TÜRKİYE’DE KADIN İŞÇİ OLMAK

İşçi ve emekçi kadınların dünyanın neresinde olursa olsun ayrımcılığa uğradığını biliyoruz. En ileri kapitalist ülkelerde de kadınlar hayatın her alanında ayrımcılığa ve erkeklere göre daha fazla sömürüye maruz kalıyor.

Söz konusu Türkiye/Kuzey Kürdistan olduğunda bu ayrımcılık ve sömürünün boyutları daha da artıyor.

Kadınlara yönelik fiziksel şiddet, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz vs. artık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda.

Kadına yönelik ayrımcılığın bir diğer yanı kadınların iş hayatında karşılaştıkları uygulamalardır. Kadına yönelen baskılardan söz ederken genelde şiddet aklımıza gelse de, iş hayatındaki ayrımcılık ve sömürü işçi ve emekçi kadınların en önemli ezilme biçimlerinin arasında yer almaktadır.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) 2017 yılında, ‘Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği’ başlıklı bir araştırma yayınladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden de yararlanılarak oluşturulan araştırmada genel olarak işçi sınıfının çalışma ve yaşama koşulları yanında işçi kadınların çalışma ve yaşama koşullarını; yaptıkları işleri, ücret seviyelerini, işyerinde yaşadıkları ayrımcılığı ele alıyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de işçi sınıfının yüzde 71’i erkeklerden, yüzde 29’u ise kadınlardan oluşuyor. Bu sonuç kadınların istihdam içindeki oranının erkeklere göre çok daha düşük olduğunu gösteriyor. TÜİK Hane Halkı İşgücü Araştırmasına göre de toplam istihdam içerisinde kadın ücretli çalışan sayısının oranı yüzde 31 iken, bu oran erkeklerde yüzde 69’a çıkıyor.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadınlar en çok hizmetler sektöründe çalışıyor, tarımda kadın işgücü azalıyor, sanayide ise sınırlı da olsa bir artış söz konusu.

TÜİK in bu verisi araştırmada yer alan oranlarla örtüşüyor. Araştırmaya göre Türkiye’de kadınların yaptıkları mesleklere bakıldığında esas olarak hizmetler sektöründe çalıştırılıyorlar. Araştırma sonuçları kadınların yüzde 32,6’sının, erkeklerin ise yüzde 25,4’ünün hizmet ve satış elemanı olarak çalıştığını gösteriyor. Büro hizmetlerinde çalışan kadınların oranı yüzde 15,4 iken erkeklerin oranı yüzde 5’dir.

Kadınların cinsiyet olarak en çok ayrımcılıkla karşılaştıkları alanlardan biri yönetim kademeleridir. Parti yönetimlerinden, sendika yönetimlerine, dernek yönetimlerinden, şirket yönetimlerine kadar kadınlar yok denecek kadar azdır.

Yardımcı profesyonel meslek gruplarında çalışan erkeklerin oranı yüzde 5,6, kadınların oranı ise yüzde 3,8’tür. Zanaatkâr ile ilgili işlerde çalışan erkeklerin oranı yüzde 29,4, kadınların oranı ise yüzde 11,3’de kalıyor.

Araştırma sonuçlarına göre erkeklerin yüzde 2’si yönetici olarak çalışırken, kadınların yönetici olarak çalıştıkları işlerin oranı yüzde 1,7 ile sınırlı kalıyor. “Araştırma sektörlerin, yapılan mesleklerin cinsiyete göre belirlendiğini, çalışma hayatında kadınlara yönelik işlerin,  cinsiyetçiliğin devam ettiğini göstermektedir.

Kadınların Kıdem Süresi Erkeklere Göre Daha Kısa

Kadınların bir işte çalışma süreleri, dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanması erkeklerin ancak yarısı kadardır.

1 yıldan az süreli çalışan kadınların oranını 4,2 iken erkeklerde bu oran 2,5 civarındadır. 1 yıl sonra işten ayrılan kadın oranı yüzde 11,6 iken erkeklerin oranı 7,9’dur. Kadınlar erkeklere göre daha kısa süreli çalışıyorlar.

Araştırmaya göre 16 yıl ve üzeri çalışma süresine bakıldığında erkeklerin oranı yüzde 24’e yaklaşırken, kadınların oranı yüzde 13’te kalmaktadır. Kadınların istihdamda kalma süresi erkeklere göre daha kısa ve süreksizdir.

Genel olarak “kadın işi” daha düşük statülü, geçici, güvencesiz ve niteliksiz işlerden, buna karşılık “erkek işi” ise kadına göre daha sürekli ve güvenceli işlerden oluşmaktadır.

Bu konuda rapordaki verilere bakıldığında durum şudur:

Kadınların çalışma hayatında karşılaştıkları en önemli üç sorun düşük ücret, işsizlik ve sigortasız çalıştırılmadır. Araştırmaya göre, kadın işçilerin yüzde 78,7’si düşük ücreti çalışma hayatının en önemli sorunu olarak görüyor. Kadınların yüzde 74,5’i ise işsizliği çalışma hayatının en önemli ikinci sorunu olarak görüyor. Kadınların en önemli sorun olarak dile getirdikleri bir diğer konu uzun çalışma saatleridir.

