KOMÜNİST HAREKETTE DÖNÜM NOKTASI: İBRAHİM KAYPAKKAYA

Bundan 47 yıl önce  Kuzey Kürdistan Türkiye proletaryası en büyük önderlerinden birini, İbrahim KAYPAKKAYA'yı yitirdi. 1973 yılının Ocak ayı sonunda henüz 24 yaşındaki bu genç komünist önderi bir ihbar üzerine Dersim'de tutsak alan faşist devlet güçleri, 4 ay süren hunhar işkencelerde ağzından örgüte ait tek sır alamadıkları İbo'dan hınçlarını onu kurşunlayıp, katlederek çıkardılar.

Onlar İbrahim'in vücudunu genç yaşında aramızdan söküp aldılar. Fakat onun düşüncelerini ve davasını yok edemediler, onun mücadelesini yok edemediler. O bugün de yaşıyor ve proletaryanın ve ezilenlerin mücadelesinde, "büyük insanlığın" Yeni Dünya mücadelesinde her zaman yaşayacak. Onu katledenler ise daha sağlıklarında ölü olan, batan, çöken, kokuşan bir davanın onursuz savunucuları olan "yaşayan ölülerdir". Ve onlar eğer tarihte anılacaklarsa, ancak İbo'nun katilleri olarak lanetlenerek anılacaklardır.

İBRAHİM KAYPAKKAYA'NIN BIRAKTIĞI MARKSİST-LENİNİST MİRAS:

İbrahim Kaypakkaya’nın  yazıları temelinde ve İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın önderliğindeki TKP/ML-TİKKO pratiğinin değerlendirilmesi temelinde şunları tespit ediyoruz:

*TKP/ML'in kurulduğu 1972 şartlarında uluslararası plânda revizyonizm/oportünizm ile Marksizm-Leninizm arasındaki güncel mücadelede, Marksizm-Leninizmin devrimci özüne sahip çıkan çizgi, tüm hata ve sapmalarına rağmen başını ÇKP ve AEP'nin çektiği çizgi idi. Yer yer "Mao Zedung Düşüncesi" adı altında da anılan bu çizgi, Sovyetler Birliği'nde iktidarı ele geçiren modern revizyonistlerin 20. Parti Kongresi'nde hakim kıldıkları çizgiye karşı mücadele içinde ortaya çıkmıştı. Kendisi çok ağır revizyonist hata ve sapmalar taşımasına rağmen, bu çizgi, Marksizm-Leninizmin devrimci özüne sahip çıkıyor, emperyalizmle uzlaşmayı değil, onu yıkmayı bayrağına yazıyor; proletarya diktatörlüğünün "burjuvazi üzerinde topyekûn diktatörlük" demek olduğunu, proletarya diktatörlüğü şartlarında da devrimin sürdürülmesi gerektiğini savunuyor, proletarya ve halkları proleter dünya devrimine çağırıyordu. Bu çizgi 1972'de Marksizm-Leninizmin devrimci özünü temsil eden çizgi idi. İbrahim KAYPAKKAYA 1972'de Dünya Komünist Hareketi içinde süren iki çizgi mücadelesinde Marksist-Leninist safta yer tutup,  KK-T'de modern revizyonizme karşı mücadeleye önderlik eden, bu noktada hiçbir ikircime düşmeyen tek komünist önderdir. İbrahim KAYPAKKAYA bu tavrı takındığı sırada, Türkiye'de kendi dışında Mao Zedung Düşüncesini savunduğu iddiasında olan tek akım, içinden geldiği Şafak revizyonizmidir. Şafak revizyonizminin Mao Zedung Düşüncesi savunusu ise gerçekte, Kemalist-milliyetçi-reformist-legalist bir çizginin "Halk Savaşı" palavraları ile süslenerek savunulmasından başka bir şey değildir. Sosyalizm adına konuşanların geri kalan kesimi, ya doğrudan Rus sosyal-emperyalizminin ve revizyonizmin yanında saf tutmaktadır, ya da THKO/THKP-C gibi "orta yolcu"luk yapmakta, Sovyetler Birliği'ni de sosyalist olarak savunagelmektedir.

*İbrahim KAYPAKKAYA, proletarya diktatörlüğünün sınıfsal niteliği; sosyalizm için mutlak gerekliliği; görevleri konusunda esas olarak Marksist-Leninist görüşleri savunmuştur. Marksizm-Leninizmi revizyonizmden ve her türden oportünizmden ayıran bu belirleyici konuda o  KK-T'de sosyalizm adına hareket edenler içinde yine tek önderdir. THKO ve THKP-C, revizyonistler ve Şafak revizyonistleri Kemalizmin etkisinden kurtulamadıkları için, proletarya diktatörlüğünü teorik düzeyde bile savunacak durumda değillerdir.

