BU SAVAŞ BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL!

SAVAŞA HAYIR!

Bir süreden beri hazırlıkları, pazarlıkları yapılan Rojava’yı –Batı Kürdistan- işgal harekatı, emperyalist büyük güçlerle yapılan pazarlıklar ertesinde 9 Ekim’de başladı.

Savaşın adına “Barış Pınarı Harekatı” adı verildi.  Bir yandan işgal için savaş yürüt, diğer yandan işgalin adına “barış” ismi ver! Savaşın adına “barış” adının verilmesi sahtekarlıktır.

SAVAŞ NE İÇİN?

Türk devleti savaşın amacını “Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı”, Suriyeli göçmenlerin geri dönmesi için “Güvenli Bölge” oluşturmak olarak açıkladı. Tüm dünya Rojava’da DAİŞ/IŞİD’in olmadığını, IŞİD’in bizzat YPG tarafından Rojava’dan sökülüp atıldığını biliyor.

Savaşın esas amacı, PYD önderliğinde Rojava’da yaratılmış olan özerk bölgeyi ortadan kaldırmak, demografik yapıyı değiştirmek, sömürgeci devletinin güney sınırlarını mümkün olduğunca büyütmektir.

Ama sadece bu değil!

Suriyeli sığınmacıları yerleştirmek  için, “Güvenli bölge” oluşturmak için savaşıldığı da büyük bir yalandır. Suriyeli sığınmacıları ülkelerine dönmesini sağlamak adına, Suriye’de işgal ettikleri alanlara yeni alanlar eklemek istiyorlar. Bunu da “Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma” adına yapıyorlar.

Türk devletinin derdi Suriyeli sığınmacılar değildir. Sığınmacılar meselesi işgale geçirilen  kılıftır sadece.

Yıllardır Suriye’de yürüyen emperyalist bir paylaşım savaşı var. Türk devleti bu savaşta yer alan aktörlerden biridir. Devlet ve onun çıkarlarına hizmet ettiği tekelci burjuvazi paylaşım savaşından pay kapmak istiyor. Suriye’de işgal ettiği alanlara yenilerini eklemek istiyor. Ortadoğu’da emperyalist bir güç olma hedefi güdüyor. Bu yönde adımlar atıyor. Bunun için dışarıda saldırgan, işgalci bir siyaset izlerken, içeride koyu faşizm uyguluyor. Tekelci burjuvazinin bu siyasetini bugün AKP, MHP uyguluyor. Bu siyaset tek başına Erdoğan’ın, AKP’nin siyaseti değil, büyük burjuvazinin siyasetidir. İktidardaki siyasi parti değişse de bu siyaset değişmeyecektir.

EMPERYALİSTLERDEN DOST OLMAZ!

Ne Rusya ne de ABD Kürtlerin dostudur. Emperyalizmde belirleyici olan dostluk değil çıkarlardır. Çıkarlar için hareket edilir. Çıkarlar için her türlü alavere-dalavere yapılır.

Bir kez daha emperyalistlerin dost olmadığı, emperyalistlerin çıkarları temelinde, güya destekledikleri halkları her zaman satabilecekleri görüldü.  

Bu işgal savaşı ABD, Rusya’nın onayı olmadan gerçekleşemezdi. Yürütülen pazarlıklar sonucu Türkiye, ABD ve Rusya ile anlaştı. Ne karşılığında anlaştıkları önümüzdeki günlerde net olarak görülecektir.

SAVAŞA KARŞI ÇIKALIM!

Rojava’yı işgal savaşı bizim savaşımız değil. Bu savaş Rojava halkları için yıkım demektir. Kan, gözyaşı, yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmak, göç yollarına düşmek demektir. Bu savaş Türk devletinin emperyalist yayılmacı siyasetinin ürünü olan, sermayenin çıkarları için yürütülen bir savaştır. Bu savaştan işçilerin, emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. 

İçeride savaş histerisiyle şovenizm azdırılıyor. “Vatan, millet, sakarya” edebiyatıyla kitleler şovenizm zehiriyle zehirlenmek isteniyor.

Bu savaştan işçilerin, emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Savaştan çıkarı olan sömürgeci Türk devleti, kar peşinde koşan tekelci burjuvazidir.

Devletin çıkarları söz konusu olunca bilimum düzen partileri, AKP, MHP, CHP, İP, SP, VP, BBP vs. tek bir cephede bir araya geliyorlar.Bir kez daha aralarındaki kavganın iktidar kavgası olduğu, devletin bekası söz konusu olunca hepsinin aynı olduğu ortaya çıkıyor.

Türk devletinin, burjuvazinin emperyal çıkarları için yürütülen savaş bizim savaşımız değil.

Ezilenlerin ezenlere, işçilerin burjuvaziye, ezilen halkların sömürgeciliğe, emperyalizme karşı savaşları haklı savaşlardır. Bizim desteklememiz gereken savaşlar bunlardır.

İşçilerin, emekçilerin düşmanı başka uluslar değil. Düşman ne Araplar, ne Kürtler, ne Ermeniler, ne de Yunanlılar değildir.

KÜRT ULUSUNA AYRILMA HAKKI!

Her ulusun istediği biçimde yaşama hakkı olduğu gibi Kürtlerin de istedikleri biçimde yaşama hakkı vardır. Suriyeli Kürtler, isterlerse bağımsız devlet biçimde yaşayabilecekleri gibi Suriye devletinin parçası olarak federasyon, özerklik biçiminde de yaşama hakkına sahiptirler. Başta Türk devleti olmak üzere, hiçbir devletin bu hakkı ortadan kaldırmaya hakkı yoktur.

İşçileri, emekçileri sömüren, ezen, onları ulusal, dinsel temelde bölen, onları birbirine düşman eden kapitalist sömürü düzenidir.

İşsizlik, yoksulluk artıyor. Zam üstüne zam yapılıyor. Enflasyon yükseliyor. Hak arama eylemleri faşist terör ile bastırılıyor. Eziliyoruz, sömürülüyoruz. Hakkımız olanı alamıyoruz. Eziliyorsak, sömürülüyorsak, hakkımız olanı alamıyorsak,  bunun sorumlusu Rojava’daki Kürtler/halklar değil. Bu durumda olmamızın sorumlusu, sömürgeci devlettir. Kapitalist sömürü düzenidir.

ROJAVA HALKLARIYLA DAYANIŞMAYA!

TÜRK ORDUSU SURİYE’DEN, ROJAVA’DAN KAYITSIZ ŞARTSIZ GERİ ÇEKİLMELİDİR!

TÜM EMPERYALİSTLER, YABANCI GÜÇLER SURİYE’DEN DEFOLUN!

YAŞASIN KÜRT ULUSUNUN AYRI DEVLET KURMA HAKKI!

İŞGALCİ SAVAŞA, ŞOVENİZME, IRKÇILIĞA, MİLLİYETÇİLİĞE HAYIR!

YAŞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ!

10 Ekim 2019

YENİ DÜNYA İÇİN ÇAĞRI

 

Paylaş