İZMİR'DE NEWROZ, GÜNDOĞDU ALANINDA KUTLANDI

100.000’den fazla bir katılımla gerçekleştirilen Newroz kutlamaları Diyarbakır Belediyesi Eş Başkanı Gülten Kışanak’ın da yaptığı kısa bir konuşma ile olaysız   olarak kutlandı.

İlk konuşmayı HDP İzmir Eş Başkanı Cahit Uğur yaptı. Konuşmasında AKP ve Tayyip Erdoğan eleştirildi. Newroz’a katılan  bu yüzbinlerin doğudan güney doğudan yani Kürdistan’dan göç etmek zorunda bırakılmış ağırlıkla Kürt ağırlıklı emekçilerden oluştuğunu bu Kürt emekçilerin kadınlı erkekli, çocuklarıyla birlikte İzmir ve çevresindeki fabrikalarda, tarım alanlarında, işportalarda, inşaatlarda ve daha birçok iş sahalarında iliklerine kadar sömürülerek çalıştırıldığını dile getirdi. HDP’nin bu sömürüye son verecek yegane parti olduğunu vurguladı.

Sonra EMEP Eş Başkanı Selma Gürkan yine Newroz’un önemi üzerine, Abdullah Öcalan’ın mesajının önemi üzerine ajite temelinde bir konuşma yaptı. CHP’nin 1924 yılındaki Mustafa Kemal’in manifestosunu belirlediği CHP olmadığı üzerine seçmenlerin 7 Haziran’da bu gerçeği göz önünde tutarak  oylarını HDP’den yana kullanmaları gerektiği üzerine de konuşmasına bir parantez açtı!

Newroz kutlamalarına katılan, mesaj gönderen devrimci, demokrat örgüt ve kuruluşların mesajları okundu.

Ardından Gülten Kışanak konuşmasını gerçekleştirdi. Konuşmasında AKP’yi eleştirerek 7 Haziran’da onlara sandıkta büyük bir ders vermelerini alanı dolduran 100.000’i aşkın kitleden istedi. İzmir’den 5 milletvekili çıkarmalarının da olanaklı olduğunu, bunu gerçekleştirmek için el birliğiyle çalışmaları gerektiğini vurguladı vb.

 

Gündoğdu alanına sabah saat 10.00’dan itibaren İzmir ve çevresinden binler akın akın gelmeye başladılar. Kadınlar bir düğüne gider gibi kırmızı, sarı, yeşil “ kiras u fistan” ve “şal u şapik” lere bürünerek alanı Kürtçe ezgiler, horonlar,  marşlar eşliğinde doldurdular. Erkekler de  kadınlar gibi en güzel giysilerini giyinmiş, başları mağrur havada. Başarılmış Kobanilerin, Rojovaların  aynı zamanda Türk egemen güçlerinden söke söke almaya başladıkları demokratik taleplerin yankı bulmasının getirdiği gururla kadınlı erkekli yüzbinlerce emekçi bir halk, sömürülen, hor görülen, baskıya uğrayan, katledilen, sürgünlere-göçlere   gönderilen,  asimile edilmek istenen, en elzem demokratik hakları dahi ellerinden alınmış halklar  zafer için haykırdı.

Nasıl bir zafer için?

İşte bunun yanıtı HDP’nin sunduğu 10 maddelik deklarasyonda ve Abdullah Öcalan’ın Newroz’da okunmak için kaleme aldığı bir buçuk sayfalık bildirgede betimlenmektedir.

Bugün 22 mart 2015 ve günlerden Pazar! Gündoğdu Meydanında yapılan tüm konuşmalar HDP’nin çizdiği 10 maddelik Dolmabahçe deklarasyonu ve Abdullah Öcalan’ın iki sayfalık İmralı bildirgesine bağlı kalınarak yapıldı, bu çerçevenin sınırlarını da aşmadı, aşamadı.

Bu çerçeve burjuva parlamentarizmine, burjuva cumhuriyetine, burjuva demokrasisine bir kez daha doğasına aykırı pozitif özellikler yükleyerek ezilen, sömürülen milyonlarca çeşitli milliyetlere haiz kitleler ve halklar boşuna ümitlendiriliyor, aldatılıyor.

 Burjuva demokrasinin sınırlarını halklar değil sermaye çizer. Sermayenin menfaatlerinin, çıkarlarının bittiği kör noktaya kadardır burjuva demokrasisi. Ondan sonrası zulüm, baskı, zindan, savaş, faşizmdir.

Her kim ki ezilen halkların özgürlüğünü, tam hak eşitliğini, sosyal adaleti burjuva parlamentarizminin ihsan edeceğini muştuluyorsa  o yalan söylüyor, ezilen ve sömürülen halkları aldatıyor demektir.

Demokratik talepler için savaşım başka bir şey, bu talepleri burjuva demokrasinin eksiksiz yerine getirebileceği hayalini yaymak ve kitleleri buna inandırmak başka bir şeydir.

Biz bugün HDP’ye destek veriyorsak, ortaya sürülen 10 maddelik Dolmabahçe deklarasyonunun ve iki sayfalık İmralı bildirgesinin en geri burjuva demokrasilerinde zaten var olan ve olabilecek olan demokratik istemler için savaş yürütmeyi gerekli bulmadığımız içindir. Ezilenlerin gerçek kurtuluş hareketine olan konsantreye böylesine basite indirgenmiş  istemler uğruna engel olduğu içindir. 40 yıllık bir savaşımın sonunda gelinen nokta ne yazık ki hüsrandır. Bu istemler için barış istiyorlar! Barışı bu istemler için tek taraflı da olsa yaşama geçirmek istiyor, silahlı mücadeleyi bitirmek istiyorlar!

Biz de diyoruz ki şayet bu istemler için savaşıyorduysanız ve savaşıyorsanız gerçekten değmez! Bunca kan akmasına, bunca anaların ağlamasına, bunca gözyaşına değmez. Barış olsun. Ama ezilen ve sömürülen halklar sadece ezilen uluslar temelinde değil de ezilen sınıflar temelinde ayağa kalktıklarında burjuvazi yok olana kadar, emperyalizm yok olana kadar, gerçek barışı ebedi barışı getirecek olan başta proletarya olmak üzere tüm ezilenlerin iktidarı kurulana kadar savaş olsun diyoruz.

Biz çürük, aldatıcı barış değil, gerçek bir barış istiyoruz.

Biz göstermelik adalet, özgürlük, eşitlik değil gerçek adalet, özgürlük, eşitlik istiyoruz.

Biz ezilen ulus ve milliyetlere göstermelik bir takım basit haklar değil, onlar için ayrılıp ayrı devlet kurma hakkı da dahil olmak üzere tam hak eşitliği istiyoruz.

Bunun  ise burjuva reformlarıyla olanak dışı olduğu akılda tutulmalıdır.

Tek çözüm, işçilerin köylülerin demokratik cumhuriyetidir, sosyalizmdir.

İzmir, 23.03.2015

YDİ Çağrı okuru

Paylaş