TERMİK SANTRALLER VE ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI

Doğanın kirlenmesinde ülkelerimizin kanayan bir yarası olan Termik Santraller tekrar gündeme geldi. Yıllardır doğaya verdiği zararlarla çevrecilerin tepkisini çeken termik santrallere Anayasa Mahkemesi, 2014 yılında, Anayasa'nın "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir" içerikli 56. Maddesi'ne atıfta bulunarak filtresiz çalışan kömürlü termik santrallerin hava kirliliğine neden olarak insan ve çevre sağlığını tehdit etmesini Anayasaya aykırı bulmuştu. AYM, bu termik santrallere 2021 yılına kadar verilen filtresiz çalışma iznini iptal etmişti. Bu karara rağmen AKP  hükümeti, 2015 yılında yeni bir yasal düzenleme yaparak bu santrallere son olarak 31 Aralık 2019 tarihine kadar süre tanımıştı. AYM de 2017 yılındaki kararıyla 2019 yılı sonuna kadar santrallerin gerekli yatırımları sağlamasını zorunlu tutmuştu. Çevre taahhütlerini bir türlü yerine getirmeyen termik santrallere ödül gibi teşvikler verilirken son ödül ise 21 Kasım da TBMM tarafından, AKP ve MHP oyları ile  bu santrallere 2 buçuk yıl daha havayı kirletme izni verilmesi oldu.

Özellikle kış aylarının gelmesi ile kendini iyice hissettiren hava kirliliğinin en önemli nedenleri arasında fosil yakıt kullanımı sayılıyor. Türkiye'nin yarısından fazlasının ulusal standartlara göre kirli hava soluduğu ve kirli hava kaynaklı hastalıkların dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın ölümüne yol açtığı ifade ediliyor. Sanayi ve evsel fosil yakıt kullanımından kaynaklanan kirli havanın en çok hissedildiği iller arasında filtresiz termik santrallerin çalıştırıldığı Muğla, Çanakkale, Şırnak, Kahramanmaraş, Karabük, Kütahya, Manisa, Sivas, Zonguldak, Ankara, Bursa gibi iller geliyor.

TERMİK SANTRAL NEDİR?

Termik santraller katı, sıvı ve buhar halindeki yakıtlarda var olan kimyasal enerjiyi ısı enerjisine, ısı enerjisini hareket (kinetik) enerjisine, hareket enerjisini de elektrik enerjisine dönüştüren tesislerdir. Kısaca termik santraller kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüştüğü tesislerdir.

ÇEVREYE  ETKİLERİ

Bir termik santral yılda, 1,6 milyon ton taban külü ve uçucu külün yanı sıra, kükürt, dioksit ve zehirleyici etkisi olan karbon monoksit salgılıyor. Santrallerin bacalarından çıkan gazlar asit yağmuru oluşturarak,  yağan yağmurla toprağın kimyasal yapısı bozuluyor. Bu durumda, haliyle tarımsal verim düşecek, ağaçlar kuruyacak ve hayvancılıkla ilgili faaliyetler zarar görecek. Termik santralin kullanacağı su da bulunduğu bölgeden alınacak. Böylece çevredeki ekosistem olumsuz etkilenecek. İnsan ve doğa sağlığının etkilerinin yanı sıra termik santralin konumu bölgedeki tarımı ve hayvancılığı tamamen bitirecek. İçerdikleri ağır metallerle insanların merkezi sinir sistemini etkileyecek, gelişme ve öğrenme yeteneğini azaltacak. Yine santrallerden çıkan küllerde var olan radon gazı kanser vakalarında artışa neden olacak. Buna benzer olayları Yatağan Termik Santrali'nden biliyoruz. Her ailede bir kanser vakasıyla karşı karşıya kalan bölge halkı gittikleri büyükşehir hastanelerinde doktorların "Siz Yatağan'dan mı geliyorsunuz?" sorusuyla karşı karşıya kalıyor. Bu sadece Yatağan için değil Türkiye'de termik santral bulunan diğer iller için de geçerli bir durum.

YENİLENEBİLİR ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI

Yenilenebilir enerjinin çeşitleri, jeotermal enerji, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik ve biokütle enerjisi olarak sayılabilir.

