NEWROZ’DA İSYAN ATEŞİNİ KÖRÜKLEYELİM! 

Newroz, ulusal baskıya, milli zulme, zoraki birliğe, sömürgeciliğe karşı başkaldırının adıdır.

Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı yaktığı ateş, Kürdistan’ın dört bir yanında hiçbir zaman sönmedi.  Özgürlük tutkusu Kürdistan’da hiç dinmedi.  

Ulusal baskı var oldukça, Kürt ulusu yok sayıldıkça, zulüm var oldukça; Newroz direnişin haykırıldığı, mücadelenin yükseltildiği gün olarak kutlanmaya devam edilecektir.

Sömürgeci Türk devletinin Kürdistan’da yürüttüğü savaş ve Efrîn’e karşı başlattığı işgal harekâtı koşullarında Newroz’u karşılıyoruz. Devlet ve onu anda yöneten AKP hükümeti ülkelerimizin her yanında yoğun faşist terör estiriyor.   Baskı, zulüm, işkence, keyfi gözaltılar, tutuklamalar, operasyonlar, savaş, kan, gözyaşı, ölüm vb.   Kürt halkının yaşamının normal bir parçası haline getirildi.  

İÇERİDE SAVAŞ, DIŞARIDA SAVAŞ!

24 Temmuz 2015’te devletin başlattığı savaş sürüyor. Savaş alanlarında devletin özel vurucu güçleri, tankları, topları ve ağır silahları ölüm kusuyor.  Helikopterler, uçaklar, insansız hava araçları havadan kurşun bomba yağdırıyor.  Demokratik Bölgeler Partisi, Halkların Demokratik Partisi, sömürgeci devletin yoğun baskısı altında. Seçilmiş vekiller, belediye başkanları, parti yöneticileri, parti üyeleri ve çalışanları, binlercesi gözaltına alındı tutuklandı.  

Yetmedi, sömürgeci Türk devleti  20 Ocak’ta   Efrîn’e yönelik barbar bir savaş başlattı.    

Devlet savaşın yanı sıra psikolojik savaş da yürütüyor. Psikolojik savaşın ana unsuru propaganda yalanlarıdır. Savaşla birlikte propaganda yalanları devreye sokuldu. Genelkurmay Başkanlığı, her gün kaç “terörist”in öldürüldüğünü açıklıyor! Genelkurmay’ın servis ettiği bilgiler, yazılı ve görsel medya tarafından haberleştiriliyor. Medya yalanları ile savaşın gerçekleri gizleniyor. Savaş bölgelerine giden haberciler  tankların, zırhlı araçların gölgesinde habercilik yapıyor!    

Sömürgeci devlet, Efrîn’de   yürüttüğü işgal savaşının gerçek nedenlerini gizliyor. Efrîn’i gerçek sahiplerine vereceğini iddia ediyor! Efrîn, Efrîn’de  yaşayan halklarındır. Efrîn halkları, nasıl yaşayacaklarına kendileri karar vermelidir.

Sömürgeci devletin Efrîn’i işgal etme ve Efrîn halklarının nasıl yaşayacaklarına karar verme hakkı yoktur.

Efrîn işgaline karşı direniş haklıdır. Bu savaşta haksız olan devlettir. Türk devleti, Efrîn’den derhal geri çekilmelidir.

SAVAŞ NE İÇİN?

Türk devleti sömürgeci, işgalci, yayılmacı, faşist bir devlettir. Kürdistan’ın kuzeyini sömürgeleştiren, Hatay’ı ilhak eden, Kıbrıs’ın kuzeyini işgal eden Türk devletidir. Güney Kürdistan’da bir dizi bölgede askeri güç bulunduran, Suriye’de Cerablus’tan El Bab’a kadar olan bölgeyi işgal eden Türk devletidir.
Türk devleti, AKP hükümeti Kuzey Suriye’de –Rojava- Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerini istemiyor. Kürtlerin federasyon temelinde Suriye’nin parçası olmasını istemiyor. Kürtlerin ulusal haklarını elde etmelerinden rahatsızlık duyuyor. Kürtleri “kendi güvenliği” için tehdit olarak görüyor. 
Erdoğan “sınırımızda terör koridoru istemiyoruz” diyor. “Terör koridoru” dedikleri şey, gerçekte Suriye’de Kürtlerin kendi bölgelerinde kendi yönetim oranlarını oluşturmaları, kendi kendilerini yönetmeleridir. 
Her ulusun istediği biçimde yaşama hakkı olduğu gibi Kürtlerin de istedikleri biçimde yaşama hakkı vardır. Suriyeli Kürtler, isterlerse bağımsız devlet biçimde yaşayabilecekleri gibi Suriye devletinin parçası olarak federasyon biçimde de yaşama hakkına sahiptirler. Başta Türk devleti olmak üzere, hiçbir devletin bu hakkı ortadan kaldırmaya hakkı yoktur.

AYNILAR AYNI YERDE!