*O, proletarya önderliğindeki devrimin ancak işçi-köylü temel ittifakı üzerinde yükselen bir örgütlenme ile söz konusu olabileceği şeklindeki Marksist-Leninist ilkeyi kendine rehber edinip, her türden burjuva kuyrukçusu revizyonist görüşü mahkûm eden tek komünist önderdir. İbrahim KAYPAKKAYA, demokratik devrimde milli burjuvazinin ikili niteliğini de çok net olarak görmüş ve burjuvaziye —onunla ittifak kurulduğu şartlarda da— güvenilmemesi gerektiğini vurgulamıştır.

*O, ulusal sorunda Marksist-Leninist teoriyi özümsemiş ve bu teoriyi  KK-T'nin somutuyla ustaca birleştirmeyi başarmıştır. O büyük Türk şovenisti düşüncelerin, devrimcilik ve evet komünistlik adına pervasızca savunulduğu ve hemen hemen hiçbir ezilen ulus hareketinin olmadığı bir dönemde,  KK-T'de ulusal sorunu Marksist-Leninist tarzda ele alıp, Kürt ulusunun varlığını ve ayrılma hakkını açık seçik savunan, çözüm yollarını, uygulanacak temel politikaları ortaya koyan komünist önderdir. 1972'de İbrahim KAYPAKKAYA TKP/ML adına ulusal sorunda Şafak revizyonizminin şoven milliyetçi yüzünü teşhir ederken PKK henüz ortada yoktu! İbrahim KAYPAKKAYA "Kürt ulusunun ayrılma hakkı"nı kayıtsız koşulsuz savunurken,  KK-T solu henüz "Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu sorunu"nu tartışma aşamasında idi! İbrahim bölünme hakkını savunurken, Şafak revizyonistleri "bölücü"lerin hakim sınıflar olduğunu ispat çabası içinde idi, vs. O bu noktada Türkiye Sol'unda hakim olan şovenizm aysbergine ilk darbeyi vuran komünisttir.

*O, mevcut TC devletinin faşist niteliğini Kemalist diktatörlük şahsında dosta düşmana gösteren tek komünist önderdir. "Kemalizm küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır" (Mahir Çayan), "Kemalizm ile sosyalizm arasında Çin Seddi yoktur" (Mihri Belli) gibi görüşlerin hakim olduğu, Kemalizmin ilericilik, anti-emperyalistlik ve evet devrimcilik görüldüğü bir ortamda, İbrahim KAYPAKKAYA, Kemalizmin faşizm demek olduğunu cesaretle savunan, bu alanda da buzu kıran komünist önderdir.

*O, faşizme karşı mücadelenin devrim mücadelesi olarak yürütülmesi gerektiği doğru Marksist-Leninist düşüncesini, anti-faşist mücadeleyi düzen çerçevesi içinde hakim sınıfların bir kesiminin peşine takılmak olarak kavrayan reformist, kuyrukçu görüşlere karşı tutarlı bir biçimde savunan tek komünist önderdir.

*O, her renkten revizyonizmin Marksizm-Leninizm adına kitlelerin bilincini reformizmle kararttığı bir dönemde, özellikle PDA/Şafak revizyonistleri ile polemik içinde, devrimci düşünce ve tavrın ne olması gerektiğini, reformlar için mücadelenin nasıl devrime tabi olarak ele alınması gerektiğini ortaya koyan komünist önderdir.

*İbrahim KAYPAKKAYA, devrimde proletaryanın önderliği ve devrimin durmaksızın sürdürülmesi için proletaryanın öncü müfrezesi Komünist Partisinin mutlak gerekliliğini, söz konusu partinin işçi sınıfının partisi olması gerektiğini 1972'de en açık şekilde anlayan ve bu yönde de adım atan örnek önderdir.

* O, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının faşist devletini devrimci şiddetle yıkıp, yerine demokratik halk diktatörlüğünü kurmak ve devrimi durmaksızın sürdürmek, proletarya diktatörlüğünü kurmak, proletarya diktatörlüğü şartlarında sosyalizmin inşasına atılmak ve komünizm hedefiyle hareket edebilmek için öncelikle illegal bir Komünist Partisi çekirdeğinin yaratılması zorunluluğu ve gerekliliğini kavrayıp, buna göre hareket eden komünist önderdir.

