SOÇİ MUTABAKATI: EMPERYALİSTLERDEN DOST OLMAZ!

9 Ekim günü Türk devletinin Rojava –Batı Kürdistan’a yönelik harekâtı 17 Ekim’de yeni bir boyut kazandı. 17 Ekim’de ABD ile Türk devleti arasında varılan antlaşma sonucu 5 günlük ateşkes ilan edildi.
Bu süre içerisinde taraflar arasında, esas olarak da ABD, Rusya ve Türk devleti arasında yürütülen yoğun pazarlıkların ardından 22 Ekim’de bu kez Türk Devleti ile Rusya bir araya gelerek 10 maddelik bir anlaşma imzaladı.

ANLAŞMADA NELER VAR?
Adına Soçi Mutabakatı denilen anlaşmanın detayları özetle şöyle:
Birinci ve ikinci madde de Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile Türkiye’nin “milli güvenliğinin” korunması, aynı zamanda terörizme karşı mücadele ve “Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma” şeklindeki tespitlere yer veriliyor. Bu çerçevede üçüncü maddede “Tel Abyad ve Ras Al Ayn’ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir.” denilerek Türk Devletinin Rojava işgali ABD ve Rusya emperyalistleri tarafından resmen tanınmış olunuyor.
Dördüncü madde de Adana Antlaşmasına değiniliyor. Adana Antlaşması, 20 Ekim 1998 yılında Mısır ve İran'ın girişimleri sonucu Suriye yönetimi ile Türkiye'nin bir araya gelerek imzaladığı bir Antlaşmadır. Adana Mutabakatı olarak da adlandırılan antlaşma, 90’lı yıllardan itibaren Batı Kürdistan’da önemli bir güç olan PKK‘nin Türkiye'ye dönük eylemlerini önlemeyi amaçlıyor.
Beşinci maddede Rusya ile Rejim güçlerinin, Türkiye-Suriye sınırından itibaren Suriye tarafındaki 30 kilometrelik alana yerleşmesi, YPG’nin bu alandan silahları ile birlikte çıkarılması ve Kamışlı hariç “güvenli bölge” sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Türk-Rus ortak devriyelerinin başlaması öngörülüyor. Bu konuda ilk adımlar atılmış durumda.
Antlaşmanın diğer maddeleri şöyle:
“6. Münbiç ve Tel Rıfat’tan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.
7. Her iki taraf terörist unsurların sızmalarının önlenmesinin temini için gerekli tedbirleri alacaktır.
8. Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.
9. Bu muhtıranın uygulanmasını gözetmek ve koordine etmek amacıyla müşterek bir denetim ve doğrulama mekanizması ihdas edilecektir.
10. Taraflar Astana Mekanizması çerçevesinde Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve Anayasa Komitesi’nin faaliyetlerini destekleyecektir.”
Soçi Mutabakatı ile birlikte Türk devletinin Suriye – Batı Kürdistan’a yönelik işgali diğer büyük emperyalist güçler tarafından da onaylanmış oldu. Bu Türk burjuvazisinin çıkarları açısından önemli bir kazanımdır. Diğer yandan kaybeden esas olarak Rojava’da yaşayan Kürt halkı ve Kürt halkının siyasi güçleridir.
9 Ekim’de Türkiye’nin Batı Kürdistan’a girmesine göz yuman emperyalistler açısından esas olan kendi emperyalist çıkarlarıdır. Emperyalistlerden ezilen halklara dost olamayacağını, tam tersine emperyalistlerin ezilen halkların düşmanı olduğunu, Suriye bağlamında yaşanan gelişmeler bir kez daha ortaya koydu.
Türk devleti Batı Kürdistan’a yönelik işgalci siyasetini hayata geçirirken içeride de tüm araçlarla Türk şovenizmini ve ırkçılığı körüklüyor. Burjuvazi açısından cephe gerisini sağlam tutmak, savaş karşıtı sesleri mümkün olduğunca bastırmak oldukça önemlidir. Bu süreçte burjuva medya da önemli bir rol oynuyor. Adeta savaş aygıtı olarak görev yapıyor.
Fakat bu savaşın Türk kökenli işçi ve emekçilere, ezilenlere bir faydası yoktur. Tam tersine daha fazla yoksulluk, işsizlik ve hak gaspı demektir.
Dünyadaki emperyalist savaş ve işgalleri durduracak tek güç halkların savaşa karşı güçlü ortak mücadelesidir.
Türkiye – Kuzey Kürdistan’da tüm milliyetlerden işçi ve emekçilerin ortak mücadelesini örgütlemek bugün her zamankinden daha acil bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

 
Rojava İşgaline Hayır!
Bütün Yabancı Güçler Suriye’den, Rojava’dan Defolun!
25 Ekim 2019

 

Paylaş