Rüzgar Enerjisi

Rüzgâr enerjisinin de ana kaynağı aslında güneştir. Karalar ve denizler farklı ısı hapsetme kapasitelerine sahip olduğundan güneş ışınları karaları ve denizleri aynı derecede ısıtmaz. Karalar ve denizler arasındaki sıcaklık farkından dolayı oluşan basınç farkı da rüzgârları oluşturur. Yoğun rüzgâr alan yerlerde kurulan rüzgâr türbinleri ile rüzgârın kinetik enerjisi, elektrik enerjisine dönüştürülür.

Güneş Enerjisi

Güneşin kendi enerjisi çekirdeğinde meydana gelen füzyon sayesinde ortaya çıkar. Bu enerjinin bir kısmı güneş ışınları olarak dünyaya ulaşır. Güneş panelleri, güneş ışınlarını toplayarak ısı ve elektrik enerjisine dönüştürür.

Jeotermal Enerji

Jeotermal, yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır. Jeotermal enerji de bu jeotermal kaynaklardan ve bunların oluşturduğu enerjiden doğrudan veya dolaylı yollardan faydalanmayı kapsamaktadır. Jeotermal enerji bir yenilenebilir enerji kaynağı olarak birçok farklı amaçla kullanılabilir.

Hidroelektrik Enerjisi

Hidroelektrik enerjisi üretimi için akan suyun gücü kullanılır. Suyun akış gücü, bir akarsudan elde edilecek enerji miktarını belirler. Suyun akışının yarattığı kinetik enerji su kanalları vasıtasıyla türbinlere iletilmesi ve suyun türbinlerin pervanelerini döndürmesiyle elektrik enerjisine dönüştürülür. Özellikle yüksekliğin fazla olduğu yerlerde suyun akış hızı da fazla olacağından buralar hidroelektrik enerji üretimi için idealdir.

Biyokütle Enerjisi

Biyokütle enerjisi, her türlü organik atıktan, bitkiler, otlar, yosunlar ve alglerden elde edilebilir. Bitkilerin yakılması ya da hayvan atıklarının enerji üretimi için kullanılması biyokütle enerjisinin en geleneksel çeşitleridir. Bu enerji türü insanlık tarihinde bolca kullanılmıştır ve az gelişmiş toplumlarda daha sık kullanılan bir enerji türüdür. Biyokütle enerjisi için daha gelişmiş yöntemler de bulunmaktadır. Hayvansal ve bitkisel kaynaklardan biyodizel, biyoetanol gibi yakıtlar üretilebilmektedir. Bu yakıtlar fosil yakıtlar gibi atmosferde karbondioksit artışına sebep olmaz. Ayrıca biyokütle enerji üretimi dışında yapı malzemesi ya da geri dönüşümlü kâğıt ve plastik üretimi için de kullanılabilir.

Okyanus Enerjisi

Yeni gelişen teknolojilerden biri denizlerde ve okyanuslarda ki dalga ve gel-git olaylarından yaralanarak enerji üretilmesidir. Bu teknolojilerdeki en büyük sorun bu potansiyelin elektrik enerjisine dönüştürülmesidir.

Çözüm Ne?

Kapitalist sistemde üretim kar üzerine kurulu olduğu için, onlar “Gölgesi para etmeyen ağacı keserim” mantığı ile hareket ettikleri için, bugün dünyamızda nerdeyse soluyacağımız temiz hava kalmadı. Fosil yakıtların yakılması sonucu sera gazlarının atmosferde birikimi yerkürenin ısısının giderek artmasına neden oluyor. En gelişmiş iklim modelleri, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 dönemi için, yaklaşık 3 °C’lik en iyi kestirmeyle birlikte olasılıkla 2-4.5 °C arasında bir artış olacağını öngörüyor.

Bu gidişatın esas sorumlusu kapitalist sistemdir. Kapitalist sistem var olduğu sürece dünya giderek yok olmakla yüz yüze. Doğamızı ve tüm insanlığı bu beladan kurtarmanın tek yolu, kapitalist sistemi devrimle yıkmak, yerine üretimi kar için değil toplumun ihtiyacı için yapan sosyalist toplumu kurmaktır.

25 Kasım 2019

Yeni İşçi Dünyası

 

 

 

Paylaş