*O, Şafak revizyonizminin legalist, laçka örgütlenme plânı ve uygulaması karşısına, merkezinde meslekten devrimcilerin bulunduğu sağlam illegal örgüt Leninist plânı ile çıkan komünist önderdir.

* O, örgüt içi ideolojik mücadelenin Leninist ifadesi olan, ilkeli açık ideolojik mücadeleyi kavrayıp buna uygun davranan ve PDA/Şafak revizyonistlerinin kapalı kapılar ardında tezgâhladıkları komplolara rağmen ilkeli mücadeleden şaşmayan, bu alanda da örnek olan bir komünist önderdir. 

Burada yalnızca temel noktalarda özetlediğimiz Marksist-Leninist görüş ve davranışları şahsında toparlamış olan İbrahim KAYPAKKAYA, bu görüşleri ve ideolojik kararlılığının bir ifadesi olarak, düşman eline tutsak düştüğünde de görüşlerini tavizsiz savunup, düşmanla savaşı işkence altında da sürdürmeyi bilmiştir. O siyasi görüşlerini hiç tavizsiz savunurken, örgütsel konuda tek bir bilgi vermemiş, daha önce başkalarınca verilmiş tek bir bilgiyi onaylamamış, komünist tavrın nasıl olması gerektiğini kendi tavrı ile örneklemiştir. O, "ser verip, sır vermeyen" önder olma tavrıyla tüm devrimci saflarda bayraklaşmıştır.

İBRAHİM KAYPAKKAYA'NIN TEMEL HATALARI:

İbrahim KAYPAKKAYA hunharca katledildiğinde, henüz 24 yaşında olan genç bir komünist önderdi. T  KK-T açısından ele alındığında, ona geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak doğru Marksist-Leninist çizgiyi devreden bir yaşlı kuşak komünist yoktu.

T"K"P uzun on yıllardır sınıf uzlaşmacısı, revizyonist bir yörüngeye oturmuş; yozlaşmış SB"K"P'nin "hık deyicinin tokmakçısı" haline gelmiş, Rus sosyal-emperyalizminin savunuculuğunu yapan işbirlikçi bir mülteci örgütü durumunda idi.  KK-T'deki eski T"K"P kadroları ya mücadeleyi bırakmış, ya karşı-devrimci mülteci kulübünün Türkiye şubesi olmaya soyunmuş, ya da Mihri Belli veya Hikmet Kıvılcımlı gibi Kemalist askeri darbeciliği savunma konumuna girmişti.

Uluslararası plânda ise, her ne kadar modern-revizyonizme karşı mücadele içinde ÇKP-AEP etrafında Marksizm-Leninizmin devrimci özüne sahip çıkan bir kümelenme varsa da, bu akımın çizgisi de içinde çok önemli hata ve sapmaları taşımakta idi. Bu akım içinde bulunan partilerden hiçbiri "Mao Zedung Düşüncesi"nin yanlışlarına karşı, doğru Maksist-Leninist temelde bir mücadele yürütmüyordu. Tersine, Mao Zedung Düşüncesi'nin Marksizm-Leninizmden sapma anlamına gelen yanlışları, Marksizm-Leninizme katkı olarak savunuluyordu.

KK-T'de devrimci kadrolar "sol", "sosyalist" literatürle daha yeni yeni tanışıyordu. Dünya Marksist-Leninist harketinin temel eserlerinin birçoğu henüz tanınmıyordu. Dünya Marksist-Leninist Hareketi'nin geçmiş deneyimleri hakkında bilgi olağanüstü eksik ve sığ idi. Revizyonizmin kullandığı bir dizi eğitim malzemesi, "sosyalist" eser olarak tanınıyor; ortayolcu akımın görüşleri, Troçkist görüşler ve modern revizyonistlerin görüşleri, Marks-Engels-Lenin-Stalin'inkiler gibi "sosyalist" literatür olarak kabul görüyordu.

İşte İbrahim KAYPAKKAYA yukarıda çok temel konularda özetlediğimiz Marksist-Leninist görüşleri bu ortamda savundu; bu ortamda doğrunun ne olduğunu bulup çıkardı. İbrahim'in hataları değerlendirilirken bu gerçek bir an bile unutulmamalıdır.

İbrahim KAYPAKKAYA kuşkusuz genç bir komünist önder olarak hatasız değildi. Bütünlük içinde değerlendirildiğinde esası doğru, devrimci, Marksist, komünist olan düşüncelerinin yanında, kimi önemli yanlış düşünceleri de vardı. Onun yanlışları siyasi tespitlerinden örgütsel çalışmaya kadar çeşitli alanlarda ifadesini buldu ve TKP/ML'nin aldığı ilk yenilginin ağırlığında rol oynadı.

