İŞYERLERİNDE REGL İZNİ MÜMKÜN MÜ?

Kadın işçiler sanayinin bütün alanlarında erkeklerle birlikte çalışıyor, erkeklerle aynı işleri yapıyorlar. Fakat erkek işçilerin sahip olduğu bir dizi haktan yoksunlar. Buna bir de kadının bedensel özelliklerinin dikkate alınmadığı bir iş hayatı eklendiğinde, kadınları daha da dezavantajlı bir konuma itiyor.

Bu durum, kadın çalışanların çalışma yaşamının yeniden düzenlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi konusunu her dönem yeniden gündeme getiriyor.

Kadın çalışanlara “regl izni” de bu konulardan bir tanesi.

Çalışan kadınlara regl izni talebi yeni bir talep değildir. Dünyanın birçok ülkesinde kadın  işçilerin mücadeleleri sonucu elde edilen regl izni hakkı, bir hak olarak özgürce kullanılabiliyor.

Örneğin Japonya’da bu hak 1947 yılından beri yasal olarak tanınıyor.

Japonya’da 1947 yılında hazırlanan İş Kanununun 67. maddesi ağır çalışma koşulları olan sektörlerde ya da regl sırasında beden bütünlüğü açısından zarara neden olacak alanlarda çalışan kadınların ücretli regl izni kullanabileceğini belirtiyor. 1989 yılında Japonya’da yapılan bir araştırmada sendikaların yüzde 95.5’inin bu hakkı kullandığı tespit ediliyor.

Endonezya yasalarında, ister kamu emekçisi olsun ister özel sektörde çalışsın tüm kadınların her ay iki günlük regl izni var ve bu hak kadın işçiler tarafından grevlerle kazanılmış.

1995 yılının temmuz ayında 13 bin kadın işçinin 6 bini ülkenin en büyük tekstil ihracatçılarından olan Great River Industries Company’de greve çıkar. Kadın işçiler ücret zammını ve daha iyi çalışma koşullarıyla birlikte regl izni de talep eder. Bu hak aslında o zamana kadar Endonezya iş yasasında var olan ancak uygulanmayan bir haktır. Çoğunlukla kadın işçilerin çalıştığı, ülkenin en büyük sigara üreticisi Indon Cigarette fabrikasında kadın işçiler 14 Kasım 1997’de aynı taleplerle greve gider. Grev sonucunda kadın işçilerin diğer talepleriyle birlikte regl izni talebi de kabul edilir.

Çin'de kadınların regl dönemlerinde soğuk suyla yapılan işlerde çalışmaları ve yüksek performans gerektiren işlerde çalıştırılmaları yasaktır. Pek çok sektörde kadınların regl dönemlerinde iki günlük ücretli izin kullanmaları yasalarla düzenlenmiş ancak bu izni kullanabilmeleri için idrar testi yapılması şartı konulmuştur.

Kore’de bir günlük ücretli regl izni, 1994 yılında geriye götürülerek ücretsiz izne dönüştürülmüştür.

TÜRKİYE'DE DURUM NE?

2004 yılında “Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği” adıyla bir yönetmelik yürürlüğe girdi ve bu yönetmelikte regl izni ile ilgili de bir düzenleme yer alıyordu. “Kadın işçilerin Özel Günleri” başlığı altında “Kadınlar, ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesap edilir. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir. Ay halinin başlangıcı işçinin ihbar tarihidir” şeklinde bir madde konuldu.

Ancak bu düzenleme uygulanmayarak kağıt üzerinde kaldı. 2010 yılına kadar da bir tek uygulama örneği görülmedi.

2010 yılında, tekstil ve konfeksiyon sektöründe bazı işler “ağır ve tehlikeli işler” kapsamına alındı. Regl izni uygulamayan işyerlerine ceza kesilmesi gündeme geldi. Bu kez de tekstil patronları, kadın işçileri işten çıkartmakla tehdit etti.

Çalışma Bakanlığı, 2008 tarihinde hazırlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun taslağının yasalaşması durumunda ağır ve tehlikeli işler kavramının ortadan kalkacağını, bu tartışmanın da sona ereceğini söyledi.

7 Mart 2010’da yapılan değişiklikle kadınların en yoğun çalıştığı konfeksiyon ve triko, dokuma, giyecek imali işyerleri ile otel ve tatil köylerinin mutfakları gibi 42 sektör ağır ve tehlikeli işler kapsamından çıkarıldı!

8 Şubat 2013 tarihinde çıkarılan bir yönetmelikle Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Böylece, kadınların regl izninin de hukuki zemini ortadan kalkmış oldu.

Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’nin kaldırılmasıyla, kadınlara çalışma yasağı olan pek çok işte kadınların çalışmasının da önü açıldı.

Şimdi artık kadınlar, 4857 sayılı İş Kanununun 72. maddesine göre maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı ve su altında çalışma dışında içinde kadın sağlığını ciddi şekilde etkileyecek çalışma alanları da olan tüm çalışma alanlarında -kadın çalışanların sağlığını koruyacak önlemlerin alınıp alınmadığına bakılmaksızın- çalıştırılıyorlar.

Regl izninin patronların da baskısı sonucu yasal düzenlemelerden çıkarılmış olması, bu hakkın artık hiç kullanılamayacağı anlamına gelmiyor. Regl iznini, güçlü bir sendikalaşmanın olduğu işyerlerinde toplu sözleşmelere koymak mümkün. 

Türkiye’de bu konuda şimdiye kadar bildiğimiz tek örnek Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın örgütlü olduğu İstanbul’daki "Valfsan" isimli işletme. Kadın işçilerin yoğun olarak çalıştığı bu fabrikada, işçilerin mücadelesiyle toplu iş sözleşmesine, "kadınlara her ay bir gün regl izni verilmesi"  maddesi eklendi. Ayrıca 8 Mart da ücretli tatil günü olarak sözleşmeye konulmuş durumda.

Regl izni, önemli bir talep olmakla birlikte, kadın çalışanların bir dizi başka önemli talebi var. Örneğin kreş hakkı, hala en önemli taleplerden bir tanesidir.

Kadınların çalıştığı alanlarda kadınların bedensel ve fiziksel özelliklerine göre bir çalışma düzeninin oluşturulması için mücadele ayrımcılık değil, tam tersine bir zorunluluk ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması mücadelesidir.

Bu taleplere en baştan kadın işçilerin sahip çıkması gereklidir.  Elde edilen kazanımların pratiğe geçirilmesi mücadelesi cesaretle yürütülmelidir.

Bu mücadelenin yürütüleceği yerler en başta sendikalardır. Fakat sendikaların erkek egemen yapısı kadınların sendikalarda yer almasını engelliyor.

Dolayısıyla mücadelenin ileriye taşınabilmesi için sendikalardaki erkek egemen anlayışlara karşı da mücadele edilmelidir.

Biz işçi ve emekçi kadınların katılmadığı hiçbir toplumsal mücadele başarıya ulaşamaz.

Bu nedenle hem kendi haklarımız, hem de genel olarak işçi sınıfının hakları için mücadelede yerimizi almalı, bu mücadelenin en önünde olmalıyız.

Mart 2020

 

 

 

 

Paylaş