Efrîn işgal hareketinde tüm düzen partileri tek koro halinde birleşmiştir. Bu durum bir kez daha göstermiştir ki, sorun devletin çıkarları ve Kürt düşmanlığı  olunca aradaki sınırlar çok hızlı bir şekilde kalkmakta, AKP’sinden MHP’sine, CHP’sinden İP’sine kadar hepsi aynı cephede buluşmaktadır.

Bu savaş bizim savaşımız değildir. Sömürgeci devletin, sermayenin çıkarları için yürütülen savaşa karşı çıkmak işçilerin, emekçilerin görevidir. Sömürgeci devletin savaşına karşı sesimizi yükseltelim! Kürt halkı savaş değil, barış istiyor. Kürt halkının istediği barış, eşitler arasında onurlu bir barıştır. Kürt ulusu kendi ulusal haklarına sahip olmak istiyor.

Sömürgeci devletin  egemenliği şartlarında gerçek ve kalıcı bir barışın olmayacağının bilincindeyiz. Kapitalizm var olduğu sürece,  Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce tayin edeceği şartların yaratılamayacağını biliyoruz. Kalıcı bir barış ve Kürt ulusunun kendi kaderini özgürce belirleyeceği şartların yaratılması, ülkelerimizin demokratikleştirilmesine bağlıdır. Ülkelerin gerçek anlamda demokratikleştirilmesi işçi sınıfı önderliğinde devrim sorunudur. Biz komünistler yalnızca “gerçek barış devrimle gelir ve gelecektir“ propagandası ile yetinemeyiz. Bu gerçeği hep vurgulayacağız ama bu gerçeğin yanında, bugünkü savaşın durdurulması ve Efrîn işgal harekâtının durdurulması talebiyle bir barış cephesinin örülmesi için de çalışırız. Bugün talep  ettiğimiz barış, bu anlamda gerçek kalıcı bir barış değildir. İsteğimiz, yalnızca yürüyen ve anda halklara hiçbir yararı olmayan bu savaşın sonlandırılmasıdır. Kürt halkına büyük acılar yaşatan bu savaşın durması gereklidir. Böyle bir barış, kalıcı bir barış olmasa da bugün halkların yararına olan tek çözümdür.  Onun için   kayıtsız, koşulsuz inadına barış diyoruz.

KURTULUŞ DEVRİMDE!

Türk devleti, AKP hükümeti bilinçli bir şekilde ırkçılık ve şövenizm zehiri ile kitleleri kendi peşlerine takmaya çalışıyor! Çeşitli ulus ve milliyetlerden işçiler ve emekçiler arasında düşmanlık tohumları ekiyorlar. İşçi sınıfı, “vatan, millet” edebiyatıyla kendi sorun ve taleplerinden uzaklaştırılıyor. Irkçılık ve şövenizmin geliştirilmesi ile işçi ve emekçiler kendi temel sorunlarından uzaklaştırılmakta, hâkim sınıfların iktidar dalaşlarında kullanılan birer araç haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Irkçılığa ve şövenizmin azdırılmasına, çeşitli ulus ve milliyetlerden işçilerin, emekçilerin birbirlerine düşürülmesi çabalarına karşı mücadele etmeliyiz.   Ulusal kökeni ne olursa olsun diğer ulus ve milliyetlerden işçi ve emekçilerin kendi sınıf kardeşleri olduğu düşüncesi, Türk işçi ve emekçileri arasında yaymak, halklar arasında, çeşitli ulus ve milliyetlerden işçi ve emekçiler arasında birliği, dayanışmayı yükseltmek görevdir.

Savaşa ve faşizme karşı mücadele etmek günümüzün en acil görevidir. Baskılara, sömürüye, zulme, yok sayılmaya karşı çaresiz değiliz. Çare var, umut var: Devrim!

Bizi bizden başka kurtaracak güç yok! Gücümüze güvenelim! Örgütlenelim! Mücadele edelim!

Sömürgeci Türk devleti, işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimi ile yıkılacak, yerine işçilerin, köylülerin, demokratik halk iktidarı kurulacaktır. Demokratik halk iktidarı, Kürt ulusunun, Arap ulusunun kendi kaderini tayin hakkını –ayrılıp ayrı devlet kurma hakkı- kayıtsız koşulsuz tanıyacaktır. Tüm milliyetlere tam hak eşitliği sağlanacaktır. Kürt ve Arap ulusu kendi kaderini referandumla tayin edecektir. Biz gönüllü birlikten yanayız. Kürt ve Arap ulusu isterse ayrılıp ayrı devletini kurabilir. İsterse federasyon yolu diğer uluslarla birlikte yaşayabilir.

Hedefimiz demokratik ve sosyalist bir gelecek kurmak, dünya işçi sınıfı ile omuz omuza sınıf mücadelesi yoluyla komünizme ilerlemektir.

Gerçek kurtuluş için, gerçek barış için, halkların eşitliği özgürlüğü için: Demokratik halk devrimi mücadelesini yükseltelim!

Newroz Ateşiyle Devrim Ocağını Körükle!

Bi Agirê Newrozê  Ocaxê Şorêşê Kûrik Bike!

Xelasî, Bi Şoreşê û bî Sosyalizmê Dîbî!

15 Mart 2018

 

 

 
 

 

 

 

 

 

Paylaş