRI

KÖZ

          

Paylaş