SAVAŞ GEREKLİ Mİ?

2,5 yıldan bu yana Kuzey Kürdistan’da çatışmasızlık ortamı yaşanıyordu. Ne gerilla ölüyordu, ne de asker.

Gelgitlere rağmen, yaşanılan sorunlara, provokasyonlara rağmen devlet PKK ile görüşüyordu. Bu görüşmeler 28 Şubat’ta Dolmabahçe basın toplantısında HDP İmralı Heyeti tarafından okunan deklarasyon ile aslında önemli bir aşamaya gelmişti. Fakat hükümet bu deklarasyonun gereğini yerine getirmedi. Verdiği sözleri tutmadı. “Çözüm süreci” Nisan ayında hükümet tarafından rafa kaldırıldı.

Seçim döneminde ortam gerginleşti. HDP’ye yönelik yoğun saldırılar yapıldı. Amed seçim mitingi kana bulandı. Mersin, Adana parti binaları bombalandı. Ağrı’da asker ile gerilla arasında çatışma çıkması için provokasyon yapıldı. HDP’yi baraj altında bırakmak için her türlü saldırı yapıldı. Bu dönemde HDP doğru olarak sağduyulu davrandı. Sürekli provokasyonların ne için yapıldığını açıklayarak, provokasyonlara gelinmemesi çağrısı yaptı. Tüm saldırılara rağmen HDP barajı yıktı, 80 vekille meclise girmeyi başardı.

Seçimlerden sonra da gerginlik sürdü. Hükümet Abdullah Öcalan üzerinde tecridi sürdürdü. İmralı Heyetinin adaya gitmesine izin vermedi. Çözüm sürecini raftan indirmedi. “Önce silah bırakma, sonra çözüm süreci” dayatmasında bulundu.

Kuzey Kürdistan’da sokak eylemleri yayılmaya başlandı. PKK yol kontrolleri yapıldı. Çeşitli yerlerde araçlar ateşe verildi. KCK Kuzey Kürdistan’da termik santral, HES’lerin yapılmasına izin vermeyeceğini açıkladı.

Ardından IŞİD Suruç’ta katliam yaptı. Suruç katliamı Kuzey Kürdistan’da infiale yol açtı. Kitlesel eylemler yapıldı. Katliamda katledilenler kitlesel gösterilerle uğurlandı.

Bu katliamın ardından Ceylanpınar’da iki polis öldürüldü. Eylemi  “Apo’nun Fedaileri“ üstlendi. Amed’te trafik polisleri tarandı. Bir trafik polisi öldü. KCK eylemlere yeniden başladı. PKK Hüda-Par ile Adana’da gerginlik yaşadı. Bir Hüda-Par ve bir HDP’li öldürüldü.

Devlet Medya Savunma Alanlarını bombaladı. PKK “ateşkesin bir anlamının kalmadığı” açıklaması yaptı. Kuzey Kürdistan Türkiye’de devlet “teröre karşı mücadele” adına faşist terörü devreye soktu. İki gündür süren operasyonlarda yüzlerce kişi gözaltına alındı. Kürt medyasına sansür uygulanıyor. İnternet üzerinden bu organlara erişim engelleniyor. Yaşanılan devlet terörüdür. Faşizmdir.

Kuzey Kürdistan’da savaşın yeniden başlamasını isteyenler amaçlarına ulaştı. Savaş yeniden başlıyor. Sorulması gereken soru şu: Ne için, kimin için savaş?

PKK NE İÇİN SAVAŞIYOR?

PKK ilk çıkış noktasında Kuzey Kürdistan’da silahlı mücadele, savaşa başladığında amacı: “Bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan”ı yaratmaktı. PKK bu hedeften süreç içinde uzaklaştı. Gerileye geriliye demokratik özerklik, anadilde eğitim, silah bırakan PKK savaşçılarının sivil siyasete katılma imkanlarının yaratılması ve Abdullah Öcalan’ın tutukluluk şartlarının düzeltilmesi gibi oldukça geri düzeyde demokratik talepler noktasına geldi.

PKK’nin yürüttüğü savaş Türk burjuvazisine geri adım attırdı. Kürt sorununda ve Türkiye’de genel demokratikleşme konusunda etkin bir rol oynadı.  Fakat bir süreden beri artık bu savaşın oynayacağı rol sorgulanmak zorundadır.