*İbrahim KAYPAKKAYA 1972'de TKP/ML'yi kurduğunda, Kültür Devrimi sırasında savunulduğu biçimi ile Mao Zedung Düşüncesi'ni Marksizm-Leninizmin bir üst aşaması olarak kabul etmiş, Mao Zedung Düşüncesi denen teorinin yalnızca modern revizyonizme karşı mücadele içinde mutlaka sahiplenilmesi gereken Marksist-Leninist devrimci özünü değil, onun bir dizi sapmasını da kendine temel almıştır. Bütün dünyada yeni yeni oluşan tüm genç Marksist-Leninist partiler gibi, İbrahim KAYPAKKAYA'nın kurduğu TKP/ML de kuruluşunda Mao Zedung Düşüncesi'nin bir dizi sapmasını "Marksizm-Leninizme katkı", "Marksizm-Leninizmin yeni bir aşamaya yükseltilmesi" olarak savunmuştur.
Böylece bir dizi Marksist-Leninist olmayan görüş de TKP/ML'nin kuruluşuna temel olmuştur.
Bunlardan biri, İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın Leninist çağ tespiti yerine Lin Biaocu çağ tespitini alması, buna bağlı olarak düşmanı taktik olarak küçümsemesi, Leninist devrimci durum öğretisinin ruhuna aykırı tespitler yapması, somut durumu da yanlış değerlendirmesidir. (Bu noktada 1978'de yapılan TKP/ML 1. Kongresi'nde Bolşeviklerin ideolojik etkilemesi sonucu esasta doğru bir özeleştiri yapılmıştır. Bu özeleştirinin ilgili bölümü için bkz. "TKP/ML Özeleştirisi ve Tüzüğü — AMLP-TKP/ML Ortak Açıklaması", Le-Ya Yayınevi, Belgesel Yayınlar No:5, Ocak 1979, İstanbul, s. 25-30; ayrıca bkz. elinizdeki "Özel Sayı", s. 106)

*İbrahim KAYPAKKAYA'nın temel yanlışlarından bir diğeri, Çin somutunda uygulanan Halk Savaşı stratejisinin hiç ayrımsız tüm yarı-sömürgelerde mutlak geçerliliği savıyla olduğu gibi devralınıp, uygulanmak istenmesidir. Bu yapılırken de ÇKP tarihi ve Çin toplumu yeterince incelenmemiş,  KK-T ile Çin arasındaki büyük farklılıklar gözardı edilmiş, subjektif sonuçlar çıkarılmış;  KK-T devrimi adeta Çin devriminin bir kopyası olarak görülmüştür. Çin devrimi ve ÇKP deneyiminin yetersiz incelenmesi sonucu yapılan kimi yanlış değerlendirmelerin mekanik bir biçimde  KK-T'ye aktarılması sonucu olarak da Komünist Partisinin öncelikle sanayi proletaryası içinde örgütlenmesinin mutlak zorunluluğu gözden kaçırılarak, öncelikle yoksul köylülüğün içinde yoğunlaşılıp, Komünist Partisinin ilk çekirdekleri buralarda yaratılmaya çalışılmıştır.

*İbrahim KAYPAKKAYA yoldaş, doğrudan Leninizmi, Lenin ve Stalin'in eserlerini temel aldığı her konuda (örneğin ulusal sorun; örneğin reform-devrim ilişkisi sorunu; örneğin partinin sınıfsal niteliği sorunu vb.) Marksist-Leninist bir çizginin temel taşlarını döşerken, Kültür Devrimi sırasında savunulduğu biçimi ile Mao Zedung Düşüncesi'nin sapma teşkil eden görüşlerinden etkilendiği, bunları savunup uygulamaya çalıştığı yerlerde de yanlış içine girmiştir. TKP/ML'nin aldığı ilk yenilginin —hemen tüm yönetici kademenin hakim sınıflara tutsak düşmesi— ağırlığında, "Mao Zedung Düşüncesi"nin yanlışlarının savunulmasına bağlı olarak da yapılan yanlış durum değerlendirmesi sonucu izlenen yanlış taktik çizgi önemli bir rol oynamıştır.

