KORONA VİRÜSÜN FAYDASI DA VARMIŞ!

Korona her şeyi mahvetti, hayatı durdurdu deyip duruyoruz. Tabii bu gezegendeki hayat insan denilen canlı varlık ile sınırlandırılırsa bir anlamda doğru. Evet, Koronavirüsü insan yaşamını altüst etti.

Fakat bilinen bir gerçek daha var ki, o da bu mavi gezegende yaşam insan ile sınırlı değildir. Canlılar içinde doğaya en fazla zarar veren mahlûktur insan. Zarar verme işi kapitalist sistemle doruğa ulaşmıştır. İnsan doğaya yaptığı her müdahale ile onun dengesini bozmuş ve iklim değişikliğinde önemli rol oynamış ve oynamaktadır. Kullandığı fosil yakıtlarla, azami kâr hırsı doğrultusunda ürettiği ihtiyaç fazlası üretimle, velhâsıl doyumsuzluğu ile doğayı tahrip etmede ustalaşmıştır.

Onlarca yıldır doğanın ikazlarına kulak asmayan kapitalist emperyalist sistem ve onun şekillendirdiği insan doğayı kendi amaçları için talanda sınır tanımıyor. Doğa talanını sürdürdüğü oranda diğer canlıların yaşam alanlarını da daraltmakta, kirlettiği hava ile solunum yollarını tıkamaktadır.

Mesela insanların tüketimi nedeniyle kurbağa nüfusu azalıyorsa, kurbağaların tükettiği uçan böcekler ve sinekler artış gösterebiliyor ve insanlar bu sineklerin taşıdığı hastalıklara daha fazla maruz kalabiliyor. Dengenin kaybolduğu benzeri alanlarda sıtma, sarıhumma vb. hastalıkların ve salgınların ortaya çıktığı yadsınamaz gerçeklerdir.

Birçok canlı yaşamı insanların doğa tahribatı sonucu tehdit altındadır. Bunlardan biri de insanların besinlerinin %90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünün ¾ için tozlaşma ve döllenmeyi sağlayan arılardır. Arıların küresel ekonomiye yıllık katkısı 265 milyar avrodur. Ünlü fizikçi Albert Einstein söylediği “Arılar yeryüzünden silinip giderse, insanoğlu yalnızca dört yıl yaşayabilir. Arılar olmazsa döllenme olmaz, hiçbir bitki, hiçbir hayvan, hiçbir insan olmaz.” (Albert Einstein, 1949) sözleri kulağımıza küpe olmalıdır.

Bilim insanlarının tespitine göre; 15-20 yıl öncesi vahşi ormanlar ve bu alanlardaki biyolojik çeşitlilik insanlığın bilmediği patojenler (hastalık oluşturan mikroplar) ve virüslerle dolu olduğundan tehlikeli olarak görülürdü. Bugün ise, insanların biyolojik çeşitliliği yok eden faaliyetleri nedeniyle Covid-19 benzeri hastalıklar ve yeni virüsler ortaya çıkmaktadır.

“Hayvan Enfeksiyonları ve Yeni Pandemiler” kitabının yazarı David Quammen New York Times'a yazdığı yazısında şöyle diyor:

"Tropik ormanları istila ettik. Vahşi yaşam alanlarını istila ettik. Buralarda bulunan ve insan türünden uzak şekilde evrimleşen çok sayıda bitki ve hayvanda bilinmeyen virüsler var. Yaşadıkları ağaçları kesiyoruz, onları kafeslere koyuyoruz, öldürüyoruz. Vahşi hayvan pazarlarında etlerini satıyoruz. Ekosistemleri bozuyoruz ve virüslerin doğal ev sahiplerini öldürünce onlar da yeni ev sahipleri aramaya başlıyor. Biz bu bilinmeyen virüslerin yeni yaşam alanları hâline geliyoruz.“ (https://tr.euronews.com/20.03.2020)

Doğa tehdidi biz insanların faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Doğal dengeyi rahatsız ettiğimiz ölçüde biz de o kadar rahatsız olacağız. Koronavirüsü buz dağının görünen kesimidir. Böyle giderse daha nice virüs-parazitlerle karşılaşacağız ve daha misli diyetler ödeyeceğiz.

Bir dizi şarlatanın komplo teorilerini bir kenara bırakırsak, doğal dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan parazitlerden biri de Koronavirüstür. Salgın kısa zaman içinde insanlığı durma noktasına getirdi. İnsan, tarihinde olmayanları yaşadı, yaşamaktadır. En kısa deyimle korku dağları sardı, büyük metropollerde in cin top oynar oldu. İnsanın ekonomisi altüst oldu. Sistem bu krizden çıkış yolu araya dursun, doğa açısından çok önemli gelişmelere de tanık olduk.

