KÖLELİK YASASI: ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI

SÖMÜRÜYÜ ARTTIRMANIN ARACI: ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI…

Bir süredir meclis gündeminde olan ve başta sendikalar olmak üzere bir çok kesim tarafından kölelik yasası olarak değerlendirilip geri çekilmesi talep edilen Özel İstihdam Büroları ile ilgili yasa tasarısı   meclis alt komisyonundan geçti.

Özel İstihdam Büroları ile birlikte, Geçici İstihdam Büroları ve Geçici İş İlişkisi gibi terimler de, bu yasa ile sıkça telaffuz edilen ve tartışılan terimler oldu. Aslında çalışma hayatının esnekleştirilmesi, sermaye sınıfının daha fazla kar elde etmesi ve iş yaşamının iyice belirsiz hale getirilmesinden başka bir şey olmayan bu adlandırmalara isterseniz biraz daha yakından bakalım.

Özel İstihdam Büroları (ÖİB)

Özel İstihdam Büroları iş arayan bir işçi ile işçi talep eden patron arasında bağı sağlayan aracı kurumlardır. Kamuya ait İstihdam kurumlarından farklı olarak kar amacıyla faaliyet yürütüyorlar ve bu aracılık faaliyeti karşılığında işçiyi kiraladıkları patrondan ücret alıyorlar.

Geçici İstihdam Büroları (GİB)

Geçici İstihdam Büroları, Özel İstihdam Bürolarının bir çeşitidir. Fakat bu kurumlar ÖİB’lerden farklı olarak sadece aracılık yapmıyor, patrona kiralayacakları işçiyi kendi işçisi olarak istihdam ediyor. Geçici İstihdam Büroları arasında dünya çapında en yaygın olan ve karlılığı en yüksek olanlar Geçici İstihdam Bürolarıdır.

Geçici İş İlişkisi (Gİİ)

Geçici İş İlişkisi, işçinin belirli koşullarda esas işvereni tarafından başka bir işverene geçici olarak devredilmesi anlamına geliyor. Fakat bu yeni bir düzenleme değil. Çünkü 4857 sayılı İş Kanununda Gİİ’yi düzenleyen bir madde var.

İş Kanununun 7. Maddesinde geçici iş ilişkisi; “işverenin bir işçiyi, holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi” şeklinde tarif ediliyor. Bu maddeden de anlaşılacağı gibi bir işçi ile geçici iş ilişkisi kurabilmek için Geçici İstihdam Bürosunun aracılığı gerekmiyordu. Fakat bu yeni yasa tasarısı ile bu mümkün hale geliyor. Bununla amaçlanan üretim ile hiçbir ilişkisi olmayan bir özel kurumun bir patrona kiralamak için işçi istihdam etmesi ve kiraladığı işçi başına para kazanmasıdır. 

Meclis alt komisyonundan geçen tasarıya göre İş Kanunun 7. Maddesi bu ihtiyaç doğrultusunda şu şekilde değiştiriliyor; “Geçici iş ilişkisi, özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir iş yerinde görevlendirme yapılma suretiyle kurulabilir.” Görüldüğü gibi şu andaki iş kanununda mevcut olan düzenlemeye özel istihdam büroları de eklenerek kapsamı genişletilirken öte yandan bir kamu kuruluşu olan İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun görevi kar amaçlı kurulacak olan özel istihdam bürolarına bırakılıyor.

Bu modeldeki iş ilişkisi ise şöyle olacak; Geçici İstihdam Bürosu,  patrona kiralamak üzere istihdam ettiği işçi ile ayrı bir iş sözleşmesi, işçiyi kiraladığı patronla ayrı bir sözleşme imzalayacak. Bu durumda işçinin asıl işvereni Geçici İstihdam Bürosu, işçiyi “kullanacak” olan ise kiralayan patron olacak. İşçiyi çalıştıran patronun ne ücret ne de sigorta ve diğer sosyal haklar konusunda işçiye karşı hiçbir sorumluluğu olmayacak. İşçinin kaderi, işçi kiralayarak kar eden istihdam bürosunun inisiyatifine terk edilmiş olacak.

Oysa İş Kanununun şu andaki 7.maddesinde “işverenin ücreti ödeme yükümlülüğü devam eder. Geçici iş ilişkisi kurulan işveren işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden işveren ile birlikte sorumludur.” denmektedir.

Fakat işçi, geçici istihdam bürosunun çalışanı olmakla birlikte kendisi ile ilgili hiçbir sorumluluk almayan patronun talimatlarına uymakla yükümlü olacak. Ayrıca “işyerine ve işe ilişkin olmak kaydıyla kusuru ile neden olduğu zarardan geçici işçi çalıştıran işverene karşı sorumludur”  şeklindeki düzenleme ile ne istihdam bürosu ne de onu kiralayan patron, işçinin neden olduğu zararı karşılayacak. Bunun sorumluluğu tamamen işçinin sırtına yükleniyor.

