Devrimci Parti ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu

www.icor.info                                                                                                                                  24. 04. 2018

 

                      Karl Marx’ın 200. Doğum Günü İle İlgili ICOR-Kararı

Bu yılın 5 Mayıs’ı, düşüncesi insanlık tarihi üzerinde pekâlâ büyük etkilere sahip olan bir kişinin, Karl Marx’ın 200. doğum günüdür. Marx’ın düşünceleri çok kapsamlı ve yönlüdür. O bilimsel sosyalizmi geliştirdi. Bilimsel sosyalizmin üç ana bileşeni diyalektik ve tarihi materyalizm, politik ekonomi ve sınıf mücadelesi öğretisidir. Kısaca toparlanacak olursa, onun çözümlemesi somut durumun somut analizi idi. Marx’ı kapitalizmin karmaşık bağlantılarını keşfetmeye, sosyalist ve komünist devrimin gerekliliğine ve tarihin doğru yorumlanmasına götüren böylesi tahlillerdi. O evrensel bir dâhiydi ve diğer şeyler yanında siyaset, ekonomi, tarih, kültür, sosyoloji ve bilim hakkında çok kapsamlı eserler bitirip yazdı. Proleter kadın hareketi ve çevre hareketi için bilimsel temeli koydu ve anti-ırkçı ve anti-kast hareketlerini öngördü.

Ama onun gücü yalnızca düşüncelerinde yatmıyordu. Çeşitli ülkelerden farklı sendikalar tarafından kurulmuş bulunan (Onun öncülü olan “Komünistler Birliği” ile birlikte) ”Birinci Uluslararası İşçi Birliği”nde (1. Enternasyonal-ÇN)  faaliyet yürüttü. (Belçika’da bulunduğu sırada) Alman İşçi Derneği’ni kurdu. Marx ve Engels 1848’de Komünistler Birliği’nin görevlendirmesiyle Komünist Manifesto’yu kaleme aldılar. Böylece O burjuva milliyetçiliğinin karşıtı olarak geliştirdiği proleter enternasyonalizmi ilkesini pratiğe geçirdi.

Bu çalışma Karl Marx’tan en büyük kişisel fedakarlıkları talep etti. Kendisi ve ailesi sıkça yoksulluk ve polis baskısına maruz kaldı. Ülkelerden (iki kez Fransa’dan ve bir kez Belçika’dan) yurtdışı edildi. Prusya ona vatandaşlığı geri vermeyi reddederken, kendisine vatandaşlık vermeyi ret eden İngiltere’de yaşamı ‘vatansız’ olarak sonlandı. Çalışmasını olağanüstü zor koşullarda yapmak zorunda kaldı. Böylesi bir hayat eşinden ve ailesinden büyük bir fedakârlık talep etti. Kendisinin yedi çocuğundan dördü çok genç yaşlarda öldüler.

Karl Marx’ın ekonomi, sosyoloji, tarih vs. gibi farklı alanlarda fikirlerinin doğru olduğunu birçokları kabul ettiler. Fakat onlar onun devrim düşüncesinin doğru olmadığını ve kendisinin diğer fikirleriyle uyum içinde olmadığını öne sürdüler. Bu, açıkça yanlıştır. Karl Marx düşüncelerinin özü onun devrim konseptidir. Bu, onun çalışmasının yaşam nefesidir.

Biz bu günde Karl Marx’ı sadece onun geçmişte yaptıklarını onurlandırmak için anmıyoruz. Biz, Karl Marx’ın düşüncelerinin her şeyden önce gelecek olduğunu, krizlerin farklı türleriyle –ekonomik, siyasi, çevresel, etnik ve kültürel krizler– kırıp geçirdiği bir dünyada bilimsel sosyalizmin olası biricik gelecek olduğunu savunuyoruz. Karl Marx böylesi bir dünyada, –herhangi bir ırk, etnik topluluklar, cinsiyet veya kast karşısında önyargısı olmaksızın– sınıfların olmadığı bir dünyanın olasılığını bize göstermektedir. Üretim araçları –toprak ve fabrikalar– üzerindeki özel mülkiyetin bertaraf edilmesi temelinde bir dünya, insanlığın gerçek tarihinin başlayabileceği bir dünya.

