ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK!

Rıza Örük, 22 Eylül’de Dersim Ovacık ilçesi Yaylagünü köyü kırsalında “düşman ile işbirliği yaptığı” iddiasıyla MLKP/FESK Kır Gerilla Birliği tarafından öldürüldü.

Rıza Örük’ün ailesi cinayeti sineye çekmedi, susmadı. Rıza Örük’ün “ajan” olmadığını, “ajan” olduğunu iddia eden örgütün iddiasını delillerle ispatlamasını, olayın açıklığa kavuşturulmasını, haksız ithamların kaldırılmasını, itibarının iade edilmesini vb. talep ederek mücadele yürüttü.

Aile Dersim’de, İstanbul’da İHD’de basın toplantısı yaptı.

Örük ailesi devrimci hareketin kanayan yarası olan “ajan”lara karşı yanlış mücadele pratiğine dikkat çekmiş, kanayan yaraya parmak basmıştır.

Bildiğimiz kadarıyla ilk defa “ajan” olduğu iddiasıyla öldürülen bir insanın ailesi susmamış, sineye çekmemiş, öldürülen insanın “ajan” olmadığını haykırmış, infazcılardan suçlamalarını ispatlamalarını talep etmiştir.

“RIZA ÖRÜK’ÜN ÖLDÜRÜLMESİ VE “AJAN VE İŞBİRLİKÇİ”LERE KARŞI MÜCADELE” başlıklı yazı ile gelişmelere tavır takındık. (Bkz: http://www.ydicagri.net/riza-oruk-ve-ajanlara-karsi-mucadele)

Örük ailesinin mücadelesi sonunda başarıya ulaştı. Rıza Örük’ü öldüren örgüt bir açıklama yaparak Rıza Örük’ün “ajan” olmadığını kabul etti.

MLKP MK 25 Eylül 2018 tarihli bir açıklama yaptı.  (http://www.etha2.com/Haberler/mlkp-mkdan-riza-oruk-aciklamasi/9/5399)

Açıklama içinde tutarsızlıklar, çelişkiler var. Şöyle ki;

Cezalandırma kararı Kürdistan Kır Birliği Komutanlığı tarafından alınıyor. Fakat Rıza Örük’ün öldürülmesini üstlenen metinden Kürdistan Kır Birliği Komutanlığı’nın 2018 yaz aylarına kadar haberi olmuyor. Duyuru metnini haberi basına ulaştıranlar yazıyor.

Kürdistan Kır Birliği Komutanlığı’nın Rıza Örük’e yönelttiği tek suçlama, bir aşamadan itibaren “düşmanla işbirliği yapmak”tır. Duyuruda Rıza Örük’e başka suçlamalar da yöneltiliyor. MLKP bu suçlamaların herhangi bir örgütüne ait olmadığını söylüyor!! Herhangi bir örgüte ait olmayan suçlamalar duyuruda nasıl yer alıyor?

Açıklama bütünlük içinde okunduğunda, Rıza Örük’ün “düşmanla işbirliği yapmak” suçlamasının maddi delillere değil kuşkulara dayandığı ortaya çıkıyor. Rıza Örük maddi delillere dayanmadan, kuşkulara dayalı, kendi içinde çeşitli yönleriyle açıklanabilecek “bazı güvenlik soruları”na dayanılarak öldürülmüştür.

“3) Bu nedenlerle,

a) Rıza Örük hakkındaki, 'düşmanla işbirliği yapmak' suçlamamızı geri çekiyoruz.

b) Rıza Örük'ü, güçlü ve zayıf yönleriyle, erdem ve zaaflarıyla emekçi sol saflardan bir emekçi köylü olarak kabul ediyoruz.

c) Rıza Örük'ün yaşamına mal olan telafi imkanı bulunmayan ağır hatadan ötürü başta ailesi olmak üzere, emekçi sol saflardaki işçi ve ezilenlerden özür diliyoruz.

d) Özgün koşullarda meydana gelen ve derin bir acı veren bu ağır hatadan yola çıkarak, parti örgütlerimizin böylesi konulardaki hak ve yetkileriyle ilgili kimi yeni kural düzenlemeleri yapılacağını duyuruyoruz.”

MLKP’nin Rıza Örük hakkında “düşmanla işbirliği yapmak” suçlamasını geri çekmesi, özür dilemesi olumludur. Ancak açıklama içinde yer alan tutarsızlıklar/çelişkiler bu olumluluğu gölgelemektedir.

Rıza Örük öldürülmüştür. Hiçbir özür Rıza Örük’ü geri getirmeyecektir. Rıza Örük cinayeti, ölüm cezasının savunulacak bir ceza türü olmadığının da göstergesidir.

Ölüm cezası geriye döndürülemez bir cezadır. Ölüm cezasına çarptırılan bir insanın infazı ertesinde verilen cezanın yanlışlığı ortaya çıktığında düzeltme imkanı yoktur. Bu nedenle ölüm cezası, “yedi ölçüp bir keserek” verilebilecek bir ceza olup, savaş hali dışında savunulacak, uygulanacak bir ceza biçimi değildir.

Rıza Örük’ün öldürülmesi, devrimci grupların “ajan”lara karşı mücadele pratiğini sorgulamalarına vesile olmalıdır. Silahlı mücadele iddiası olan grupların, silahlı gücüne dayanarak, “halk adına” kendilerine sorgucu, savcı, yargıç, infazcı görevlerini verip uygulaması devrimci olmayan bir tutumdur.

Adına hareket edilen halkın haberi cezalandırma eylemi yapıldıktan sonra olmaktadır. Halkın katılmadığı, halkın onay vermediği bir duruma “halkın adaleti” denilmektedir. Böyle “halk adaleti” olmaz!

Sorun “işbirlikçilik-ajanlık”a karşı mücadelede, tek tek ajanları öldürerek intikam almak değil, halkın en geniş yığınlarını “işbirlikçilik-ajanlık”ı yaratan ve kullanan sistemi yıkma mücadelesine kazanmaktır. Bu mücadelede tek tek bireylerin halkın katılımı olmaksızın ve halk adına, intikam adına öldürülmesinin oynayacağı olumlu bir rol yoktur. Tek tek bireylerin öldürülmesi sınıf mücadelesini geliştirmek yerine, kitleler içinde feodal intikamcılığın sürmesine hizmet eder.

2 Ekim 2018

 

Paylaş