KAPİTALİZM ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Temmuz ayı iş cinayetleri istatistikleri açıklandıktan birkaç gün sonra bir iş cinayeti haberi de İzmir’den geldi.

4 Ağustos’ta İzmir-Çanakkale çevreyolundaki viyadük inşaatında çalışan 4 işçi beton ve demir enkazının altında kalarak can verdi.  İşçiler beton dökümü için kurulan iskelenin direk bağlantılarının her birinde 4 cıvata kullanılması gerekirken, kimisinde 1-2, kimisinde ise hiç cıvata kullanılmadığını söylüyorlar.  Ayrıca iskelenin, 110 metreküp beton taşıma kapasitesi bulunduğunu, dökülen miktarın 150 metreküp olduğunu, iskelenin aşırı yükü taşıyamadığı için çöktüğünü belirtiyorlar.

Çalışma koşullarının çok ağır olduğu ve iş güvenliğinin neredeyse hiç olmadığı inşaat sektöründe çalışan işçilerin hayatta kalması neredeyse mucize gibi. İnşaat halinde bir binanın önünde kocaman harflerle “önce iş güvenliği” yazısı olmasına rağmen, inşaatta çalışan işçilerin hiçbir güvenlik önlemi alınmadan incecik tahta iskelelerinin üzerinde sıcağın karşısında çalışmak zorunda kaldıklarını hepimiz görmüşüzdür. İnşaat sektörüne milyarlarca para yatıran patronlar 4 cıvatayı işçilere çok görüyor. Çünkü işçilerin düşüp hayatını kaybetmesi umurunda değil. Bunun için herhangi bir bedel ödemek zorunda değil. Herhangi bir caydırıcı yaptırım ile karşı karşıya değil.

Çünkü bu sistem onların sistemidir. Bunu her iş cinayetinden sonra hükümet yetkilileri kendilerine hatırlatıyor. Bu iş cinayetinden sonra da İzmir Valisinin yaptığı açıklama inşaat patronlarını oldukça rahatlatmıştır.

Şöyle diyor İzmir Valisi Mustafa Toprak:  “Burada da bir kaza var, istenmeyen bir şekilde gerçekleşmiş kişiler kusurlu ya da kusursuz bilemeyiz. Ama bu ülkede beraber yaşamak için bir araya gelmiş halkımıza ihanet etmek suretiyle, birbirine düşürmek suretiyle tamamen kandan beslenenlerin ortaya koymuş olduğu sevgisizliğin ve maalesef kin ve nefretle doldurulmuş, insanlıktan bir haberlerin bağlılığı suretiyle bir saldırı sonucu bugünkü olayda şehit verdik. Biz de bir an önce bunların akıllarını başlarına almalarını diliyoruz”.

Kaza ertesinde olay yerine gelen validen kaza ile ilgili açıklama yapması beklenirken o terörden, şehitlerden bahsediyor. Bile bile ölüme gönderilen dört işçinin vali için hiçbir önemi yok. Bir devlet yetkilisinin soruna bu şekilde yaklaştığı yerde patronlardan farklı bir yaklaşım beklemek boşuna olur. 

Gerçi Vali beyin bunları söylemesine de gerek yoktu. Zaten İzmir-Çanakkale yolu inşaatında ölen işçilerin yönetmelikte de yeri yok!

Şöyle ki:   

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 19 Eylül 2014’de yayınladığı, fakat ancak 1 Temmuz 2015 itibariyle yürürlüğe soktuğu  “Ahşap, Çelik ve Alüminyum Alaşım Ön Yapımlı Bileşenlerden Oluşan Dış Cephe İş İskelelerine Dair Tebliği” çıkarttı. Bu tebliğ ile birlikte işçiler iskeleden düşüp ölmesin diye duvar, sıva, ısı-ses-su yalıtımı, kaplama, boya, montaj işleri, restorasyon, yıkım-söküm ile onarım ve güçlendirme işleri için kullanılan iskelelerin nasıl olması gerektiği ilk kez kurala bağlandı. Fakat yönetmeliğin içeriğine ve kapsamına bakıldığında bunun da göz boyamaktan ileri gitmediği görülüyor.  

1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe sokulan yönetmelikte, örneğin katlara malzeme çıkarmak için kullanılan hareketli, otomatik ve motorlu iş iskelesi olarak adlandırılan iskeleler ile beton dökerken kalıbı taşıyan kalıp iskeleleri bunun dışında bırakılmış. Bu iskele tipi İzmir-Çanakkale yolunda çalışan işçilerin kullandığı iskele tipidir ve yönetmeliğin kapsamı dışındadır!

Yönetmeliğin yayınlanma tarihinden neredeyse bir yıl sonra yürürlüğe girmesini bir yana bırakalım,  yürürlük tarihi olan 1 Temmuz 2015’ten önce ilana çıkmış ya da ihalesi yapılmış işler de kapsam dışı bırakılıyor. Bir başka ifadeyle 1 Temmuz 2015 tarihine kadar yapı ruhsatı alanlar ile belediye veya bakanlıklar inşaat, bakım, onarım, yalıtım gibi işlerle ilgili ilana çıkmışlar veya ihaleyi yapmışlar ise bu hükümlerden muaf olacaklar.  Yani ihaleyi almadan da sadece ilana çıkmış olmanız bile kapsam dışında kalmanız için yeterli oluyor vs.

Kapitalizmin kar hırsına her ay onlarca işçi kurban veriliyor. İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2015 yılının ilk altı ayında en az 794, Temmuz ayında ise en az 166 işçi yaşamını yitirdi. Bu korkunç tabloya rağmen işçi sınıfı ve emekçilerin neredeyse bir mücadelesi yok. Çünkü yığınlar örgütsüz, iş güvencesinden yoksun, her gün işsiz kalma korkusu ile yaşıyor.  Fakat bu devran böyle gitmez. Ezilenlerin bu sistemi yerle bir ettiği, insanca çalışma ve yaşama koşullarını yarattığı günler gelecektir. Bu günleri getirecek olanlar da işçi sınıfı ve emekçi yığınlardan başkası değildir.

07.08.2015

Paylaş