OHAL’E HAYIR!

Fettullahçı darbe girişiminin bastırılması ardından Cumhurbaşkanı RT Erdoğan  ''MGK ve Bakanlar Kurulu toplantısında önemli bir kararı açıklayacağız'' açıklaması yapmıştı. Bu kararın ne olduğu üzerine kamuoyunda tahminler, tartışma yürütüldü.

20 Temmuz günü Milli Güvenlik Kurulu ve Bakanlar Kurulu toplantıları yapıldı. Toplantıların ardından gece geç saatlerde kameralar karşısına geçen RT Erdoğan “önemli kararı” açıkladı.

Cumhurbaşkanı RT Erdoğan,  Anayasanın 120. maddesi uyarınca 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı.

Anayasanın 120. maddesi şöyle:

“MADDE 120. – Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir.”

3 ay süreyle devam edecek olan olağanüstü hal (OHAL) kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Anayasanın 121. Maddesine göre kararın Meclis’in onayına sunulması gerekiyor.

AKP hükümeti 12 Eylül faşist Anayasasını tepe tepe kullanıyor. Anayasanın kendisine verdiği yetkiye dayanarak şimdi OHAL ilan ediyor. OHAL kararının ‘darbe’ olarak adlandırılması yanlıştır.

RT Erdoğan konuşmasında OHAL kararını şöyle gerekçelendirdi: 

“MGK olarak yaptığımız kapsamlı değerlendirme kapsamında darbe girişiminde bulunan terör örgütünün bertaraf edilmesi için anayasamızın 120. Maddesi kapsamında olağanüstü hal ilan edilmesi tavsiye kararını aldık. Bakanlar Kurulumuz da 3 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesini kararlaştırdık.

Olağanüstü halin amacı ülkemizde demokrasiye, hukuk devletine, vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerine yönelik bu tehdidi ortadan kaldırmak için gereken adımları en etkin ve hızlı şekilde atabilmektir.

Bu uygulama kesinlikle demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere karşı değildir. Yaşadığımız darbe girişimi, kimlerin canları pahasına demokrasi ve hukukun yanında olduğunu, kimlerin diktatörlük peşinde olduğunu açıkça ortaya koymuştur.”

AKP hükümeti darbe girişiminin bastırılması ardından Gülen Cemaati mensuplarını ordu, emniyet, yargı, bürokrasi, devlet kurumlarından temizlemek için harekete geçti. Bu temizliğin rahat yapılması için de OHAL ilan etti.

OHAL’in amacı cemaat tehdidini  “ortadan kaldırmak için gereken adımları en etkin ve hızlı şekilde atabilmektir” şeklinde gerekçelendirilse de, OHAL Kürt Özgürlük Hareketine, devrimci harekete de yönelecektir.   

OHAL’in demokrasiye, hukuka, özgürlüklere karşı olmadığının belirtilmesi sahtekarlıktır. OHAL’in kendisi zaten bu ülkede gerçek anlamda olmayan, sınırlandırılmış kişi hak ve hürriyetlerinin iyice sınırlandırılması, ortadan kaldırılmasıdır. Bu ülkede gerçek anlamıyla hiçbir zaman demokrasi olmadı. T.C devleti kuruluşundan bu yana faşist olageldi. Hukuk gerçek anlamıyla hiçbir zaman hukuk olmadı. Hukukun guguk olduğu, parlamentoda çoğunluğu olan siyasi partinin, hukuku istediği gibi kullandığı bu ülkenin gerçekliğidir. Özgürlük keza bu ülkede sınırsız bir şekilde hiçbir zaman yaşanmadı.

Demokrasinin, adaletin, özgürlüğün gerçek anlamıyla sermayenin/burjuvazinin egemenliği şartlarında, sınırsız bir şekilde gerçekleşmesi/yaşanması mümkün değildir. Demokrasi, adalet, özgürlük işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimiyle gerçekleşecek olan halk iktidarında sağlanacaktır. İşçiler, emekçiler demokrasiyi, özgürlüğü sınırsız bir şekilde kendi iktidarlarında yaşayacaklardır.

İşçiler, emekçiler egemen sınıflar arasındaki iktidar mücadelesinde taraf tutmak zorunda değildir.

Egemenlerin iktidar mücadelesinden bağımsız mücadele edelim, örgütlenelim!

Ne Gülen Cemaati, ne İslam soslu muhafazakar AKP iktidarı! Kurtuluş demokratik halk devriminde, halk iktidarında!

Faşizme ölüm tek yol devrim!

21.07.2016

Paylaş