ROJAVA İŞGALİNE HAYIR!

Sömürgeci faşist devlet bir süreden beri Rojava’yı “Fırat’ın Doğu’sunu” işgal etmek için hazırlıklar yapıyor. Yapılan hazırlığın yanı sıra, Rojava’da egemen güç olan ABD emperyalizmi ile görüşmeler/pazarlıklar yapıldı.

Dün gece Erdoğan ile Trump arasında yapılan telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray’dan bir açıklama yapıldı.  Açıklamada diğer konuların yanı sıra "Türkiye, yakın zamanda Suriye'nin kuzeyine uzun süredir planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetleri, bu operasyonu desteklemeyecek ya da bu operasyona dahil olmayacak" ifadeleri kullanıldı. Bu açıklamanın ardından ‘Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin Haseke’ye bağlı Resulayn Gire Spi’de bulunan sınır hattındaki noktalarından çekilmeye başladı.

Beyaz saray’dan yapılan açıklama ve ‘Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin sınır hatlarından çekilmeye başlaması,  ABD ile Türkiye’nin anlaştığı anlamına geliyor. Şimdilik bu anlaşmanın neleri kapsadığı, içeriği, ayrıntıları bilinmiyor. Görünen ABD, Türk devletinin Rojava’yı işgal etmesine yeşil ışık yakmıştır.

ABD emperyalizmi için belirleyici olan kendi çıkarlarıdır. Emperyalistlerden dost olmaz! Emperyalistler çıkarlarının gereğini yaparlar.  ABD de çıkarları gereği bir kez daha Kürtleri satmıştır! Kürtler mi, Türk devleti mi seçeneğinde Türk devletini tercih etmiştir.

TÜRK DEVLETİ NE İSTİYOR?

Türk devleti, tekelci burjuvazi yürüyen paylaşım savaşında pay kapmak istiyor. Yanı başında yürüyen Suriye paylaşım savaşında yer alıyor. Afrin işgal edildi. Cerablus’tan El Bab’a kadar olan bölge işgal edildi. İdlib’de askeri güçleri var.  Ortadoğu’da  emperyalist bir güç olma hedefi güdüyor. Bu yönde adımlar atıyor. Bunun için dışarıda saldırgan, işgalci bir siyaset izlerken, içeride koyu faşizm uyguluyor. Tekelci burjuvazinin bu siyasetini bugün Erdoğan uyguluyor. Bu siyaset tek başına Erdoğan’ın, AKP’nin siyaseti değil, büyük burjuvazinin siyasetidir. Yöneten değişse de bu siyaset değişmeyecektir.

Rojava’da PYD önderliğinde oluşan özerk bir yapı var. ABD emperyalizmi himayesinde adı konulmamış bir Kürt devleti var. Bu devletin kuruluşu nasıl olursa olsun, önderliği nasıl olursa olsun, Türk devleti bu oluşumdan oldukça rahatsızdır. Türk devleti Kuzey/Güney Kürdistan’da PKK’ya karşı savaş yürütüyor. Savaşı Rojava’ya taşımak istiyor. Yanı başında, terörist olarak gördüğü, savaştığı bir yapı önderliğinde özerk bölge, Kürt devletini istemiyor. Sadece Türk devleti değil, bölgenin sömürgeci diğer devletleri de, Suriye, İran, Irak da, Rojava’da Kürt devleti istemiyor.

Türk devletinin Rojava’yı işgal ederek ‘Güvenli Bölge’ oluşturmak istemesinin esas nedeni budur. Milyonlarca Suriyeli göçmenin geri gönderilmesi ve İdlib’den gelecek göçmenlerin ‘Güvenli Bölge’ ye yerleştirilmesi işgalin esas hedefi değildir. İşgalin esas hedefi Rojava’daki yapılanmanın ortadan kaldırılmasıdır.

BAŞ DÜŞMAN İÇERİDE!

Halkların, işçilerin, emekçilerin düşmanı başka uluslardan işçiler, emekçiler değildir. Düşman, Yunanlılar, Ermeniler, Kürtler, Araplar değildir. Düşman, Rojava halkları değildir. Her ulusun olduğu gibi Kürtlerin de istedikleri biçimde yaşama hakları vardır. Bu hakka müdahale edilemez!

Düşman, Kuzey Kürdistan/Türkiye’de halkları, işçileri, emekçileri ulusal, dinsel temelde bölen, onları birbirine düşman eden sömürgeci faşist devlettir.

Sermayenin çıkarlarını koruyan, sermayenin elinde baskı aracı olan, ezilenlerin, işçilerin, emekçilerin hak alma mücadelesine engel olan, faşizm uygulayan bu devlettir! Bu devlet bizim devletimiz değildir!

Mücadelemizi asıl düşmana karşı verelim!

Rojava’nın işgal edilmek istenmesine karşı çıkalım.   

İşgalci savaşa, şovenizme, ırkçılığa, milliyetçiliğe hayır!

Kürt ulusuna ayrılıp ayrı devlet kurma hakkı!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Halkların kardeşliği için tek yol devrim!

7 Ekim 2019

 

 

Paylaş