YEMİN SAÇMALIĞINA SON!

27. dönem meclisi 7 Temmuz cumartesi günü günü meclisin andaki en yaşlı milletvekili olan İyi Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz başkanlığında açıldı. 

Milletvekilleri Mecliste tek tek yemin ediyor.

Milletvekili yemini, Milletvekili sıfatının resmen kazanılması için yerine getirilmesi gereken bir şart. Bu yemin edilmeksizin, Milletvekili seçilmiş olsanız bile Milletvekili sayılmıyor, meclis çalışmalarına katılamıyorsunuz.
Anayasanın 81. Maddesinde:

“TBMM üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde and içerler:
Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim." deniyor.
27. meclise seçilmiş milletvekillerinin tek tek bu yemini etmeleri gerekiyor.

Milletvekili yeminin kendisi çok uluslu bir devlet olan Türkiye’de Kürt milletini, Türk olmayan bütün milliyetleri “Türk Milleti”ne dahil ederek, Türk dışındaki milliyetlerin varlığını reddeden ırkçı-Türkçü bir yemindir. Bu yemin aynı zamanda Atatürk ilke ve inkılaplarına atıf yaptığı yerde, Atatürkçülüğü devletin resmi ideolojisi olarak ilan eden ve Milletvekillerini bu ideolojiye bağlı kalacakları konusunda yemin ettiren, demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir yemindir. Öyle bir yemindir ki bu, bu yemini eden Milletvekillerinin küçümsenmeyecek bir bölümü bu yemini kerhen etmek zorunda bırakılmaktadır. 
Kendini Kürt kimliği üzerinden de tanımlayan bir milletvekilinin “büyük Türk milleti önünde”, “milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağına“, “namusu ve şerefi üzerine ant içme” zorunda bırakılması demokrasi adına büyük bir aymazlık ve ayıptır. Bugün Türkiye’de parlamenter mücadele yürütmek isteyen bir Kürt, bir Ermeni, bir Ezidi, bir Roman açıkça yalan söylemek zorunda bırakılmaktadır.
Bu ırkçı, Atatürkçü ayine son verilmesi, insanların yalan yemin etmeye zorlanmaması eğer demokrasiden söz edilecekse yapılacak ilk işlerden biridir. Tabii bu yeminin zemini var olan ırkçı-faşist Anayasa'dır. Bu Anayasa'nın kökten reddi ve yeni bir Anayasa’nın yazılması bugün burjuva demokrasisi açısından da yasal alanda Türkiye’nin en önemli sorunudur.

Milletvekillerinin yasama görevine başlamadan önce yemin etme saçmalığına son verilmelidir!

07.07.2018

 

Paylaş