KAPİTALİZME, SAVAŞA, FAŞİZME, KRİZE KARŞI, 1 MAYIS’TA ALANLARA!

1 Mayıs… İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü.  

1 Mayıs... Bütün dünyada işçinin, emekçinin, ezilenlerin mücadelesinin simgesi.

1 Mayıs... Bütün dünyada işçilerin "Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok, kazanacağımız bir dünya var!" şiarını yükselttikleri, "Bütün ülkelerin işçileri birleşiniz!" şiarına aynı devrimci ruhla, eylemlerle yanıt verdikleri gün.

1 Mayıs, bütün ülkelerin işçilerinin, ezilen halklarla emperyalizme karşı birliğinin, mücadele omuzdaşlığının simgesi olan gün.

1 Mayıs, işçi sınıfının mücadele tarihinde ve geleneğinde, devrimci bir öze sahip kızıl bir gün! Bütün dünyada hakim sınıflar, 1 Mayıs'ın  devrimci geleneğine uygun bir biçimde kutlanmasını engellemek, 1 Mayıs'ın emperyalizme karşı bir isyan bayrağı, bir ayaklanma çağrısı, devrimin güç gösterisi olmasını engellemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.   

Türkiye’de 1 Mayıs resmi tatil günü. Hatta adına "Emek ve Dayanışma Günü” diyorlar. 1 Mayıs alanı, Taksim Meydanı işçilere yıllardır yasak!

Ülkelerimizde 1 Mayıs'ın devrimci özü, devletle bütünleşmiş sendika ağaları marifetiyle boşaltılıyor. 1 Mayıs, bayram kutlama merasimine, düzen partilerinin katıldığı gösterilere dönüştürülüyor. Zorbalıkla engelleme ve yozlaştırma, 1 Mayıs'ı devrimci özünden arındırma yöntemleri birçok halde içiçe geçiyor.

Sorunumuz Çok!

Biz işçilerin yaşadığı sorunlar saymakla bitmez. İşsizlik, kölece çalışma koşulları, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, güvencesizlik, geleceksizlik, düşük ücretler, iş cinayetleri vb. bu sorunların en önemlileri. Çalışan, yaratan, üreten biz. Yöneten, zenginleşen onlar. Yani kapitalistler! Bu sistemde ücretli köleyiz. Ölmeye çok, yaşamaya az bir ücretle yaşamaya, ayakta kalmaya çalışıyoruz. Kendi gücümüzün farkında değiliz. Örgütlü değiliz. Bilinçli değiliz. Gücümüzün farkına varmalı, bilinçlenmeli ve örgütlenmeliyiz. Sorunlarımızı dile getirmek için kendi mücadele günümüz olan 1 Mayıs’ta alanlara çıkmalıyız. Taleplerimizle, gücümüzle alanları doldurmalıyız.  

Yaşadığımız sorunları yaratan kapitalist sistemin ta kendisidir! Sistemde hata yoktur! Hata sistemin ta kendisidir! O halde mücadelemiz kapitalist emperyalist sisteme karşı olmalıdır. Kapitalist-emperyalist sistem yıkıldığında ve yerine insanın insanı sömürmediği, herkesin gücü ve yeteneği ölçüsünde katkıda bulunduğu, herkesin ihtiyacı oranında aldığı bir sistem kurulduğunda ancak gerçekte insanca yaşanabilir bir dünyadan söz edebiliriz.

Al Birini Vur Ötekine!

31 Mart’ta yerel seçimler yapıldı. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasındaki kavga, büyükşehir Belediyelerini hangisinin yöneteceği kavgası bizim kavgamız değildir. İki faşist ittifaka/cepheye mahkum değiliz. Bizim kendi tarafımız, kendi davamız var.

İster parlamento olsun, ister yerel olsun, seçimler biz işçi ve emekçilerin temel sorunlarını çözemez. Devleti burjuvazinin hangi kanadığının yöneteceği kavgası bizim kavgamız olmamalıdır.  

AKP, MHP, CHP, İP, SP, DSP, DP, VP, BBP sermaye, burjuva, düzen partileridir. Aralarında özde bir farklılık yoktur. Aralarındaki kavga iktidar kavgasıdır. T.C devletini kimin yöneteceği kavgasıdır. Hiçbirisinin kapitalist sistem ile devlet ile bir sorunu yoktur.

Hepsi işçilerin, emekçilerin düşmanıdır. Hepsi halkı kandırıyor. Hepsi iktidar kavgasını „demokrasi“ mücadelesi olarak yutturmaya çalışıyor. Aralarındaki kavgaya aldanmamalıyız.

