NEWROZ ATEŞİ İLE DEVRİM OCAĞINI KÖRÜKLE!

NEWROZ PİROZ BE!

İşçiler! Köylüler! Kadınlar! Gençler!

Newroz, ulusal baskıya, milli zulme, zoraki birliğe, sömürgeciliğe karşı başkaldırının adıdır.

 Demirci Kawa’nın Dehak’a karşı yaktığı ateş, Kürdistan’ın dört bir yanında hiçbir zaman sönmedi.  Özgürlük tutkusu Kürdistan’da hiç dinmedi. Halklarımız modern Dehaklara karşı mücadele etti, ediyor.

Batılı emperyalist devletlerin yayılmacı, sömürgeci siyasetlerinin ürünü olan DAİŞ (IŞİD) çeteleri, Rojava’da, Kobane’de, Şengal’de halkların demokratik kazanımlarına saldırdı. Kazanımları yok etmeye çalıştı. Ortaçağ barbarı DAİŞ çeteleri, bölgenin kavim halklarına saldırıyor, yerlerinden sürüyor. Binlerce yıllık kültürel mirası yok ediyor. Bu çetelere karşı YPG, YPJ kahramanca savaştı, savaşıyor. Bu mücadeleyi destekliyor, selamlıyoruz.

30 yılı aşkın PKK önderliğindeki Kürt ulusal mücadelesi, Kuzey Kürdistan-Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin en önemli itici güçlerinden biri olmuştur. Bu mücadelenin de zorlamasıyla burjuvazi Kürt sorununda belli adımlar atmak zorunda kalmıştır.  

28 Şubat’ta Hükümet HDP ile ortak basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda Abdullah Öcalan tarihi bir çağrı yaptı: “Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakmak temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK'yi bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet Bu davet silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır.”

Öcalan’ın çağrısı; Kuzey Kürdistan’da 30 yılı aşkın süredir yaşanan savaşa son vermek için olumlu bir çağrıdır. Bu çağrıyı doğru buluyor ve destekliyoruz.

Ortak toplantıda Abdullah Öcalan’ın demokratikleşme yolu için ortaya koyduğu 10 madde, “yol haritası” da açıklandı.  Hükümet bir an önce demokratikleşme yönünde adım atmalıdır.  Kuzey Kürdistan’da PKK’nin “silahlı mücadeleyi” bırakması bu adımlara bağlıdır.

 İşçiler! Emekçiler! Kadınlar! Gençler!

Bilindiği gibi ulusal hareketin temel talepleri bir süreden beri şunlardır: Ana dilde eğitim,  “demokratik özerklik”, gerillanın sivil siyasete katılma imkanlarının yaratılması, Abdullah Öcalan’ın tutukluluk şartlarının düzeltilmesi, yeni demokratik Anayasa vb. 

En geri burjuva demokratik ülkelerde uygulanan bu demokratik talepler için, artık savaş yürütmenin bir mantığı kalmamıştır. Siyasetin bu taleplerle sınırlı olduğu yerde, savaşın sürdürülmesi, bu taleplerin kazanılmasını geciktirici bir rol oynamaktadır.

Kuzey Kürdistan’da savaşın sonlandırılması, hem Kuzey Kürdistan’da hem de Türkiye’nin diğer alanlarında, işçi sınıfının kendi sorunları ile yüzleşmesinin yolunu açacaktır. Sınıf mücadelesi için şartları olgunlaştıracaktır. Biz bu nedenle Kuzey Kürdistan’da yürüyen ve gelinen yerde artık halklara hiçbir yararı olmayan savaşın sonlandırılmasından yanayız.

 

İşçiler! Köylüler! Kadınlar! Gençler!

Kuzey Kürdistan’da savaşın sonlanmasını istiyoruz. Abdullah Öcalan’ın çağrısını esasta olumlu buluyoruz. Kesintiye uğramazsa “barış süreci” sonunda sağlanacak barışı, Kuzey Kürdistan’daki bu savaşa tercih ediyoruz.

Fakat sağlanacak barış, gerçek barış olmayacaktır. Kürt ulusal sorunu gerçek anlamda çözülmeyecektir.

Burjuvazinin egemenliği, sömürgeci devletin varlığı şartlarında; halklar arasında eşitlik, özgürlük ilişkisi mümkün değildir. Halklar arasında eşitlik, özgürlük ilişkisi, ancak zoraki birliğin parçalandığı, ulusal baskının son bulduğu, her ulusun ayrılıp ayrı devlet kurma hakkının olduğu, işçi sınıfı önderliğinde gerçekleşecek demokratik halk devrimi ile mümkündür.

Gerici burjuva demokrasisi –faşizmden farklı olsa da- sonuçta sermayenin iktidar biçimidir. İşçiler, emekçiler üzerinde burjuvazinin diktatörlüğüdür. İşçiler, emekçiler için alternatif burjuva demokrasisi değildir. İşçiler, emekçiler burjuvazinin iktidarına muhtaç değildir.  İşçilerin, emekçilerin kendi alternatifleri var: Halkın kendi iktidarı!

Kürdistanlı komünistler olarak, ulusal sorunun çözümü için görüşlerimiz kısaca şöyledir:

Sömürgeci Türk devleti, işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimi ile yıkılacak, yerine işçilerin, köylülerin, demokratik halk iktidarı kurulacaktır. Demokratik halk iktidarı, Kürt ulusunun, Arap ulusunun kendi kaderini tayin hakkını –ayrılıp ayrı devlet kurma hakkı- kayıtsız koşulsuz tanıyacaktır. Tüm milliyetlere tam hak eşitliği sağlanacaktır. Kürt ve Arap ulusu kendi kaderini referandumla tayin edecektir. Biz gönüllü birlikten yanayız. Kürt ve Arap ulusu isterse ayrılıp ayrı devletini kurabilir. İsterse federasyon yolu diğer uluslarla birlikte yaşayabilir.

Amacımız demokratik ve sosyalist bir gelecek kurmak, dünya işçi sınıfı ile omuz omuza sınıf mücadelesi yoluyla komünizme ilerlemektir.

 İşçiler! Emekçiler! Kadınlar! Gençler!

7 Haziran’da genel seçimler yapılacak. Bu seçime HDP parti olarak girme kararı aldı. HDP’nin egemenlerin koyduğu yüzde 10 barajını aşması için tüm gücümüzle çalışmalı, oyları HDP’ye vermeliyiz. Seçimler kurtuluşumuz olmamasına rağmen, HDP’nin parlamentoda olması gerekir. HDP burjuva sistemi, burjuva demokratik açıdan değiştirmeye çalışan bir partidir. Bu değişime destek vermeliyiz.

Gerçek kurtuluş için, gerçek barış için, halkların eşitliği özgürlüğü için: Demokratik halk devrimi mücadelesini yükseltelim!

Milli zulme son! Kürt ulusuna özgürlük!

Halkların kardeşliği için tek yol devrim!

Mart 2015

Paylaş