KÖR TERÖR BEŞİKTAŞ’TA!

 10 Aralık Cumartesi günü saat 22.29 sıralarında, Beşiktaş'ta Vodafone Arena Stadı'nın hemen yanındaki Beleştepe olarak bilinen yerde Çevik Kuvvet otobüsünün yakınında bombalı bir araç patlatıldı. 45 saniye sonra Maçka Parkı'nda bir canlı bomba kendisini patlattı. 
Bu saldırılarda 7'si sivil, 37’si polis 44 kişi yaşamını yitirdi. 155 kişi de yaralandı. Bombalı eylemi TAK üstlendi.

Bu eylem üzerine kısaca şöyle düşünüyoruz:

*Bu eylem kör bir terör eylemidir. Yanlıştır.

*İçinde bulunduğumuz dönemde silahlı/bombalı eylem biçimlerinin hiçbiri işçi sınıfı ve emekçi kesimlerini devrimci faaliyete yakınlaştırma açısından yararlı ve uygun olan eylem biçimleri değildir. Bugünkü somut durumda –Kuzey Kürdistan’da PKK’nin aslında egemen sınıfların dayattığı savaşta kendini zorunlu savunma eylemleri dışında– silahlı/bombalı eylem biçimleri, sınıf mücadelesinin andaki durumunda, onun içinden çıkıp gelen, onun gerektirdiği mücadele biçimleri değildir. Ve anda devrimciler açısından öncü savaşı olarak yürütülen silahlı eylemler işçi ve emekçi kitleleri devrime yakınlaştırmıyor, tersine ondan uzaklaştırıyor.1

*İntihar eylemleri, devrimciler açısından ancak çok olağanüstü durumlarda, zorunlu kalındığı zaman kullanılabilir bir eylem biçimidir.

*Gerekçe ne olursa olsun, kim yaparsa yapsın, halkın da zarar gördüğü her türlü kör terör eylemini kınıyor, reddediyoruz.

*Bu tür kör terör eylemleri hakim sınıflara, faşist devlete yarar. “Teröre karşı mücadele” ettiğini söyleyen devletin, hükümetin eline bulunmaz fırsat verir. 

*Bu tür eylemler güvenlik adına faşizmin koyulaştırılmasına, halkların birbirine karşı kışkırtılmasına hizmet eden eylemlerdir.

*Kuzey Kürdistan’da sömürgeci faşist devletin haksız savaşına yanıt; Türkiye’de halkın da zarar gördüğü bombalı eylemler olmamalıdır. Bu eylemler Türkiye’de halkları Kürt Özgürlük Hareketine yakınlaştırmaz, tam tersine uzaklaştırır.

*Faşist devlet, AKP hükümeti şimdi bu eylemi Kürt ulusal hareketine karşı yürüttüğü savaşı daha da yükseltmek, Türkiye’de devrimcilere karşı baskılarını, faşizmi koyulaştırmak için kullanacaktır.
Kendisi terörist olan faşist devlet bu eylemi, halkı “terörizme karşı“ kendi etrafında yekvücut olmaya çağırmak için tepe tepe kullanacaktır.

*Devrimci çalışmada temel sorun; işçilerin, emekçilerin bilinç ve örgütlenme seviyelerini ilerletmek, devrime yakınlaştırmak olmalıdır. Devrimci faaliyette her türlü çalışma, yapılacak eylemler, kullanılacak taktik vb. işçilerin, emekçilerin bilinç ve örgütlenme seviyelerini ilerletecek, devrime yakınlaştıracak düzeyde olmalıdır. İstanbul Beşiktaş’ta yapılan bombalı eylemler ve benzeri eylemlerin, işçilerin emekçilerin bilinç ve örgütlenme seviyelerini ilerleten değil, gerileten bir faktör işlevi gördüğü açıktır.

*Bugün işçi emekçi kitlelerin sınıf mücadeleleri çok geri seviyededir. Yürüyen sınıf mücadeleleri esas olarak ekonomik talepler, sınırlı olarak da düzen içi siyasi talepler temelinde yürüyen, esas olarak barışçıl mücadelelerdir. Şiddet genelde egemen sınıflar tarafından yürüyen barışçıl mücadeleleri bastırmak için gündeme getirilmektedir. Sınıf mücadelelerinde ezilenlerin kullandığı şiddet genelde savunmacı ve silahsızdır.  

Bugün sınıf mücadelesinin içerisinde bulunduğu durum açısından, barışçıl mücadele biçimleri temel alınmalıdır.  

*Kuzey Kürdistan’da savaş sürdüğü sürece, görünen bu tarz eylemler sürecektir. At izi ile it izinin karışmaması için de bu savaşın biran önce bitmesi gereklidir. 

*Kuzey Kürdistan’da sömürgeci devlet haksız bir savaş yürütüyor.

Bugün yapılması gereken bu savaşı körüklemek, yükseltmek değil, tam tersine bitmesi için mücadele etmektir.
Savaş ortamında kim yaparsa yapsın, nereden gelirse gelsin; ortamın sertleştirilmesi, kaos ortamının yaratılması, şehirlerde bombaların patlatılması, savaşın yükseltilmesi, sivil insanların eylemlerden zarar görmesi, iç savaş kışkırtıcılığı, halkları birbirine düşürecek eylemler, saldırılar vb. halkların yararına, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin yararına değildir.

Halkların yararı, sınıf mücadelesinin gereklilikleri biran önce bu savaşın bitmesini gerektiriyor.
Silahlar susmalı, savaşan taraflar müzakere masasına geri dönmelidir.

SAVAŞA SON! BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!

 

1Yanlış bir anlamayı önlemek için şunu belirtmeyi gerekli görüyoruz: Burjuvazinin iktidarını yıkmak için şiddet –onun kullanılış biçimlerinden bağımsız olarak– tek yoldur. Şiddetsiz devrim olmaz. Komünist partisi önderliğinde işçi ve emekçi kitlelerin, ezilen, sömürülen sınıfların kitlesel şiddeti devrim olacaktır. Yazı içinde tartışılan devrimin şiddet ile olacağı meselesi değil, sınıf mücadelesinin bugünkü konumu açısından mücadele biçimleridir.

12.12.2016

 

Paylaş