Düzen partileri arasında tercih yapmak kırk katır mı, kırk satır mı? Veba mı, kolera mı? Tercihi yapmaya benzer!

Bu dalaşta birine karşı diğerinin yanında yer almamalı,  birine karşı diğerini desteklememeli, düzen partilerinin kendi aralarındaki kavgada taraf tutmamalıyız.   Bizim kendi sınıf çıkarlarımız var. Sınıf çıkarlarımızı merkeze koyan bir mücadele yürütmeli, kendi iktidarımız için mücadele etmeliyiz.  

Kriz Var!

Krizi yaratanlar, krizin sorumlusu olanlar seçim ekonomisi ile belli ölçülerde krizin üzerini örttüler. Fakat şimdi örtü kalktı. Ekonomi daralıyor ve kriz derinleşiyor. Sermaye devleti, kapitalizm kendi yarattıkları krizin yükünü bizim sırtımıza yüklemeye çalışıyorlar.

Burjuvazi  Suriye’de yeni askeri operasyonlara hazırlanıyor. Dışta savaşın yükseltilme ihtimali büyük.

Önümüzde içte işçilerin, emekçilerin, demokrasi isteyen bütün insanların, biz de varız diyen kadınların, bütün ötekileştirilenlerin gelişecek eylemlerine karşı faşist müdahalelerin setreleşeceği, faşizmin daha da koyulaştırılacağı bir dönem var.

Önümüzde, uluslararası alanda yürüyen yeniden paylaşım dalaşında, emperyalist güçlerin kendilerine bir rakip gelişmesini engellemek için AKP/Tayyip iktidarına karşı  dış operasyonların artacağı bir dönem var.

Böyle bir dönemde, egemenlerin bir bölümünün kuyruğuna takılmamalıyız. İşçi sınıfı, emekçiler kendi iktidarları için mücadele etmeli ve örgütlenmelidirler. 

Kurtuluş Devrimde!

Egemenlerin, hakim sınıfların önümüze koyduğu alternatifler, işçiler emekçiler açısından gerçekte kötüler arasında tercih yapmaya zorlayan, bize adeta kırk katır mı/kırk satır mı tercihini yapmaya zorlayan alternatiflerdir. Bunların hepsine hayır demek, hakim sınıfların iktidar dalaşında, onların şu veya bu kesiminin kuyruğuna takılmamak, kendi bağımsız demokrasi mücadelemizi yürütmektir görev!

Çare “kötülerin iyisinde” değil, işçilerin, köylülerin, emekçilerin, bütün ezilenlerin kendi iktidarında, halk iktidarındadır.

Ülkemizde demokrasiyi, bağımsızlığı kazanmanın yolu, işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devriminden geçmektedir. İşçilerin, emekçilerin kendi iktidarları, demokrasiyi kazanmanın biricik yoludur.  Ve ülkelerimizde demokrasi, devrimle er geç kazanılacaktır! Yeter ki, hakim sınıfların iktidar dalaşının yedeği olarak hareket etmekten çıkalım, kendi iktidarımızı kendi ellerimizle kazanalım!

1 Mayıs 2019'da da, her şeye, bütün olumsuz şartlara rağmen, devrim şiarını, devrim taleplerini merkeze koymalıyız! Reform talepleri uğruna mücadeleyi değil, reformist tarzda mücadeleyi kökten reddetmeliyiz!

O zaman, 1 Mayıs'ı onun devrimci geleneğine uygun olarak anmış, kutlamış oluruz. O zaman, High Market katliamında ölen Şikagolu onlarca yiğit işçi, o zaman August Spiess, George Engel, Albert Parsons, Adolph Fischer'ler bizimle birlikte 1 Mayıs alanlarında olurlar. O zaman, ülkemizde ve bütün dünyada, 1 Mayıs'ın devrimci bayrağını yükseklere kaldırmak için döğüşürken ölenler, bizim mücadelemizde bizimle birlikte olur. O zaman, döğüşürken ölenlerin kanı yerde kalmaz! O zaman, biz geleceğin bizim ellerimizle kurulacağını göstermiş oluruz dosta düşmana!

Üreten ve yaratan biz işçileriz, emekçileriz. Biziz hayatı yaratan. O zaman yöneten de biz olmalıyız! Bu hiç te hayal değildir. Yeter ki gücün bizde olduğunu kavrayalım, örgütlenelim,  kendi sınıf mücadelemizi bütün kötülere, sömürü sisteminin kendisine karşı yürütelim!

Haydi, 1 Mayıs’ta alanlara!

Haydi, 1 Mayıs'ta kızıl bayrakları yükseltmeye!

03 Nisan 2019

Paylaş