SEÇİMİNİZİ BEĞENMEDİK, TEKRAR SEÇİN!

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin AKP'nin yaptığı olağanüstü itirazı görüşmek üzere toplanan YSK, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi 23 Haziran Pazar günü yapılacak.

YSK’nun bu kararı siyasi bir karardır. Hukuk ile bir ilgisi yoktur. Türkiye’de hukuk değil guguk yürürlüktedir. Burjuvazinin hukuku sermayenin egemenliği şartlarında egemenlerin emrindedir. Bu düzende hukuk sermayenin yararına işler. Bu nedenle YSK’nın kararının altında hukuk aramak boş bir iştir.
“Cumhur İttifakı” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini kaybetmeyi sindiremedi. Seçimde yapılan kimi usulsüzlükleri de kullanarak seçimi iptal ettirdi. Seçim yapıldı. Seçmen oyunu kullandı. Şimdi tekrar seçin deniliyor.

31 Mart yerel seçimleri de tüm diğer seçimlerden özde farklı olmadığını gösterdi. 31 Mart yerel seçimleri alavere dalaverenin, oy hırsızlığının, zor, baskı, şiddet, tehditlerle oy devşirilmesinin, hak gasplarının... yaşandığı bir seçim oldu.

Sermayenin çıkarları üzerine kurulu olan bu düzende, hırsızlık, rant, çalma, çırpmanın... geçer akçe olduğu, “su akarken testini doldur!”un geçerli olduğu bu sistemde, seçimler yoluyla bir şeylerin düzelebileceği beklentileri boş beklentilerdir. Ne yazık ki anda kitlelerin bilinç düzeyi bu gerçeği kavramaktan uzaktır.

31 Mart yerel seçimleri, seçimlerin gündemde yerini koruması, yenilenmesi; işçilerin, emekçilerin her geçen gün daha da kötüleşen ekonomik koşullarda yükselen öfkesinin boşalmasına hizmet etmektedir. Kitlelerin ekonomik zorluklara, devlet terörüne, hak gasplarına... karşı biriken öfkesi seçim potasında eritiliyor, kitlelerin düzene, sisteme, devlete yönelebilecek olası bir patlaması anda en aza indirilmiştir. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi “Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” arasında geçecektir.
Hâkim sınıfların iki kanadı arasında süren iktidar mücadelesinde desteklenecek bir taraf yoktur! Her iki cephede yer alan partiler sistemin/ devletin partileridir. Savundukları devlet faşisttir, halklara düşman bir devlettir! 

“Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” arasındaki, bir başka deyişle iki faşist kamp arasındaki dalaş; kavga ne demokrasi kavgasıdır ne de faşizme karşı mücadeledir. Kavgaları devlete kimin hâkim olacağı, devleti kimin yöneteceği kavgasıdır. Bu kavga bizim, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin kavgası değildir!
Biz 31 Mart yerel seçimlerinde, seçimlerin işlevini, bu seçimlerde esasta iki egemen grup arasında yürüyen iktidar dalaşında desteklenecek bir yan olmadığını; bu iki faşist kamptan birisinin peşine takılmanın doğru olmadığını; sol adına hareket edenlerin seçimlerde takındıkları tavrın doğru olmadığını, burjuvazinin seçim aldatmacasının kuyruğuna takılmak yerine kendi bağımsız siyaseti, hedefleri temelinde kitleleri kazanması gerektiğini, solun kendisini burjuvazinin iktidar dalaşında kuyruk olma pozisyonundan kurtarması gerektiğini; burjuvazinin iki kanadı arasındaki iktidar dalaşının demokrasi ile faşizm arasında bir dalaş olmadığını, bunu bu şekilde görenlerin büyük bir yanılsama içinde olduklarını; bu seçimlerde doğru tavrın seçimleri boykot etmek olduğunu söyledik. 
Seçim sahtekarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararı, seçimlerde yapılan usulsüzlükler vb. somut olarak boykot kararının doğru taktik olduğunu pratikte gösterdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde yarışacak iki faşist ittifaka karşı tek doğru seçenek seçimi boykot etmektir.

“Ne Cumhur İttifakı ne Millet İttifakı! Tek yol devrim!” bu somutta haykırılması gereken doğru bir şiardır.

Artık yeter!

Seçim sahtekarlığına dur deme zamanıdır!

Seçiminize de düzeninize de dur deme zamanıdır!

Artık oyun bitti deme zamanıdır!

Seçim oyunu ile oyalanmayalım, düzene karşı devrim mücadelesini yükseltelim!
YSK’nin siyasi kararına karşı tepkimizi gösterelim. 

Ancak egemenler arasındaki iktidar dalaşından bağımsız tavır takınalım, bağımsız sınıf mücadelesi yürütelim. Burjuva kliklerin kendi aralarındaki iktidar dalaşının parçası/uzantısı olmayalım.

Anti AKP cephesinden kendimizi ayıralım. Kendi bağımsız siyasetimiz ve propogandamız ile kitlelere gidelim.
Egemenlerin kendi aralarındaki iktidar kavgasının parçası olmak, birine karşı diğerini tercih etmek kurtuluş değildir.

Kurtuluş bir bütün olarak burjuvaziye, sömürü düzenine karşı verilecek olan devrim mücadelesinden geçer…
Çaresiz değiliz! Umutsuz değiliz!

Çare, üretenlerin, yaratanların, işçilerin, emekçilerin mevcut sistemi değiştirmesi ve kendi iktidarını kurmasındadır. Bu bir hayal değildir, bu bir rüya değildir. Bu gerçekleşebilir bir şeydir! Yeter ki; gücün bizde olduğunu kavrayalım, örgütlenelim, kendi sınıf mücadelemizi bütün “kötü”lere, sömürü sisteminin kendisine karşı yürütelim!

Çare “kötülerin içinde iyiyi seçmekte” değil, işçilerin, köylülerin, emekçilerin, bütün ezilenlerin kendi iktidarında, halk iktidarındadır. Çare işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimindedir! 

7 Mayıs 2019

Yeni Dünya İçin Çağrı


 

 

Paylaş