Özel İstihdam Büroları Nasıl Çalışacak?

Özel İstihdam Büroları faaliyete geçebilmek için Türkiye İş Kurumundan izin almaları ve brüt asgari ücretin iki yüz katı tutarında teminat ödemeleri gerekecek.  Oldukça yüksek olan bu teminat ile sermayenin hangi kesiminin bu işi ele alacağı da anlaşılıyor.

Gündemdeki kanun tasarısına göre geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilen özel bürolardan, patronun işçi kiralayabilmesi için başka koşulların yanı sıra şu şartların oluşmuş olması gerekiyor;

İşçinin askerlik hizmeti halinde ve iş sözleşmesinin askıda kaldığı diğer hallerde,

Mevsimlik tarım işlerinde,

Ev hizmetlerinde,

İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde,

İş Sağlığı ve Güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde,

İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması halinde,

Mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde geçici iş ilişkisi kurulabilecek.

Kurulacak geçici iş ilişkisinin süreleri ile ilgili ise yasa tasarısında şunlar belirtiliyor. Askerlik hizmeti ve iş sözleşmesinin askıda olduğu hallerde bu durum devam ettiği sürece geçici iş ilişkisi de devam edecek. Aynı zamanda mevsimlik tarım işlerinde ve ev hizmetlerinde süre sınırı olmaksızın geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştırılabilecek. Diğer bentlerdeki koşulların oluşması halinde ise en fazla dört ay süreyle kurulabilirken g bendi hariç toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek. Geçici işçi çalıştıran patron yukarıda belirtilen sürelerin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe yeniden geçici işçi çalıştıramayacak.

Tasarıda süre sınırlamasının yanı sıra geçici işçi çalıştırılacak alanlara ilişkin sınırlamalar da getirilmiş. Buna göre kamu sektöründe, toplu işçi çıkaran işyerlerinde ve yeraltında maden çıkarılan işyerlerinde geçici işçi çalıştırılamayacak. Ayrıca eğer bir işyerinde grev veya lokavt uygulanıyorsa o işyerinde de geçici işçi çalıştırılamayacak.

Özel İstihdam Büroları Ne Anlama Geliyor?

Devletin Özel İstihdam Bürolarını topluma kabul ettirebilmek için ileri sürdüğü gerekçelerden birisi bu yolla işsizliğin ortadan kaldırılacağı gerekçesidir. Türkiye’de işsizliğin önemli boyutlara ulaştığı, iş bulmanın gittikçe daha da zorlaştığı koşullarda bu büroların istihdamı arttıracak kurumlar olarak gösterilmesi burjuva demagojisinden başka bir şey değildir. Kapitalist sistemde bırakalım işsizliğin ortadan kaldırılmasını tam tersine sermayenin işçi sınıfının her türlü hak alma mücadelesine karşı  başında kılıç gibi salladığı önemli olgulardan birisidir işsizlik.  Kapitalistlerin işsizlere ihtiyacı vardır. Bu nedenle işsizliği ortadan kaldırmak gibi bir dertleri yoktur.

Özel istihdam büroları işçilerin aşırı sömürülmesine neden oldukları için 1933 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO)  tarafından yasaklanmıştır. Fakat bu yasak 1948-49 yıllarında kabul edilen sözleşmelerle yumuşatılmış ve belli koruma önlemleri ile birlikte 1997 yılında kabul edilen 81 sayılı “Özel İstihdam Büroları Sözleşmesi” ile yasak ortadan kaldırılmıştır.

Bu tür bir iş ilişkisi bize olumlu örnek olarak gösterilen Avrupa, Amerika ya da Japonya gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılıyor. Bu ülkelerde milyonlarca işçi geçici istihdam büroları tarafından geçici olarak çalıştırılıyor.

Özel İstihdam Bürolarının gündeme getirilmesi, işçi sınıfının içinde bulunduğu durumdan bağımsız değildir.  İşçi sınıfı hareketinin güçsüz olması ve burjuvazinin saldırılarına karşı bir duruş sergileyememesi burjuvazinin elini oldukça rahatlatıyor. Burjuvazi artık bireysel özgürlükler, emeğin korunması gibi aslında burjuva sistemi meşrulaştıran argümanlara bile gereksinim duymuyor.

Kapitalistler için en çok yakındıkları işçi maliyetlerinin en aza indirilmesinin araçları olan özel istihdam büroları ve buna benzer başka kurum ve kuruluşlar,  daha fazla kar elde etmenin araçları olmaya devam ediyor.

İşçi sınıfı için ise kazanılmış hakların geriye götürülmesi, daha fazla sömürü, daha fazla güvensiz koşullarda çalışma, daha fazla yoksulluk ve daha fazla örgütsüzlük anlamına geliyor. Bu nedenle kapitalizmi tüm kurumları ile tarihin çöplüğüne atmak her zamankinden daha acil bir görev olarak önümüzde duruyor.

27 Şubat 2016

Paylaş