“TOPYEKÜN İMHA” SİYASETİNE KARŞI TOPYEKÜN DİRENİŞ!

Sömürgeci faşist Türk devletinin Kürt ulusal kurtuluş mücadelesini boğma çabası sürüyor. Bu çaba çeşitli yeni olmayan yöntemler de devreye sokularak genişletiliyor. Son olarak Diyarbakır Büyük Şehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak, Fırat Anlı gözaltına alındı. 
Halkın iradesi ayaklar altına alınıyor, sömürgeci devlet, onu anda yöneten AKP hükümeti dizginsiz, açık faşist terör uyguluyor. 
Demokratik siyaset yapan HDP, DBP il ve ilçe örgütleri kapılar kırılarak basılıyor, yöneticiler, üyeler gözaltına alınıyor, keyfi uygulamalar yapılıyor. 
Sömürgeci faşist devlet ve AKP hükümeti meclisteki Kürt siyasi temsilcilerini de susturmaya çalışıyor. HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve onlara hapis yolunun açılması için düzenlemeler yapılıyor. 
Ağızlarını her açtıklarında “halkın iradesinden”, kendilerinin “milletin teveccühüne mazhar olduğundan” vs. vs. bahseden AKP hükümeti, Kürdistan illerinde halkın ezici çoğunluğunun oyunu alarak işbaşına gelen belediye başkanlarını görevden alıyor, yerlerine kayyum atayarak halkın iradesini yok sayarak ne kadar çifte standartçı olduğunu ortaya koyuyor. Ama Kürt sorununda herşeyin savaşa endekslenmiş olduğu durumda bunun önemi yoktur. Tam tersine kayyum sömürgeci faşist devletin ve onu anda yöneten AKP hükümetinin Kürt sorununda izlediği sömürgeci-faşist savaş politikasının tipik sonuçlarından sadece birisidir.
AKP hükümeti ve faşist devlet Kürt halkının kendi siyasi kurumlarına olan desteğini en aza indirmek için sistemli bir sindirme, korkutma, yıldırma çabası içindedir. PKK sempatizanı olarak bilinen herkesin korkutulması, gözaltına alınması, tutuklanması, işkencelerden geçirilmesi, gözaltında kaybedilmeye çalışılması... yabancısı olunmayan, yıllardan beri uygulanan devlet ve AKP hükümetinin edimlerindendir. 
Ancak 30 küsur yıldan beri sürdürülen bu imha ve inkâr siyasetinin çözümsüzlük olduğu, olacağı açıktır. Kuzey Kürdistan’da yürüyen savaş kör bir savaştır. Ne devlet PKK’yi, ne de PKK devleti yıkacak güçtedir. Gerçekte olan Türk ve Kürt yoksullarına olmaktadır. Savaşın halklara getireceği olumlu birşey yoktur. Gelinen noktada sömürgeci faşist devlet açısından, bölgedeki gelişmelerle birlikte ele alındığında faşist diktatörlüğü sürdürmekten başka yol yoktur. Kürt halkına ve onun andaki siyasi güçlerine de direnmekten başka bir yol yoktur.
Tüm bunlara rağmen biz yine de barış istemeye devam etmeliyiz. Bizim istediğimiz barış akan kanın durması anlamında bir barıştır. Biz, bugün savaşın sonlandırılması sonucu oluşacak bir barışın, kapitalist sistemin varlığı koşullarında, sömürgeci faşist devletin varlığı koşullarında yalnızca yürüyen savaşın durması anlamında bir barış olduğunun bilincindeyiz. Evet, bu barış, geçici ve güvenilmez bir barış olacaktır. Ama buna rağmen bugün Kuzey Kürdistan’da yürüyen savaşın sonlanması, ülkelerimizde yaşayan halklar açısından ve savaşın ağır yükünü taşıyan Kürt ulusu açısından olumlu ve gereklidir. Bu savaşın sonlanması, bir bütün olarak sınıf mücadelesi açısından gereklidir. Bugün direnen Kürt halkına en büyük destek, büyük kitlesel bir barış hareketini yaratmak için ciddi bir şekilde çalışmakla olur.
Bizim barış talebimizin bugünkü gündem dikkate alındığında gerçekleşme şansı yok denecek kadar azdır. Buna rağmen biz her fırsatta barışı talep etmeliyiz. Ve bilmeliyiz ki, barış talebi çeşitli ulus ve milliyetlerden işçi ve emekçi kitleler tarafından sahiplenilip savunulmazsa bir ajitasyon sloganından öte bir anlam taşımaz. Barış talebinin işçilere ve emekçilere anlatılması, kavratılması günün görevlerinden birisidir.
Savaşa karşı barış mücadelesinde de, emperyalizm var olduğu sürece, burjuvazinin egemenliği olduğu sürece gerçek ve kalıcı bir barış olamaz düşüncesi sürekli olarak kitleler içine taşınmak zorandadır. Fakat bu tabii ki anda yürüyen şu veya bu gerici savaşın durdurulması için mücadele etmenin engeli değildir.
Bugün Kuzey Kürdistan-Türkiye somut şartlarında şu talepler temelinde kitlesel bir barış hareketi yaratmaya çalışmak en acil görevlerden biridir.
Kuzey Kürdistan’da savaşa son!
Silahlar derhal susturulmalıdır! Barış hemen şimdi!
Faşizme karşı demokrasi, savaşa karşı barış mücadelesini yükseltelim!
Gültan Kışanak, Fırat Anlı derhal serbest bırakılmalıdır!

25.10.2016

Paylaş