PKK’nin geri düzeye çektiği talepler için savaşmanın, savaş yürütmenin bir mantığı kalmamıştır. Savaşı devleti masa başına getirmenin, geri düzeyde talepleri kabul etmesini sağlamın aracı olarak yürütmenin halklara bir yararı yoktur.

Kuzey Kürdistan’da başlayacak yeni bir savaş halka karşı bir savaşa dönüşecektir. Kürt halkı savaş değil barış istiyor.  Bu dönemde savaşı kızıştıracak her eylem devrime değil karşı devrime yarar. Savaş isteyenlere yarar.

Yapılması gerekli olan geri düzeye çekilen talepler için savaş yürütmek değil, demokratik mücadele yolu ile mücadele etmektir.

SAVAŞ DEĞİL BARIŞ!

Kuzey Kürdistan’da savaşın sonlanması başta Kuzey Kürdistan’da yaşayan halklar, en başta savaşın ağır yükünü taşıyan Kürt emekçi halkı, Kürt ulusu açısından gereklidir.

Savaş sürdükçe hep sınıf sorunun önünde giden ulusal çelişme savaşın sonlanmasıyla gerileyecek, sınıf sorunlarının ön plana çıkmasının şartlarını daha uygun hale getirecektir. Kuzey Kürdistan’da Türkiye’de işçi sınıfının kendi sorunları ile yüzleşmesinin yolu açılacaktır.

Savaş sürdüğü sürece Kuzey Kürdistan Türkiye’de milliyetçilik yükselecek, emek sermaye ekseninde işçi sınıfının kendi sorunları ile yüzleşmesinin önü kapanacaktır.

Kuzey Kürdistan’da savaşın yeniden başlamasının halklara, işçilere, emekçilere bir yararı yoktur.
Kuzey Kürdistan’da savaşın sürmesi demek, en başta savaş mantığının, ordunun, savaştan nemalananların iktidarının sürmesi demektir. Kuzey Kürdistan’da ilan edilmemiş olağanüstü halin sürmesi demektir. KCK tutuklamalarının sürmesi demektir. Türkiye’nin bütününde “PKK terörüne karşı mücadele “ adına her türlü demokratik hakkın ayaklar altına alınması, faşizmin sürdürülmesi demektir.
Kısaca bu nedenlerle, Kuzey Kürdistan’da yeniden başlayacak bir savaşa karşıyız.  Bu nedenle inadına barış diyoruz.

Yanlış anlamaları engellemek için şunu da belirtelim: Burjuvazinin iktidarı şartlarında halklar arasında gerçek eşitlik, gerçek ve kalıcı bir barış olamayacağının, gerçek barışın ancak işçi sınıfı önderliğinde bir devrimle kazanılacağının bilincindeyiz. Bu gerçeği unutmadan, unutturmadan Kuzey Kürdistan’da yeniden başlayacak savaşın halkların, işçilerin, emekçilerin çıkarları açısından gerekli ve yararlı olmadığını söylüyoruz.

SEÇİM TEKRAR EDİLİRSE

AKP’nin, Erdoğan’ın 7 Haziran seçimlerinden mutlak çoğunluğu yitirerek çıktıkları için bu sonuçtan memnun olmadıkları herkesin malumu. Erdoğan, AKP seçimin tekrarlanması durumunda, tek başlarına çoğunluğu sağlayacaklarının hesabı yaparlarsa, bu hesapla seçime gideceklerdir.

Çatışmalı bir ortamda, savaşın yapıldığı bir ortamda yapılan seçim HDP’ye değil, AKP’ye yarar. Bu şartlarda yapılacak seçimde HDP’nin barajı aşması garanti değildir. Bu olguda hesaba katılmak zorundadır.

Hükümet operasyonlara, PKK kamplarını bombalamaya son vermeli, çözüm sürecine kalınan yerden devam etmelidir! Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalıdır.

PKK’de silahlı eylemlere, çatışmayı tırmandıracak, savaşı körükleyecek eylemlere son vermeli, ateşkesi sürdürmelidir!

Savaş yerine inadına barış!

25.07.2015

Paylaş