SÖMÜRGECİ İŞGAL SAVAŞINA HAYIR!

9 Ekim tarihi, tarih sayfalarında kara bir sayfa olarak yerini alacak.

9 Ekim’de sömürgeci, faşist devlet bir süreden beri hazırlığını yaptığı Rojava’yı işgal savaşını başlattı.
İşgal savaşına “Barış Pınarı Harekatı” adı verildi.

Erdoğan savaşın amacını “Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı”, Suriyeli göçmenlerin geri dönmesi için “Güvenli Bölge” oluşturmak olarak açıkladı. Tüm dünya Rojava’da DAİŞ/IŞİD’in olmadığını, IŞİD’in bizzat YPG tarafından Rojava’dan sökülüp atıldığını biliyor.

Türk devletinin amacı, PYD önderliğinde Rojava’da yaratılmış olan özerk bölgeyi ortadan kaldırmak, sömürgeci devletinin güney sınırlarını mümkün olduğunca büyütmektir.

Ama sadece bu değil!

Suriyeli sığınmacıları yerleştirmek  için, “Güvenli bölge” oluşturmak için savaşıldığı da büyük bir yalandır. Türk devletinin derdi Suriyeli sığınmacılar değildir. Sığınmacılar meselesi amaca geçirilen kılıftır sadece.

Suriyeli sığınmacıları ülkelerine dönmesini sağlamak adına, Suriye’de işgal ettikleri alanlara yeni alanlar eklemek istiyorlar. Bunu da “Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma” adı altında yapıyorlar.
Yıllardır Suriye’de yürüyen bir paylaşım savaşı var. Devlet, tekelci burjuvazi yürüyen paylaşım savaşından pay kapmak istiyor. Ortadoğu’da emperyalist bir güç olma hedefi güdüyor. Bu yönde adımlar atıyor. Bunun için dışarıda saldırgan, işgalci bir siyaset izlerken, içeride koyu faşizm uyguluyor. Tekelci burjuvazinin bu siyasetini bugün Erdoğan uyguluyor. Bu siyaset tek başına Erdoğan’ın, AKP’nin siyaseti değil, büyük burjuvazinin siyasetidir. Yöneten değişse de bu siyaset değişmeyecektir.
“Barış Pınarı harekatı” emperyalist büyük güçlerle yapılan pazarlıklar ertesinde başladı.
Bir kez daha emperyalistlerin dost olmadığı, emperyalistlerin çıkarları temelinde, güya destekledikleri halkları her zaman satabilecekleri görüldü. Emperyalistler için belirleyici olan çıkarlarıdır.
Emperyalistlerden dost olmaz!

Savaş histerisiyle şovenizm azdırılıyor. “Vatan, millet, sakarya” edebiyatıyla kitleler şovenizm zehiriyle zehirlenmek isteniyor.

Bu savaştan işçilerin, emekçilerin hiçbir çıkarı yoktur. Savaştan çıkarı olan sömürgeci Türk devleti, kar peşinde koşan burjuvazidir.

Söz konusu devletin çıkarları olunca bilimum düzen partileri, Cumhur, Millet İttifakıyla bir araya geliyor, birleşiyorlar.

Bir kez daha aralarındaki kavganın iktidar kavgası olduğu, devletin bekası söz konusu nitelikleri gereği aynı safta yer aldıkları görülüyor.

Bu savaş bizim savaşımız değil!

Türk devletinin, burjuvazinin emperyal çıkarları için yürütülen savaş bizim savaşımız değil.

Ezilenlerin ezenlere, işçilerin burjuvaziye, ezilen halkların sömürgeciliğe, emperyalizme karşı savaşları haklı savaşlardır. Bizim desteklememiz gereken savaşlar bunlardır.

İşçilerin, emekçilerin düşmanı başka uluslar değil. Düşman ne Araplar, ne Kürtler, ne Ermeniler, ne de Yunanlılar değildir.

Her ulus gibi Kürt ulusunun da istediği gibi yaşama hakkı vardır. Her ulus gibi Kürt ulusunun da ayrı devlet kurma hakkı vardır. Bu hakka müdahale edilmesi kabul edilemez!

Düşman işçileri, emekçileri sömüren, ezen, onları ulusal, dinsel temelde bölen, onları birbirine düşman eden kapitalist sömürü düzenidir.

İşsizlik, yoksulluk artıyor. Zam üstüne zam yapılıyor. Enflasyon yükseliyor. Hak arama eylemleri faşist terör ile bastırılıyor. Eziliyoruz, sömürülüyoruz. Hakkımız olanı alamıyoruz. Bu durumdaysak, bunun sorumlusu Rojava’daki Kürtler değil. Bu durumda olmamızın sorumlusu, sömürgeci Türk devletidir. Kapitalist sömürü düzenidir. AKP ve Erdoğan’ın iktidarıdır.

Düşman dışarıda değil içeride!

Asıl düşmana karşı örgütlenelim, mücadele edelim.

Sömürgeci işgalci savaşın askeri olmayacağız!

İşgalci savaşa, şovenizme, ırkçılığa, milliyetçiliğe hayır!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!


10 Ekim 2019

 

Paylaş