MCKİNSEY ÜZERİNE KISACA…

McKinsey üzerine son dönemde kamuoyunda yoğun tartışma yürütüldü. Bu tartışma vesilesiyle McKinsey’i de tanımış olduk…

McKinsey, özel ve kamu sektörüne hizmet sunan, dünyanın en büyük yönetim danışmanlığı firmaları arasında yer alıyor. ABD merkezli firma, 1926 yılında James Oscar McKinsey tarafından kuruldu. Şu anki yapısına ise 1939 yılındaki yeniden yapılandırmanın ardından kavuştu.  

McKinsey’nin Türkiye’de  Ankara ve İstanbul’da olmak üzere 2 ofisi bulunuyor.

McKinsey’in web sitesinde şirketin amacı şöyle açıklanıyor:

“McKinsey & Company; önde gelen işletmelere, kamu kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara hizmet veren global bir yönetim danışmanlığı firmasıdır. Müşterilerimizin performansında uzun süreli gelişmeler sağlamasına ve en önemli amaçlarının farkına varmasına yardımcı oluyoruz. Neredeyse yüz yılı aşkın bir süre içinde, bu görev için benzersiz donanıma sahip bir firma yarattık.

McKinsey, 16,000’den fazla danışman ve yaklaşık 2000 araştırma ve bilgi profesyonelinden oluşuyor. 60’tan fazla ülkede ofise, bu ofislerde 130 dilden çalışana sahibiz ve 100’den fazla ulusu temsil ediyoruz.” (http://www.mckinsey.com.tr)

McKinsey, isteyene para karşılığı hizmet sunan bir danışma şirketi. Bünyesinde ekonomistler, maliye uzmanları, başka konularda da uzmanlar var. Bunlar verileri araştırıp öneriler getiriyorlar. Önerilerden nasıl yararlanacakları para karşılığı hizmet satın alanların işi.

McKinsey’in bir özelliği de iyi lobici olması. 

Mc Kinsey’in kendi sitesi var. Siteye girilip hakkında daha fazla bilgi alınabilir.

McKinsey üzerine kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmasını, Birleşmiş Milletler 73. Genel Kurul görüşmeleri için gittiği New York’ta Berat Albayrak’ın yaptığı bir açıklama neden oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Yeni Ekonomi Program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek.” 

Yeni Ekonomik Program’ın hedeflerinin ve sonuçlarının izlenmesi ile ilgili McKinsey hükümete öneriler getirecek, danışmanlık hizmeti verecektir.

Muhalefetin Tavrı

Bu tartışmada muhalefet neler söylemedi ki? İşte bazı tavırlar:

“McKinsey ile çalışmak, IMF’den daha beter.” “McKinsey adeta Düyunu Umumiye Meclisi gibi bir düzenleme.” “McKinsey Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’ne kayyım olarak atanmıştır.” “Bu yeni bir Düyunu Umumiye’dir. IMF’den bile daha ağır ve kötü bir şeydir.” 

Tartışmaya RT Erdoğan’da katıldı. 

"Tüm arkadaşlarımıza söyledim. 'Bunlardan fikri danışmanlık bile almayacaksınız' dedim. Gerek yok, biz bize yeteriz.”

Erdoğan’ın bu sözleri tartışmaya nokta koydu, tartışmayı sonlandırdı.

McKinsey ile anlaşma, batıya verilen “bakın biz sizden kopmak istemiyoruz” mesajıydı aynı zamanda.
RT Erdoğan’ın “McKinsey’den hizmet almayacağız” açıklaması, koparılan gürültüye pabuç bırakmasının yanı sıra, bir yanı ile de fakat batı ile ilişki konusunda olumlu mesajın yanlış algılanmasına karşı bir açıklamadır. “Size muhtaç değiliz” serzenişi bu nedenledir. Verilen mesaj batı tarafından doğru algılanmamıştır.

McKinsey Düyun-u Umumiye mi?

McKinsey ile Düyun-u Umumiye karşılaştırması, aynılaştırılması, Düyun-u Umumiye’nin ne olduğunu bilmemektir.
Düyun-u Umumiye’nin 1880’li yıllarda Osmanlı devletine borç veren batılı kapitalist büyük devletlerin –Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya-Macaristan- borçların karşılığı olarak, vergi toplamak   için Osmanlı devleti içinde oluşturdukları kurumun adıdır.

Batılı büyük kapitalist güçler Osmanlı bürokrasisini de aşarak, Osmanlı devleti içinde kendi işlerini doğrudan yürütecek kendi kurumlarını oluşturmaya girişirler. Düyun-u Umumiye (Genel/Kamusal Borçlar) isimli kurum üzerinden Osmanlı devletine borç para veren büyük kapitalist devletler, Osmanlı Devletinde doğrudan vergi toplama işine girişirler.

McKinsey’den danışma hizmeti alınması Düyun-u Umumiye ile karşılaştırılamaz bile…

Türk burjuvazisi borçlanmaya dayalı hızlı büyüme ekonomik siyasetinden vaz geçmiştir. 20 Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Program bunun ilanıdır. 

Türk burjuvazisinin ekonomi siyasetinde hedefi, orta vadede daha düşük hızlı kalkınmayı, buna bağlı olarak daha yüksek işsizliği ve enflasyonu göze alarak, orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerine bağımlılığı azaltmaya yönelik üretimi geliştirmektir. Bu egemen Türk büyük burjuvazisinin bağımlı bir ülke olmaktan çıkıp, emperyalist bir güç olma istem ve hedefine uygun bir siyasettir.

İstek ile yapabilmek bir ve aynı şey değildir. Gelişmenin ne yönde olacağını göreceğiz.

9 Ekim 2018                                        

 

Paylaş