ŞARKICI İNTİZAR’A HOMOFOBİK LİNÇ…

Şarkıcı Mustafa Ceceli, boşandığı eşi Sinem Gedik’e açtığı velayet davasında, özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve gizli çekilen görüntüleri mahkemeye delil olarak sundu.  

Mustafa Ceceli, kendisine bir başkası tarafından gönderildiğini iddia ettiği kamera kayıtlarıyla İstanbul Nöbetçi Aile Mahkemesi’ne başvurarak eski eşi Sinem Gedik’in İntizar’la ilişkisi olduğunu açıkladı.

Görüntülerin eski eşi Sinem Gedik ile şarkıcı İntizar’ın beraberliğini gösterdiğini iddia eden Mustafa Ceceli, 7 yaşındaki oğlu Arın’ın velayetini istedi.

Ceceli ayrıca Gedik’e bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını ve eski eşi Sinem Gedik için kendisi, oğlu ve yeni eşi Selin İmer’e yaklaşmaması için uzaklaştırma kararı çıkarılmasını talep etti.

Mustafa Ceceli’nin ortaya attığı iddialar, iddiaların magazin basınında yer alması üzerine İntizar'ın bağlı çalıştığı yapım şirketinin sahibi Polat Yağcı, sosyal medyadan açıklama yaparak İntizar'la bağlarını kopardığını açıkladı.

Medyada, sosyal medyada cinsiyetçi bir dil kullanılarak, şarkıcı İntizar ve Sinem Gedik’e karşı linç kampanyası yürütülüyor.

Yetişkin hiçbir birey cinsel yönelimi nedeniyle teşhir, linç edilemez! Aslı suç olan homofobi, transfobidir!

Konu hakkında açıklama yapan şarkıcı İntizar şunları söyledi:

“İnsanların bedenleri, ruhları, mahremiyetlerine dil uzatılması ahlaksızlık, namuzsuzluk, edepsizlik ve bel altı vurmaktır. Boşanalı 1.5 yıl oldu. Ve eşinden kendi isteyerek boşandı. Bir başkasıyla evlendi. Boşanması ve yeni evliliği sürecinde prestiji, güvenilirliği kamuoyu önünde kayboldu. İstediği çevrelere giremedi.

Şimdi bu konular üzerinden kendini aklamaya çalışıyor. O konular son derece bağımsız konulardır. Beni bu şekilde itibarsızlaştırmaya çalışamaz! Üstelik kanunlar önünde büyük suç işliyor. Evin içine kamera koyuyor. Eski eşi Sinem Gedik ona dava açtı.”

FARKLI CİNSEL YÖNELİM SUÇ DEĞİL, BİREYSEL TERCİHTİR!

Türkiye’de bir bütün olarak toplum heteroseksisttir. Toplum sadece erkek ile kadın arasında cinsel ilişkiyi olumlamakta, bunun dışında yetişkin bireyler arasındaki eşcinsel ve trans ilişkileri “anormal” “sapkınlık” “hastalık” olarak gören bir zihniyete sahiptir.

LGBTİ’ler bizzat devletin polisi, güvenlik güçleri, tıbbi güçleri vb. tarafından en ağır saldırılara maruz kalmaktadır. Genel olarak toplumsal aşağılanma/ayrımcılık had safhadadır. Bu nedenle toplumda homofobi (eşcinsel korkusu ve nefreti) son derece yaygındır.

Toplumsal baskı, devletin baskısı, yasaların eşcinsel birliktelikleri kabul etmemesi vb. gibi nedenlerle ülkelerimizde eşcinsel ve trans ilişkiler çoğunlukla açıktan değil, gizli olarak yaşanmaktadır. Dinin etkisi, muhafazakarlığın hakimiyeti dikkate alındığında kısa vadede bu konuda bir değişiklik ufukta görünmemektedir. Aslında bu konuda toplumda ikiyüzlülük hakimdir. Eşcinsel ilişkiyi “anormal” olarak damgalayan erkek şovenizmi, fırsatını bulduğunda “ibne” olarak aşağıladığı bireylere tecavüzü “erkeklik” saymaktan geri durmamaktadır.

Bizler, salt kadın ile erkeğin değil, cinsel yönelimleri ne olursa olsun yetişkin bireylerin özgür ilişkilerinden yana olmalıyız. Yetişkin bireylerin cinsel tercihleri konusunda hiçbir ayrım gözetmemeliyiz. Tüm cinsiyetçi yaklaşım ve ayrımcılığa karşı mücadele etmeliyiz.

Eşcinsellik, biseksüellik, trans ve interseksüellik “hastalık” değil, bireylerin kendi tercihleridir. Anne-baba, öğretmen, polis, doktor, devlet, hiç kimsenin yetişkin bireylerin cinsel yönelimlerine, tercihlerine müdahale etme hakkı yoktur.

15 Temmuz 2018

Yeni Kadın Dünyası

 

Paylaş