KARADENİZ’DE DOĞA KATLİAMINA KARŞI ÇIK!

“YEŞİL YOL PROJESİ” KARADENİZ BÖLGESİNDEKİ RANT VE TALAN ÜZERİNE

AKP hükümeti Karadeniz bölgesinde sözüm ona 8 ilin yaylalarını birbirine bağlamak istiyor! Bunun 2.600 km’sini bir yol projesi yaptılar. Bu projeye kasıtlı olarak alay edercesine “yeşil yol projesi” ismini verdiler. Yeşili katlederken ona verilen isim ancak talancıların göz boyama için kullandıkları bir sahtekârlık dersek yanılır mıyız? Barışın sembolü “Zeytin Dalı”nı Efrîn operasyonunda kullandıkları gibi, bulamamışlar başka isim. Barbarlıklarına da bu yakışır.

Bu projeye karşı yeryüzünün ender doğa güzelliklerinin olduğu Karadeniz Fırtına Vadisi’nde direnişler oldu. Devlet direnişi engellemek için gücünü jandarma ile kullandı. Direnen kadınlı-erkekli köylüler gücü yetenlerin barbarlıklarıyla yerlerden sürünerek iş makinaların bulunduğu alandan uzaklaştırıldı.

Fırtına İnisiyatifinden Evrim Güney bu talan projesi ile ilgili söyledikleri;

“Yeşil Yol Projesi ile talana açılmak istenen bir coğrafya var. Kavrun yaylasında biz yol çalışmalarını durdurabildik. Samistal yaylasında şu an devletin tüm kademeleri seferber oldu. Bizim ulaşım hakkımızı, protesto hakkımızı engelliyorlar. İki gündür bu yaylanın yolu iş makineleriyle kapatılarak yukarıya çıkmamızı engellediler. İnsanların yukarıya ulaşmasından çok korkuyorlar, o yüzden yolları kapatıyorlar. Bu proje şeffaf değil, halk bilgilendirilmedi. Fırtına Vadisi bir milli park, bir dünya değeri, tüm bu yönleri göz ardı edilerek bu proje dayatılıyor.”

Dayatılan bu projenin getireceği tahribat hesaplanmıyor. Andaki kâr/rant hırsı gözlerini o kadar bürümüş ki, on sene sonra açılan tahribatın tamiratı iyice zorlaşacaktır.

Yaylalar çöp yığınına dönecek. Orman içindeki hızlı çarpık ve plânsız yapılaşma/betonlaşma hızlanacak. Dere yataklarına yapılacak her müdahale onu daraltacak ve bölgenin doğal dengesi bozulacak. Zaten bugüne kadar yapılan HES’lerin açtığı tahribat yetmezmiş gibi talanda sınır tanımayanlar ellerindeki iktidar gücünü doğanın tahribatın kullanmada herhangi bir sakınca görmüyorlar.

Yol demek yeni yerleşim alanları demek, fazlalaşan nüfus demek, daha fazla ağacın kesilmesi demek. Daha az oksijen daha fazla karbondioksit demek. Yani sözün kısası daha fazla hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği demektir bunların yol projesi.

Sadece Türkiye’nin değil dünyanın en güzel vadilerinden olan İkizdere, Fırtına, Hemşin, Fındıklı vb. vadilerinin tahribata uğratılması hem doğaya hem de yöreye ihanettir. Eğer ”vatan hainliği“ diye bir kavram kullanılacaksa, bu talanda karar alan/veren ve uygulayanlar için daha çok yakışır.

Kesilecek her ağaç yeni toprak kaymaları anlamına gelecektir. Karadeniz sahil oto yolu inşaatında yaşandığı gibi benzer durumlar bu proje ile yaylalara kadar vardırılacak anlamı ifade eder. Çünkü 2.600 km’lik bir yolu orman içinden geçirdiğinizde 6 metre genişliğindeki bir yol için 15.600-20.000 km² alandaki ağaçların kesilmesi anlamına gelir. 1000 m² ye 30-40 ağaç dikildiğini düşünürseniz burada 400 bin/500 bine yakın ağacın kesileceğini hesaplamak için dâhi olmaya gerek yoktur.