Havalimanlarında parklara çekilen uçakların fosil yakıt kullanımı nerdeyse sıfırlandı. Diğer bir alanda fosil yakıtın en fazla kullanıldığı alanda, otomobil kullanımı ¼’e inince, zorunlu olanın dışında fabrikalar durup şalterler inince aşırı üretimin aşırısı gündem dışı kalınca durum değişti. İnsanın sebep olduğu karbon dioksit salınımı bir anda beklenmedik düzeylere indi. Kara, deniz ve hava trafiğinin azalması, küresel karbon ve azot dioksit emisyonunu azalttı. Korona virüsünün dayattığı ortamda alınan tedbirler sonucu daha temiz hava solumamıza vesile oldu. 3 aylık kısa bir zamanda havadaki bu olumlu değişiklik, doğanın nefes alması çok olumlu bir gelişme idi. Koronavirüsü kapitalist-emperyalist sistemin ve bu sistem insanının doğaya etkisini tahribatını görmek ve anlamak isteyenlere çok şeyler gösterdi. 

İnsanlar bu süreçte evlerine kapanırken doğa ise kendini yenileme fırsatı buldu. Küresel durma doğaya nefes almayı sağladı.

Koronavirüsü iklimi ve doğayı nasıl etkiledi?

En önemlisi canlılar daha temiz hava solur oldu.

İstanbul boğazında kirlilik ve yoğun trafik nedeniyle yunusları görmeyeli onlarca yıl olmuştu. Şimdi insanların eve kapandığı Koronalı günlerde yunuslar sıkça görülür oldu. Yunuslar insan faaliyetlerinin durmasını fırsat bilerek boğazda hoplayıp zıplamaya başladı. İstanbul’da ve Türkiye genelinde hava kirliliği %30 azaldı. Çanakkale’den Uludağ görünmeye başladı.

Venedik’te tekne trafiği sıfırlanınca kanallar temizlendi. Deniz canlıları kanallara geri dönmeye başladı. Suyun derinlerindeki balıklar görüldü, kanallarında temiz suyun döngüsü çevre dostlarını sevince boğdu.

Yaşanan kitlesel yasaklar sonucu NASA bu süreçte yayınladığı birçok uydu resimlerinde de Avrupa ve Çin’de hava kirliliğinin azaldığının izlenebildiğini ileri sürmektedir. Dünyada en fazla hava kirliliğine neden olan ülkelerin başında gelen Çin’de zehirli gaz azot dioksit emisyonu, karantina süreci nedeniyle yüzde 25 azaldı denilmektedir. Max Planck Meteoroloji Enstitüsü, Çin'deki 1.600 ölçüm istasyonundan gelen verileri değerlendirince atmosferdeki partikül maddenin yüzde 25, azot dioksitin neredeyse yüzde 50 azalacağını söyledi.  Ozon değerlerinin iki katına çıktığının gözlendiği ileri sürülmektedir.

Dünyayı kirletenlerin öncüsü ABD’nin New York eyaletinde geçen yıla göre karbon monoksit emisyonlarında yüzde 50 azalma meydana geldiği söylenmektedir.

İnsanların terk ettiği alanlara yaban hayvanlarının gelmeye başladığı gözlenmektedir. Şili’nin başkenti Santiago’da bir puma, Japonya’da boş metroda geyik, otobanlarda akbabaların dolaşmaya başladığı görüldü.

Turistik seyahatler durunca Tayland kıyılarında, nadir deniz canlılar görülmeye, balık üremesinde gözle görülür bir artışlar kayıt edildi.

Peru başkenti Lima‘daki çamurlu, kirli Rimak nehri temiz akmaya ve kıyılarında bitki örtüsü canlanmaya başladı.

Hindistan’ın Pencap eyaletinde Himalayalardan 200 kilometre uzaklıktaki Jalandhar kasabası yerlileri,  karlı dağların etkileyici görüntülerini sosyal medyada paylaştı. Doğa kendi hâline bırakılınca kendini yenilemeye başladı bile.

Koronavirüsü birikmiş faturaların başlangıcı olarak görülebilse ne âlâ! Ders çıkarılmaz ise daha ağır faturalar ödenmek zorunda kalınacak.

Görünen o ki, barbarlıkla yoğrulmuş kapitalist sistem ders çıkarmayacaktır. İnsan doğa ile olan ilişkisini gözden geçirmek zorundadır. Ama bu iş kapitalist sistemle asla olmaz. Ancak onun alternatifi SOSYALİZM’dedir ÇARE! Fosil enerjiden vaz geçme fırsatı tepilmemeli. Korona virüsüne karşı tedbirsizlik daha çok ninelerin ve dedelerin hayatını mal olabilir. Karbon dioksit salgılayanlar ise gelecek nesillerin hayatını tehlikeye atıyor! Bu gezegende insan sadece doğa ile uyum içinde onun kurallarına uyarak hayatta kalabilir.

14 Mayıs 2020 

Paylaş