Kadınların yüzde 43,1’i çalışma hayatında uzun çalışmayı sorun olarak belirtiyor.

Öte yandan kadın işçilerin yüzde 48,9’u sigortasız çalıştırılmayı önemli sorun olarak ifade ediyor. Sigortasız çalıştırma, kadın işçilerin en yoğun yaşadığı hak ihlallerinden birisidir.

Kadınlar Sendikalarda Yok

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sadece kayıtlı işçileri esas alan verileri bile kadınların sendikalaşma oranlarının oldukça düşük olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu verilere göre genel sendikalaşma oranı yüzde 12, kadınların sendikalaşma oranı yüzde 8, erkeklerin ise yüzde 14’tür. Diğer bir ifade ile kadınların en az yüzde 92’si sendikasızdır. Bu oran kayıtsız çalışan binlerce kadın işçiler hesaba katıldığında daha da yüksektir.

Araştırmaya göre kadın işçilerin aylık geliri asgari ücret seviyelerindedir. Kadınların yüzde 48,6’sı 1400-2000 TL arasında ücret alıyor.

Erkeklerin ise yüzde 49,2’si 1400-2000 TL arası ücret alıyor. Fakat cinsiyete göre ücret seviyelerine bakıldığında ise durum daha vahimdir. 2017 yılı için uygulanan 1400 TL asgari ücretten az ücret aldıklarını belirten kadınların oranı erkeklerden yüksektir. Kadınların yüzde 21,9’u 1400 TL’den az ücret aldıklarını belirtiyorlar. Aynı ücret seviyesinde ücret alan erkeklerin oranı ise yüzde 13,3’tür.

Buna karşılık asgari ücret ile 2000 TL ve yukarı ücret aldığını belirten kadınların oranı erkeklerden daha düşüktür. 2000 TL’den az ücret alan kadınların oranı yüzde 70,5 iken erkeklerin oranı yüzde 62,5’tir. 2000-4000 TL arası ücret alan kadınların oranı yüzde 22,9, erkeklerin aynı ücret seviyesindeki oranı ise yüzde 30,8’dir.

Kadın işçilerin işyerlerinde uğradığı önemli ayrımcılıklardan birisi cinsiyet ayrımcılığı.

Etnik köken, siyasi görüş nedeniyle uğranılan ayrımcılıkların yanı sıra kadınların yüzde 13,7’si cinsiyete dayalı ayrımcılık yaşıyor. Yüzde 8,6’sı ise işyerinde medeni durum/çocuk sahibi olma durumu nedeniyle ayrımcılık görüyor.

Kadınların işyerinde kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı ayrımcılıklar şunlar:

Yüzde 23,2’si çalışma hayatının ilk aşaması olan işe alımda ayrımcılığa uğruyor. Aynı iş ve pozisyonlar için ücret ve kazançlarda ayrımcılığa uğrayan kadınların oranın yüzde 12,6. Kadınların terfi ve atamalarında ayrımcılık yaşadığını düşünenlerin oranı yüzde 11,4’tür. İşyeri yöneticilerinin kadın işçilerin görüşünü alması konusunda ayrımcılık yaşandığını düşünenlerin oranı yüzde 11’dir. İşçilerin yüzde 9’u şirket içi eğitimlerde kadınlara yönelik ayrımcılık yaşandığını belirtiyor.

Kuşkusuz bu veriler ayrımcılık algısını ortaya koyuyor. Ayrımcılığın ne olduğu konusunda toplumda yeteri derecede bir algı ve bilinç oluşmadığından bu oranların düşük olması normaldir. Gerçek ayrımcılığın bu oranlardan çok daha yüksek olduğundan yola çıkılmalıdır.

Diğer bir önemli sorun kreş sorunudur. İşyerlerinde kreş ve çocuk bakım evleri gibi bakım hizmetlerinin olmaması kadınların üretime çekilmesinin önünde en önemli engellerin başında geliyor.

İşçilerin sadece yüzde 2’si işyerlerinde kreş olduğunu ifade ediyor. Anlaşmalı kreş desteği veren işyerlerin oranı ise %7. İşçilerin yüzde 86’sı işyerlerinde çocuk bakım desteğinin olmadığını belirtiyor.

Kreş hakkı güya yasal haktır. Fakat bu araştırmanın da gösterdiği gibi neredeyse hemen hemen hiç uygulanmadığı gibi işverene de herhangi bir yaptırımı yoktur.   

Burjuva sistemde kağıt üzerindeki bir çok hak kağıt üzerinde kalıyor. Bu yasaların pratiğe uygulanması bir dizi zorlu mücadeleyi gerektiriyor.

Kapitalist sistem;  kadınlar için ayrımcılık, sömürü, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik, erkek şiddeti demektir.

Kadınların ezilmişliğinin gerçek anlamda son bulması bu sistemde mümkün değildir. Bu sistemi ortan kaldırılmasına en çok işçi ve emekçi kadınların ihtiyacı vardır.

Mart 2019

 

Paylaş