SUDAN’DA NELER OLUYOR?

Sudan’da Atbara'da kitle gösterileri ekmeğe zam yapılması üzerine 19 Aralık’ta başladı.  Bir somun ekmeğin fiyatı bir Sudan poundundan (11 kuruş) üç pounda (33 kuruş) çıkarıldı.

Ekmek fiyatlarının artmasına devletin sübvansiyonları kaldırması ve buğday ithalatını durdurması yol açtı. Sübvansiyonları sonlandırmak, IMF'nin ülke ekonomisini reforme etmek için verdiği tavsiyeler arasındaydı. 

Protestoların başladığı Atbara kenti hükümet karşıtı protestoların beşiği olarak biliniyor ve demiryollarının kesişim noktasında bulunuyor.

Eylemler Atbara kentinden Kızıl Deniz'deki Port Sudan'a, doğudaki El Gadarif'ten güneydeki Beyaz Nil'e, ülkenin orta kesimlerindeki Kuzey Kordofan'dan başkent Hartum'a kadar hızla yayıldı.

Kitlelerin temel talebi El Beşir ve hükümetinin istifa etmesiydi.

Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir, kitle gösterilerini şiddet kullanarak bastırmaya çalıştı. Sıkıyönetim ilan etti. Şiddet gösterilerin daha da yayılmasına neden oldu.

Ekmeğe yapılan zamma tepki olarak başlayan ve giderek Ömer el Beşir’in istifasını talep eden bir harekete dönüşen gösterilerde kadınlar önemli rol oynadı.

22 yaşındaki mimarlık öğrencisi Alaa Salah eylemlerin sembolü haline geldi. Salah, başkent Hartum’da, ‘toub’ adı verilen geleneksel beyaz elbise giymiş ve bir arabanın üzerine çıkarak göstericilere  ‘Devrim’ diyerek tempo tutturmuştu.

Askeri Darbe

1989 yılında bir askeri darbeyle iktidara gelen Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir, 30 yıl sonra kitle gösterilerinin sonucu, yine bir askeri darbeyle görevinden alındı.

Savunma Bakanı Orgeneral Avad Muhammed Ahmed bin Avf,  Devlet Başkanı Ömer el Beşir'in görevden alındığını ve ev hapsinde tutulduğunu söyledi. Ayrıca, iki yıllık bir geçiş sürecinin ardından seçimlere gidileceği ve yeni bir anayasasının hazırlanacağını açıkladı.

Orgeneral Avad Muhammed Ahmed bin Avf,  bu açıklamadan kısa bir süre sonra görevinden ayrıldı. Yerine Korgeneral Abdul Fattah Abdulrahman Burhan geldi.

Sudan güvenlik biriminin başındaki kişi General Salah Gosh da görevinden ayrıldı. İki üst düzey ismin görevinden neden ayrıldığına dair resmi bir açıklama ise yapılmadı.

Sudan’da askeri darbeye, ilan edilen Ohal’e rağmen, kitle gösterileri sürüyor.

Eylemleri düzenleyen gruplar, eylemlere devam çağrıları yapıyor.

Bu gruplardan biri olan Sudan Meslek Birlikleri (SPA), Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, "Silahlı Kuvvetler'e yönetimin, geçiş dönemini üstlenecek olan sivil hükümete en kısa sürede devredilmesi çağrısı yapıyoruz" dedi.

Eylemciler, başkent Hartum'da bulunan genelkurmay başkanlığının önündeki oturma eylemlerini sürdürüyor.

Eylemcilerin talepleri arasında liderlerin halkın iradesini yansıtmayan "keyfi" kararlar almaması ve eski yönetime karşı var olan tüm sembollerin ortadan kaldırılması da yer alıyor.

SPA, "Bu taleplerin tamamı yerine getirilene kadar Genelkurmay önündeki oturma eylemimize devam etmek zorundayız" dedi.

Devrim için komünist partinin önderliği mutlak gerekliliktir!

Sudan’da emekçiler Ömer el Beşir yönetimine karşı sokağa çıktılar. Eylemler yaptılar. Kitle eylemlerinin etkisi ile de ordu darbe yapıp Ömer el Beşir’i tutuklamak zorunda kaldı.

Sudan’da gelişmeler, kitleler içinde örgütlü devrimci/komünist bir öncünün olmadığını gösteriyor. Sudan’da, Mısır’da, Tunus’ta kendiliğinden gelişen kitle hareketlerinin temel eksikliği, kitleler içinde örgütlü devrimci/komünist bir örgütlenmenin olmamasıdır.

İşçiler, emekçiler “bıçak kemiğe dayandığında” yeter artık, biz böyle yaşamak istemiyoruz deyip ayaklanırlar. Bu ayaklanmalar kendiliğinden ortaya çıkarlar. Kitlelerin devrimci ayaklanmasında, kitlelere önderlik edebilecek, onları sosyalizm hedefi doğrultusunda yönlendirebilecek bir komünist örgütlenme var ise, o zaman bu isyanların burjuva sisteminin yıkılması ile işçi sınıfının emekçilerin iktidarı ile taçlandırılması, yeni bir toplumsal sistemin yaratılması yönünde, sosyalizm yönünde ilerlenilmesi mümkündür. Ekim Devrimi’nin ve bütün başarılı devrimlerin gösterdiği budur. Güçlü bir komünist örgütlenmenin olmadığı şartlarda, devrimci ayaklanmalar sömürü sisteminin yıkılması ile sonuçlanmaz. En iyi hâlde, kitlelerin devrimci atılımının önünü kesmek için burjuvazinin sistem içinde yapmak zorunda belli reform ve reformcuklarla sonuçlanır. Bütün yarım kalan devrimlerin de gösterdiği budur.

İşçi sınıfı, emekçiler içinde sağlam köklere sahip, ideolojik berraklığa ve doğru bir siyasi çizgiye sahip, kendini bütün oportünist akım ve örgütlerden kesin çizgilerle ayıran gerçek komünist partilerin inşası, işçilerin emekçilerin ayaklanmalarına  doğru bir önderlik  sunabilmek için  kavranacak esas halkadır. Bunun olmadığı yerde devrimler yarı yolda kalmaya mahkûmdur.

O halde hazırlıksız yakalanmamak için komünist devrimcilerin görevi her ülkede komünist parti inşasının esas görev olduğunu kavramak ve   buna uygun davranmaktır.

14 Nisan 2019

 

Paylaş