Hepimiz Karl Marx’ı biricik doğru tarzda anmaya çalışalım. Proleter enternasyonalizm ruhu için, demokrasi ve özgürlük uğruna mücadele için, sosyalizm ve komünizm için, Karl Marx’ın bize bir vizyon sunduğu bir dünya için kararlılığımız ve coşkumuzu güçlendirerek.

ICOR tüm devrimcileri 200. yıldönümünü şunlar için kullanmaya çağırıyor:

         l  Karl Marx’ın düşüncelerini yaymak

         l  Gençliği Marx’ın gösterdiği devrimci yola girmeleri konusunda esinlendirmek

 Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!     

         l   Şiarı ruhunda dünyayı sosyalizme ve komünizme doğru değiştirmek.   

24 Nisan 2018

 

GWTUC-Bangladeş İle Dayanışma

Bangladeş’te şu anda sendika aktivistlerine saldırılmaktadır. Kısa bir süre önce ayda 16000 BDT (yaklaşık olarak 190 ABD doları) asgari bir ücret talebi için bir hareket vardı. ICOR örgütü üyesi CPB (Bangladeş Komünist Partisi) işçilerin ve hareketin örgütlendirilmesinde önemli bir rol oynuyor; ama onlar fabrika sahipleri ve hükümetin güçlü bir direnişi ile karşı karşıyadır. 31 Ocak’ta, onlar işçiler için sendikal haklar talep ettiklerinde, Dhaka’daki giyim fabrikası Ashiana Garment Industry’nin işçileri ve Garment Workers’ Trade Union Centre (GWTUC) [Elbise İşçilerinin Sendika Birliği Merkezi -ÇN] sendikasının önderlerine barbarca saldırıldı. Bu olaydan sonra işverenler birliği Bangladesh Garment Manufacturers and Exporter Association (BGMEA) tarafından olayda yaralanan öncüler ve işçiler aleyhine düzmece davalar açıldı. BGMEA tarafından açılan polis davası GWTUC’un ön saflarındaki 15 öncü  ve 150’den fazla işçi aleyhine yöneliktir. Polis, fabrika sahiplerinin yalan-yanlış suçlamalarını kabul etti; ne var ki işçilerin suçlamalarını kayda geçirmedi. GWTUC-genel sekreteri Joly Talukder ve çok yüksek bir yönetim üyesi Sadekur Rahman Shamim, en yüksek mahkemenin kefalet süresini tamamladıktan sonra Dhaka’daki CMM-mahkemesi huzuruna çıktıklarında 1 Nisan 2018 öğleden sonra hapse atıldılar. Bu somut durum bir kefalet olasılığının bulunduğu şekilde kabul görmesine karşın, mahkeme BGMEA’nın nüfuzu nedeniyle işçi önderlerinin kefaletle serbest bırakılmasını reddetti. Aynı davada iki fabrika işçisi Şubat’ta tutuklandı ve daha hâlâ tutukludurlar. Dahası Ashiana Garment’ın 30 işçisi fabrikalarından atıldılar. Daha yüksek asgari ücret hareketini durdurmak için işçi önderlerine karşı bütünüyle sahte polis davaları kasten açılmaktadır. Hükümet BGMEA’yı destekliyor ve işçilerin taleplerini kesinlikle reddediyor. Tutuklu önderlere en yüksek mahkeme tarafından 4 Nisan’da kefaletle serbest bırakılma sağlanmasına karşın, onlar daha hâlâ hapishaneden çıkarılmayı bekliyorlar.

CPB’den yönetici sendikacıların tutuklanması haberleri yayımlanır yayımlanmaz ICOR ve diğer destekleyici örgütler, diğerlerinin yanında Dünya Kadınlar Konferansı da dünya çapında dayanışma eylemleri yürüttüler.

ICOR, bu işçi önderlerine karşı uygulanan her türlü baskıyı mahkûm eder. Tüm dünyanın işçilerini aşağıdaki talepler için sokağa çıkmaya çağırır:

  1. GWTUC’in işçi önderleri derhal serbest bırakılsın! 
  2. Onlar aleyhindeki tüm yalan-yanlış suçlamalar düşürülsün!
  3. İşçi önderlerine saldırıdan ve onların yaralanmasından sorumlu olan gerçek suçlulara karşı eylemler yapılsın!   

