KAZ DAĞLARI’NDAKİ ÇIĞLIK “SEN DE GEL!”

On binlerle birlikte bizde oradaydık. Çünkü katledilen doğaydı, kesilen her ağaç günlük 40 canlının nefesine vurulan darbe olduğu için, bu tür darbelere karşı tepki göstermek için oradaydık. Bu her doğaseverin sorumluluk duyması gereken bir davranıştır. Kime sorarsanız doğayı sevmeyene rastlamak mümkün değil. Fakat sorumluluk duyan sınırlı olduğundan kapitalist devletler aldıkları doğa tahribatı kararlarını rahat bir şekilde uygulayabilmektedirler. Doğa tahribatına tepki ne kadar güçlü olur, direniş ne kadar geniş olursa hâkim sınıf temsilcileri geri adım atmak zorunda kalacaktır. Kazdağlarında tepki zamanında güçlü olsaydı 200 bine yakın ağacı kesemezlerdi. Umarız sorumluluk duyanlar artar ve Kaz Dağları’ndaki tahribat durdurulur. İstanbul Gezi Direnişi’nde tohumları atılan Kazdağları direnişi yeni bir başlangıç olsun Munzur Dağları’na kadar uzansın! Hasankeyf-Cerattepe’lerde yeniden canlansın! Akkuyu’da Atom santralini engellesin! "Selam olsun Salda Gölü'ne, Munzur'a, Murat Dağı'na.

Kaz dağları’nda direnişin 24. günü 18.08.2019 da tarihi bir olay yaşandı. Sanatın bir araya getirme gücünü kullanan Fazıl Say, on binlerin izlediği muhteşem bir müzik resitali verdi. Darısı kendini sanatçı görenlerin başına diyelim. Konseri izleyen doğaseverler Kaz Dağları’ndaki tahribatı protesto etti. Doğa sever on binlerin içinde kadınlar çoğunluktaydı. Sevindirici olan diğer bir yan genç doğasever sayısının katılımcılar içinde fazla olmasıydı.

Konser öncesi Mudanya Belediye Bandosu çaldığı güzel parçalarla herkesi coşturuyordu. Hele hep bir ağızdan söylenen “Bella Çav, hayat bayram olsa” parçaları coşkunun doruk noktasıydı.

Tahribata uğramış kesilen ağaçların eteklerinde Gezi misali kurulmuş rengârenk çadırların bulunduğu orman içindeki Balaban Dinlenme Tesisleri bir nevi direnme tesislerine dönüşmüş. Alanda kurulan sahnede Fazıl Say sırtını 50 yıllık çama vererek piyanosunu adeta konuşturdu. Çektiği müzik ziyafeti dinlemeye değerdi. Orada olmakla kendimizi ayrıcalıklı bir mutluluk saydık. Özel olarak Kaz Dağları için bestelediği müziği ilk dinleyenlerden olmak ayrı bir zevkti. Müziğin klasiklerinden Mozart, Beethoven, Schobert ve Chopin’nin kulakları çınladı Kaz Dağları’nda. Fazıl Say “Eric Satie müziğini kuş da sevdi” "Yaşamaktan, yaşatmaktan yana olmalıyız, müzik de zaten bunu anlatıyor" derken çok haklıydı. Çünkü tüm canlılara hayat veren doğadır. Doğaya en büyük tahribatı yapan canlılar içinde insandır. Unutmayalım ki bu tahribat ve barbarlığa dur diyen ve diyecek olanda insandır. Fazıl Say’ın konserini Kemalistlerin 10. Yıl Marşı ile bitirmesi bize göre çirkindi.

Protesto eylemi sırasında dikkat çeken pankartlar:

                Kazdağları can çekişiyor! Sende gel!

                Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser!

                Kapitalizm barbarlık demektir! Altına inat yaşasın hayat!  (bizden)

                Altına&atoma ve siyanüre inat! Yaşasın hayat! (bizden)

                Halkım ormanlarına sahip çık!

                Havama suyuma toprağıma dokuma!

Emperyalist şirketler Kazdağını terk et!

Altına dokunma üstü kalsın!

İmdat insanlar geliyor! (Hilfe Die Meschen kommen!)

Kaz Dağları cehennem çukuru olmasın!

Siyanür zehirler yaşamı savunuyoruz!

Genci yaşlısı, kadını erkeği, çocuğu bebesi rengârenk yürüdük! Zaman direnme zamanı!  Bana dokunmayan yaşasın diyenlere sesleniyoruz: Doğa katliamı solunan hava, içilen su, beslenen toprağımızı kirletiyor, unutma sende buna dâhilsin! Kapitalist barbarlığın tek alternatifi var o da SOSYALİZM!

Yeni Dünya İçin Çağrı Okuru

19 Ağustos 2019

 

Paylaş