İSTANBUL’DA ÇOŞKULU NEWROZ  

Zeytinburnu Kazlıçeşme’de yapılan Newroz kutlamasına on binlerce kişi katıldı. Kutlamaların başlamasından saatler sonra dahi insanlar alana gelmeye devam etti.

Biz de kutlamalara katıldık. Kutlamalara katılımımız elimizde olmayan nedenlerden ötürü bir saat kadar gecikmeli oldu.   

YDİ Çağrı okurları ve çalışanları olarak Abdi İpekçi Spor Salonu önünde, “ NEWROZ PİROZ BE! SAVAŞA SON! “BARIŞ” SÜRECİNE EVET! GERÇEK ÇÖZÜM HALKLARIN İKTİDARINDA! Yazılı pankartımızı açarak sloganlar eşliğinde; Kürdistan faşizme mezar olacak! Halkların kardeşliği için tek yol devrim! Biji bıratiya gelan! Umut isyanda kurtuluş devrimde sosyalizmde! vb. Newroz alanına yürüdük. Alanda YDİ Çağrı ve Yeni İşçi Dünyası’nın dağıtımını ve satışını yaptık. Newroz’a dair Kürtçe ve Türkçe olarak çıkarttığımız bildirileri dağıttık.

Newroz kutlamasına gurup Munzur, MKM ve Kawa müzikleri ile katılırken, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’da bir konuşma yaptı. Kısaca şunlara değindi:

“Bizi elinde tuttuğu devlet imkanları ile ezmeye çalışanlara karşı birlik olma zamanıdır. Bu Newroz ülkede kimin demokrasi istediğini, kimin diktatörlüğe sarıldığını ispatlamıştır. Bakmayın birilerinin her şeye karşı çıktığına, birilerinin ‘tek adam benim, her şey benden sorulur’ dediğine. Evet sen teksin ve tek kalmaya devam edeceksin. Biz milyonlarız, sen teksin. Tek olmaya devam edeceksin. Zannetme ki bu dünya sana kalacak. Sultan Süleyman’a kalmadı, sana mı kalacak bu dünya. İşte 7 Haziran çocuklarımızın, torunlarımızın bu vatanda nasıl yaşayacağının belirleneceği gündür. Kardeşçe, kimsenin kimseden korkmadığı, nefret etmediği bir gelecekten yana mı olacağız yoksa tek adam diktatörlüğüne, sultanlığa teslim mi olacağız? Sandıktan çıkan sonuçlar ülkenin barışına hizmet edecek. Ülkeyi yönetenler tahrik edecekler, tahrik etmeye devam edecekler. Demokrasiden, barıştan yana hiçbir adım atmayacağız diyorlar. Onlar istese de istemese de barışı sağlayacağız. 10 madde olmaz, anadil olmaz diyenler, siz istemeseniz de bu ülkede barış olacak. Biz barışı sizler için yapmıyoruz. Şu gençler birbirini öldürmesin diye yapıyoruz. Barışı arayanlar cumhurbaşkanına bakmasınlar, barış gençlerin gözlerindedir. Silahların, savaşın ve şiddetin devre dışı kalacağı, nihai barışa doğru gittiğimiz şu günlerde umutsuzluğa izin vermeyeceğiz. AKP ’yi durdurabilecek tek güç olduğumuz için elbette bize saldıracaklar. Sabırlı olmamız lazım. Akılla cevap vermemiz lazım. Kışkırtmalarla seçim sürecini sabote etmek isteyenlere asla prim vermeyin.” 

“Barış süreci” üzerine çokça konuşuldu ve konuşulmaya da devam edilecek. Ama temelde sorulması gereken sorular ne kadar soruluyor. Ne için savaşıldı? Savaşan taraflar kimdi? Savaş konusu olan soruna doğru çözümler oluşturuldu mu? Oluşturulduysa kimin yararına? Halkın mı? Burjuvazinin mi? Vs. vs.     

Sınıf mücadelesi gelişmedikçe, Kürt, Ermeni ya da Türk, hangi ırktan olursa olsun, üretenler kendi güçlerinin farkına varıp bu sömürü sistemini alaşağı etmediği sürece, ne ulusal ne inançsal ne de diğer sorunlar gerçek anlamda çözülmeyecek. Ezilenlerin kendi ortak çıkarları doğrultusunda kuracakları bir sistemde barış sağlanabilir. Bu da ancak Demokratik Halk Devrimi ile mümkün hale gelecektir.

23.03.2015

Paylaş