AKP iktidarı 2002 programında şöyle diyordu:

“Çevreyi kirleten hiçbir kalkınma ya da üretim modeline müsamaha gösterilmeyecektir.“ (Prg., s. 98)

Bunlar yalnızca çevreyi kirletmiyor aynı zamanda rant için talan ederken tahrip te ediyorlar.

İktidar Karadeniz’i tahrip etmeye karar vermiş bir kere. Dert yalnızca bu sözde ”Yeşil Yol Projesi“  değil.

Kıyı şehirlerin çöplerini taşımak zorunda kalan Karadeniz kimilerince 'çöp deniz' olarak nitelendiriliyor.

Artık yaylalarda da çok katlı beton apartmanlar var, yaylalar hızla betonlaşmaktadır. Yol projesi bu betonlaşmayı daha da hızlandıracaktır.

Yol yapım çalışması sırasında maliyeti düşürmek için yapılan deniz dolgusu kıyı şeritlerini ve plajları tahrip ediyor, insanlara denize girecek alan bırakılmıyor.

Bazı bölgelerde şehrin çöpü denize dolgu oluyor. Meşhur Karadeniz fırtınaları bu dolguları içine çekiyor. Bazı bölgelerde de dağdan sökülen kayalar ve derelerden çıkarılan çakıllar dolgu olarak kullanılıyor.Yol yapmayla övünenler farkında mı bilemeyiz ama yolun maliyeti sürekli yükseliyor. Bu yolların yapılmaması için açılmış onlarca dava halkın lehine sonuçlanmasına rağmen dinleyen yok… Karadeniz kıyı şeridinde yapılan otoyol çevre katliamına neden oldu, olmaya devam ediyor. Yapımı süren sahil yolu doğal güzellikleri yok ediyor,bugüne kadar 150 köy ve plajdan yol bittiğinde sadece 10'u kalacak. İktidar için ne gam ne tasa! Yola devam!

Bölgeye hayat veren dereler, denizdeki kirliliğin ana kaynağı durumunda. Bunlar da Trakya’daki Ergene nehri gibi zehir akıyor. Yeşilin orta yerine dikilmiş binalar, atılan çöpler, kanalizasyon ve dere yataklarına kurulan işletmeler sanayi artıklarını bu derelere bırakıyor. Böylece hem su hem toprak hem de hava kirlenmesini sürdürüyor.

Bu belalar yetmiyormuş gibi bir de Artvin’in Cerattepe'de 40 hektarlık alanda plânlanan bakır ve altın madeni arama faaliyetleri söz konusudur. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali için yapılan başvuru yargıdan döndü. ÇED iptal başvurusunun reddiyle birlikte madenin durdurulması istemi de reddedildi. Yani 03.10.2016 tarihinde Cerattepe davasında Cengiz Holding 'in lehine karar çıktı. Böylece temyiz aşamasında da karar değişmezse, Artvin’deki canlı yaşamına büyük darbe vurması beklenen maden projesi devam edecek.  Cengiz Holding tarafından işletilecek olan maden onun kârlarına yeni kârlar katacaktır. Direniş de devam ediyor. Karadeniz köylüsü artık bundan 15-20 sene önceki gibi değil; işin ciddiyetini anladığı için de direnişe devam ediyor.

Şevket Çoruh'tan Cerattepe mesajı: 'Şiçtur ma madenine!'

KARADENİZ’İN TALANINA HAYIR!

KARADENİZ YAYLALARINDA YOL İSTEMİYORUZ!

MADEN ARTVİN’İ YAŞAM ALANI OLMAKTAN ÇIKARIR!

 24 Mart 2018

 

Paylaş