KALE KAYIŞ İŞÇİLERİ İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ İÇİN DİRENİYOR!

İstanbul'dan İSİG Meclisi ile birlikte Kale Kayış işçilerinin yapacağı basın açıklaması için yola çıktığımızda, aklımıza ilk gelen işçiler fabrikaya sendikayı soktuğu için patron işten çıkarma ile cevap vermiş, işçiler de direnişe geçmişlerdir yönündeydi. Gerçeğin farklı olduğunu Silivri’ye gittiğimizde anladık. Kale Kayış fabrika işçileri Petrol İş Sendikasında örgütlenmiş, meydana gelen iş kazalarının, ölümlerin önüne geçmek için direnişe geçmişler.

İşyeri temsilcisi durumu şu şekilde özetledi: “Bizler evlerine bir parça ekmek götürmeye çalışan işçileriz, ancak bunu yaparken karşı karşıya kaldığımız iş kazaları ve cinayetleri bizleri üretimi durdurmaya mecbur kıldı. Direnişimizin amacı kolumuzun elimizin kırılmaması, yüzümüzün morarmaması, iş cinayetine kurban gitmemekti. Kale Kayış fabrikasında bugüne kadar üç işçi hayatını kaybetmiş, yüzlerce işçinin kolu eli kırılmıştır. Öyle ki anlaşmalı olduğumuz Medikal Park Hastanesi doktorları bizlerden birisi gittiğinde direk, ‘Kale Kayış fabrikasından mı’ geldiğimizi söylemektedir. Sadece bu değil işyerinde havalandırma sistemi olmadığı için sabahleyin işe bembeyaz teniyle gelen işçi, akşam evine maden işçisi gibi dönmek zorunda kalmaktadır. Bunun sonucu bellidir ya kanser ya da koa rahatsızlığı. Buna dur demek içinde direnişi seçtik.

Fabrikaya sendikayı getirmeden önce göçmen işçi çalıştıran sömürgenler, apar topar bunları fabrikadan çıkarmak zorunda kalmıştır. İşyerinde meydana gelen iş kazalarının nedeni sadece fazla çalışma saatlerinden kaynaklanmamaktadır, esas sorun iş güvenliğinin hiçe sayılmasıdır. Adi bir zincir halatla sağlamı arasındaki fiyat farkı ne olabilir ki? Sömürücülerin bu kar hırsından, halat kopmasından kaynaklı iş kazaları olabilmektedir. Direnişe başladığımız 32 gün içinde üç iş kazası olmuştur. Bu da bizim ne kadar haklı olduğumuzun bir kanıtıdır. İşyerinde iş güvenliği sağlanana dek direnişimizi sürdüreceğiz, bir parça ekmek için ölmeyi red ediyoruz."

Yeni İşçi Dünyası okurları olarak, belki de işçi sağlığı ve iş güvenliği için  ilk direniş olan direnişte yer alan beş işçi ve işçi eşiyle yaptığımız söyleşilerde bu açıklamaların somut mağdurlarını gördük, kolu kırılan, eli kırılan, yüzü moraran, platinli koluna rağmen altı ay istirahatten sonra aynı bölümde çalıştırılan işçileri gördük. Biz tüm bu kölece çalışma koşullarını ve Türkiye'deki sömürü çarkını paramparça edecek işçi sınıfının kararlı sesini ve sıkılmış yumruklarını gördük. İşçi eşlerinin ve çocuklarının havaya kalkmış yumruklarında babalarının eve sağlam dönememe riskine karşı duyulan öfkeyi gördük. Yeni İşçi Dünyası  okurları olarak diyoruz ki, bu sömürü çarkı parçalanana dek, mezara gömülünceye dek, işçilerin serbest kürsüsü olmaya devam edeceğiz.

Kale Kayış işçileri direnişlerinin 32. gününde 6 Nisan’da İstanbul Silivri sahilde basın açıklaması yaptılar.

İşçilerin basın açıklaması bitene kadar Kale Kayış fabrikasının duvarlarına çarpıp sahile gelen sloganları şunlar idi: “Çalışırken ölmek istemiyoruz! Sendika hakkımız engellenemez! Yaşasın sınıf dayanışması! Direne direne kazanacağız! İşte sendika, işte petrol iş!”

Tüm Yeni İşçi Dünyası okurlarını ve işçileri bu haklı direnişe destek olmaya çağırıyoruz.

 Zafer direnen işçilerin olacaktır!

7 Nisan 2019

Yeni İşçi Dünyası okurları

Paylaş