Yanlışları ne kadar ciddi olursa olsun, İbrahim KAYPAKKAYA bir bütün olarak değerlendirildiğinde Marksist-Leninist bir önderdir. Onun çizgisi üzerinde, onun çizgisindeki yanlışları özeleştiri ile aşarak ilerleyenler Bolşevizme varmıştır. Bu nedenlerledir ki,  KK-T'li Bolşevikler İbrahim KAYPAKKAYA'yı bir bağıntıda Lenin yoldaşın Rosa Luxemburg'u değerlendirdiği gibi değerlendirmekte, onu Dünya Komünist Hareketinin ölümsüz kartallarından biri;  KK-T'de Komünist Partisinin yeniden kurulması ve inşasının gerçek önderi olarak nitelendirmektedir.

İBRAHİM KAYPAKKAYA'YI SAVUNMAK BOLŞEVİZMİ SAVUNMAKLA OLUR!

İbrahim KAYPAKKAYA'nın tabuları yıkan, buzları kıran komünist atılımının gerçek sürdürücüsü olan, onun gerçek halefleri olan  KK-T'li Bolşevikler, İbrahim KAYPAKKAYA'nın hatalarını aşarak, onun Marksist-Leninist görüşlerini rehber alıp geliştirerek Bolşevik mücadelede yaşatıyorlar. Bolşevikler onu bu temelde anıyor.

*İbrahim KAYPAKKAYA'nın temel özelliği, onu dönemin bütün devrimcilerinden ayıran özelliği, onun komünist niteliğidir. İbrahim KAYPAKKAYA, yalnızca "ser verip, sır vermeme" tavrı öne çıkarılarak da ve bu onun en belirleyici özelliği imiş gibi gösterilerek de savunulamaz. Benzer tavırları takınan bir dizi başka devrimci de vardır. Fakat bu onların komünist olmasına yetmiyor.

*Onun hatalarına karşı olma adına onun Marksist-Leninist görüşlerine de saldırarak (Kemalizm, milli mesele vb.) ve kurduğu partiyi tasfiye etmeye kalkışarak da İbrahim KAYPAKKAYA savunulamaz.

*Büyük Marksist-Leninist Mao Zedung'a "küçük-burjuva", "köylü devrimcisi"; Büyük Proleter Kültür Devrimi'ne "saray darbesi" dendikten sonra, İbrahim KAYPAKKAYA'ya Marksist-Leninist demek en büyük siyasi sahtekârlıktır. Çünkü İbrahim KAYPAKKAYA yalnızca Marks-Engels-Lenin-Stalin'in değil, aynı zamanda Mao Zedung'un da bir öğrencisidir. Onun kuruculuğunu yaptığı parti, aynı zamanda Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin de bir ürünüdür.

*İbrahim KAYPAKKAYA'nın hatalarını kendilerine eylem kılavuzu edinip, özellikle 80'li yılların başından bu yana eleştirilere rağmen daha da geliştirip sistemleştiren değişik Menşevik grupların İbrahim KAYPAKKAYA savunmaları da sahte ve revizyonistçedir. Bunlar bir yandan %100 İbrahim savunuculuğu konusunda birbiri ile yarışırken, diğer yandan "ilke" ilan ettiklerinin pratikte savunulmazlığını gördükleri ölçüde, "çaktırmadan" çizgi değişikliğine gitmektedir.

Bunlar İbrahim KAYPAKKAYA'nın bir dizi görüşünü revize etmenin ötesinde (Milli mesele, ittifaklar sorunu, reform/devrim ilişkisi vb.), Dünya Komünist Hareketinin geçmişine, Stalin şahsında ustalara ve genelde Marksizm-Leninizm bilimine saldırmaktadır. Bunların İbrahim KAYPAKKAYA'nın savunulması adına yapılması sahtekârlıktır.

İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın kimi hatalarını sistemleştirerek, ortaya esasta hataların sistemleştirilmesinden oluşan bir "KAYPAKKAYACILIK", "İboculuk" çıkarıp, bunu savunma konusunda birbirleri ile yarışanlar, bir kartal karşısındaki tavuk konumundadırlar!

Kartallar da bazen tavukların seviyesine inebilir, fakat tavuklar hiçbir zaman kartalların seviyesine yükselemez.
KK-T'de komünist partisinin yeniden inşasında ilk adımı atan, yolu açan komünist önder İbrahim KAYPAKKAYA'nın eseri ve mücadelesi, bugün Bolşevik mücadele ve örgütlenmede sürüyor.
İbrahim'i savunmak Bolşevizmi, Bolşevik örgütlenmeyi savunmak demektir!

Bu yazı, “Türkiye Komünist Hareketi’nde Dönüm Noktası İbrahim Kaypakkaya Kazanımları ve Hataları”, H.Yeşil, Dönüşüm Yayınları 3.baskı Mayıs 2019, kitabından alınmıştır.

 

Paylaş