PARİS’TE 1 MAYIS

Çok özel ve olağanüstü tedbirler altında geçen bu 1 Mayıs’ı daha iyi okumak için, 1886 da 8 saatlik iş günü için canlarını veren 8 işçiden biri olan Georges Engel’in duruşmada söylediği şu çarpıcı sözlerini hatırlatmak isteriz: «Ben sizin hükümetinizin acımasız gücünü, polisini ve casuslarını hiçe sayıyorum» demişti.
Güneşli bir havada, polisin üç ayrı yerde üst-baş aramasından geçerek meydana varıyoruz.
Çeşitli renklerden giysiler taşıyan insanlar, kimi kızıl yelekli, kimi sarı yelekli, kimi yeşil yelekli ve bazı gençler de siyah giyinmişlerdi.
1 Mayıs’ın bu yıl bir özelliği de, 6 aydan beri eylemlere devam eden Sarı Yeleklilerin diğer emekçi gruplarla birleşmesi idi. İşçi sendikaları, CGT, FO, Solidaire …vs gibi. Çevre-ekoloji örgütleri, evsizlerin sendikaları, Mülteci- kağıtsızların dernekleri, azda olsa yabancı kökenli siyasi örgütlerden, Latin Amerikalılar, İranlı, Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı devrimci örgütler. Bütün bu güçlerin aynı saflarda olması, sistemin korkulu rüyası idi. Sarı Yeleklilerin meclislerinin kararı 1 Mayıs kutlamalarına toplumun en geniş kesimleriyle eylem birliğini sağlamaktı.

Macron iktidarını geriletmenin yolu, ülke çapında temel üretim ve sanayi iş yerlerinde genel bir grev, tıpkı 1968 de olduğu gibi. Sistemden beslenen sendika bürokrasi, bu ortak mücadelenin en büyük engeli. Son yıllarda emekçilerin aleyhine çıkarılan yeni iş ve emekli yasaları işbirlikçi sendikaların marifeti sonunda kanunlaştı. Patronların ve hükümetinin çıkarlarını en büyük savunucusu CFDT işçi sendikası başta gelir.
Paris’in, Montparnasse meydanlarında uzun bir bekleyişten sonra yürüyüş başladı. Dronlar fır fır dönüyordu. Kalabalık çok görkemli idi, bağımsız ajanslar 100 binin üzerinde insan var diyorlardı. Fakat Miğferli Robokoplar provokasyon ortamını arıyorlardı, çok geçmeden önden ve yanlardan kitlenin üstüne yakıcı ve boğucu gaz sıkıldı. Sıralar oldukça sıktı, nefes almak bile zorlaştı, kimileri fenalaştılar. Tekrardan toparlanan kitleler Polisi yuhalayarak geriye çekilmesini sağladılar. Basına sızan bir habere göre 1 Mayıs öncesinde, İçişleri Bakanı tarafından sendikaların da yer aldığı bir toplantı düzenleniyor. Sarı Yeleklileri sendika kortejinden ayırma görevini CGT korumaları tarafından yapılmasını öneriyorlar, fakat bu teklife sendika liderleri, « biz yalnızca kendi kortejimizin güvenliğini sağlarız» demişler. Nitekim yapılan gazlama bu planın uygulanması idi . İşçi sendikalarını, sari yeleklilerden uzaklaştırmak idi. Oyunun bilincinde olan kitleler yoğun gazlamaya rağmen sonuna kadar direndiler. Biraz gaz yiyen CGT Sekreteri Martinez, İçişleri Bakanını ve onun yeni Vali’sini eleştirirken, « tarihte ilk defa bir sendika kortejine gaz sıkılıyor » dedi. 
Ne var ki Sari Yelekliler aylardır sürekli gazlanıyor, dahası LBD-40 denilen bombalardan 25 kişi gözünü ve 8 kişi de kolunu kaybetti.

Bir ara kamyonların arkasına saklanan bir takım sendika bürokratlari polisin kendilerine açtığı yoldan yürüyüşü terkettiler. Fakat bu durum kitlenin gözünden kaçmadı, kitle slogan atarak « yuh korkak kaçkınlar, yuh işbirlikçiler…vs » diye aşağıladılar. 
Yürüyüşün geçtiği yerler genelde burjuva mahalleleriydi. Perde arkasına gizlenenler olduğu gibi el sallayarak sevgi gösterisinde bulunanlar da oldu. Orkestra ve Tam Tam eşliğinde müzik şenliği kitleye büyük bir moral veriyor ve coşturuyordu.
Eylemde en çok atılan slogan, « Macron istifa, Castener (İçişleri Bakanı) hapise! « 
Yol kenarında tanınmış restoran - kahveler tahtalarla kapatılmış halde ve aynı zamanda polis tarafından korunmaya alınmıştı. (La Coupole et La Rotonde …vs gibi) Reisi Cumhur E.Macron’un «Büyük Tartışma Toplantılar»ının yapıldığı yerlerdi. Bu toplantıların amacı Sarı Yeleklilerin halk desteğini koparmaktı. Fakat Macron’un bu toplantıları ne içerik ne de düzenleniş biçimi bakımından halkın ilgisini çekmedi, yalnızca seçici bazı elit bürokratlar katılabildiler.
Sari Yeleklilerin ileri sürdüğü talepler bugün de halkın çoğunluğu tarafından destekleniyor.
«Ay sonu dünyanın sonu» sloganı, hem ekonomik hem de ekolojik bir uyarıdır. Fransa’da ay sonunu zor getiren açlığın sınırında 9 milyon insan var.
Dünyanın sonu, iklim felaketleri, kuraklık, açlık ve artan göçler bir de savaşların sonucu yurdundan, yuvasından olan milyonlarca insanın hali.
1 Mayıs yürüyüşlerinin son toplanma yeri Place Italie meydanı idi. Yaklaşık 500 metre uzağında, polis su ve gaz sıkan zırhlı araçlarla yolu kapatması, belli ki yeni senaryolara işaretti. Halkın tepkisi « Artık yetti » deme noktasındaydı. İlerlemek isteyen ön saflardaki kalabalığın üzerine yeniden gaz püskürtüldü, eşliğinde coplu bombalı saldırılarla kitle dağıtılmaya çalışıldı. Bu saldırılardan korunmak için bir grup yürüyüşçü yandaki bir hastanenin bahçesine sığındı, polis de peşini bırakmıyordu, hastane personeli de kapıyı açmayınca, neticede polisin baskısına maruz kalacaklarını bildikleri halde geri çekildiler. Bu olayın ardından İçişleri Bakanı C.Castenere, yaptığı basın toplantısında yürüyüşçülerin hastaneyi basıp, yoğun bakımda bulunan hastaları rahatsız ettiğini ,haklarında hemen cezai hükümlerin uygulanacağını…vs buyurdu. Fakat bizzat hastane personeli tarafından çekilen videolar bakanın yalan söylediğini ortaya çıkardılar. (Gezi sürecinde camilerde alkol içildiği gibi)
7 Mayıs 2019
Yeni İşçi Dünyası okuru/Paris

 

Paylaş