24 Nisan 2018

 

Fransa’da 2018 İlkbaharındaki Mücadeleler İle Dayanışmaya Dair ICOR-Kararı

Devrimci Parti ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu (ICOR), Macron-Philippe Hükümetinin emek ve insan düşmanı siyasetine karşı mücadele eden Fransa’daki kadın-erkek işçiler, yüksekokul öğrencileri ve diğer emekçileri selamlıyor. Sizlerin grevi, mücadeleleri uluslararası olarak dikkat çekmekte ve desteklenmektedir!

Mücadelenin merkezinde hükümetin demiryolculara yönelttiği saldırıya karşı direniş durmaktadır! Macron hükümeti demiryolcuların grevler ve mücadeleler vererek kazandığı ve birçok kez savunulmuş bulunulan haklarına saldırmaktadır.

Bu hükümet güya Fransa’yı “değiştirecek” ve “modernize edecek”miş!

SNCF-Demiryolu şirketi için öngörülen sözde “reform”un sonuçları korkunç olurdu: İşyerleri imha edilecek veya güvencesiz işyerlerine dönüştürülecek; çalışma ve mücadele koşulları daha da kötüleşecek; çalışan personel bölünecek, sendikalar zayıflatılacaktır. Bu “reform”, daha fazla otomobil trafiğine sevk eden, binlerce kilometre demiryolu hattının kapatılmasını birlikte getiren, çevre için çok olumsuz sonuçlar doğuracak olan bir edim olurdu. Kırsal bölgelerin bir kenara koyuluşu devam ederdi. “Modern Fransa” böyle bir şey mi acaba?

Fransa’da olup bitenler –Avrupa ülkelerinde ve tüm dünyada– her yerde gerçekleşiyor. Kamusal sektörler bütünüyle özelleştiriliyor ve büyük uluslararası holdinglerin pazarları hâline geliyor. Uluslararası tekeller muazzam kârlarını neredeyse her yerde transport dalına, hastanelere, yaşlılar yurtlarına, okullara vs. yatırmaya çalışıyor.

Azami kâr mantığı tüm topluma hükmediyor – işte bu Macron’un dünyasıdır. Ve eğer Macron, Trump ve May ile birlikte Suriye’yi bombardımana tutuyorsa, bu, emperyalist dış politikadan başka bir şey değildir.

Başka ülkelerde de işçiler çalışma ve yaşam koşullarının savunulması ve iyileştirilmesi için, kimi zaman da aynı uluslararası tekellere karşı mücadele ediyorlar.

Deneyimlerimiz şunu gösteriyor: Nüfusun büyük kesimleri tarafından destek gören, sürekliliği sağlanmış ve geniş bir genel grev ile başarılar kazanabiliriz!

SNCF için hükümet planları geri çekilsin!   

Bir zafer tüm diğer işçiler için de bir zafer olurdu. Böyle bir zafer uluslararası alanda büyük bir cesaretlendirme olurdu. ICOR mücadelenizi dünya çapında ilan edip tanıtacak ve dayanışmayı örgütleyecektir.

Uluslararası mali sermayeye karşı uluslararası işçi saldırısı için!

Tüm ülkelerin işçileri birleşin!

Tüm ülkelerin işçileri ve ezilen halklar birleşin!

ICOR çeşitli mücadeleleri duyurup, yaymak ve Avrupa’da koordine etmek için kendisini yükümlü kılar. O daha 2016’da yeni iş yasasına karşı Fransız işçilerinin mücadelesini desteklemişti. ICOR’un 50’nin üzerindeki örgütü birbirlerini parti inşasında karşılıklı desteklemektedirler.

ICOR tüzüğünde şöyle yazıyor: “Dünya kitleleri kapitalist barbarlık içinde batıp gitmek istemiyor! Uluslararası mali sermayenin insanı hor görücü siyaseti, insanlığın gençliğe bir perspektif sunan, sömürüsüz, baskısız, sefaletsiz, çevre tahripsiz ve savaşsız bir topluma devrimci yönelimini tetikliyor.” Bu sosyalizmdir.

Yaşasın proleter enternasyonalizmi!

Avrupa Kıtasal Komitesi (www.icor.info)                                                                         16 Nisan 2018

 

 

 

  

 

 

                                                    

 

Paylaş