SENİ UNUTMADIK! UNUTMAYACAĞIZ AHPARİG!

Bundan 12 yıl önce bir tetikçinin faşist kurşunları ile aramızdan alınan enternasyonalist devrimci insan, kardeşimiz, dostumuz, yoldaşımız Hrantı anıyoruz. Tetikçiler hüküm giydi, katliamın gerçek düzenleyicileri, hâlâ aramızda dolaşıyor. Ermeniler üzerinde uygulanan soykırım gerçeğini bugün de inkâr etmeye devam edenlerin devletinden Hrant’ın gerçek katillerinin açığa çıkarılmasını beklemiyoruz. Esas olan da bu cinayetin halkların vicdanında mahkûm edilmesidir.
Agos’ta Hrant Dink imzasıyla 6 Şubat 2004’te yayınlanan ve Atatürk’ün manevi kızı, ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in Ermeni köklerine ilişkin iddialara yer veren yazı, Hrant’ı hedef tahtasına koyan ilk yazı idi. İki hafta sonra, Hrant’ın bu yazısı Hürriyet gazetesinin manşetine taşındı. Sabiha Gökçen yazısının Hürriyet gazetesinin manşetine taşınması, bir infial dalgasının yaratılmasına neden oldu! Ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir açıklama yaptı. Bu süreç, Hrant‘ın Ermeni kimliği üzerine bir yazı dizisinden alıntılanıp çarpıtılan cümlesiyle hedef hâline getirildi ve mahkemelerle bunaltılması süreci izledi. Sabiha Gökçen yazısından dolayı Hrant yargılanmadı. Sabiha Gökçen haberi, Hrant Dink’in katledilmesine giden sürecin başlangıcıdır. Hrant Dink’in 7 Kasım 2003’te başladığı ve fasılalarla 13 Şubat 2004’e kadar sürdürdüğü ‘Ermeni Kimliği Üzerine’ başlıklı dizi yazılarının sekizincisi, bağlamından tamamen koparılarak cımbızlanan bir cümle, uzun süre, Dink’in ‘Türk’ün kanı zehirlidir” dediği şeklinde sistematik bir linç kampanyası için malzeme olarak kullanıldı. Linç kampanyası, Hrant’ın katledilmesine kadar sürecek bir duruşma kıskacının ve açık hedef haline getirilişinin taşlarını ördü.

19 Ocak, saat 15.00'de Hrant'ın vurulduğu yerde, Agos önünde olalım!

Paylaş