HERŞEYE RAĞMEN HAYAT DEVAM EDİYOR, EDECEK!

Bahar geldi tadını çıkaramadık. Meyveler çiçek açtı gönül rızasıyla bakamadık. Ağaçların yaprakları yine yeşillendi biz görsel tadına varamadık. Neden çünkü her şeyi etkileyen bir virüs hepimizi esir aldı. Kim derdi ki sinemalar kapanacak, eski filmler sırf evlerde izlenecek, kafeler, lokantalar sohbet alanları olmaktan çıkacak, canlı futbol izlenemeyecek, müzeler-sergiler kapalı kalacak, tiyatro perdeleri açılmayacak, parklar boş kalacak. Deniz havası solumak, dalgaların sesinde uyumak- koyların büyüleyici güzelliğini seyir eylemek “hepimizin sağlığı” için yasak. Paris’te Louvre Müzesi‘nde Mona Lisa’ya bakmak yasak. Londra’da British Müzesi belirsiz bir zamana kadar kapalı. Venedik’te aşk gezintilerine müsaade yok.  Roma Âşıklar Çeşmesinde-La Fontana Di Trevi’de (Üçyol Çeşmesi) dilek tutulamayacak. İstanbul Ayasofya gezilemeyecek. Floransa açık hava müzesi kapalı! Milyonların sokaklarını doldurduğu şehirlerde in cin top oynuyor. Birkaç istisna her zaman olduğu gibi kuralı bozmuyor, Stockholm’deki gibi. Bundan fazla değil bir ay önce bunları söyleyene sen delisin yaftası takılırdı! Normal yaşamdan uzaklaştık, uzaklaşmaktayız. Birbirimizden izole oluyoruz, toplumsallıktan uzaklaşıyor asosyalleşiyoruz.  Herkesin yaşadığını fazla uzatmayalım. İnsanlık tarihinde olmayanları yaşamaktayız bu günlerde…

Evlere tıkadılar bizi hiç zorluk çekmeden! Çünkü “hepimizin sağlığı” için dediler. Toplumun %80-90’nı buna itiraz etmeden uydu, uyuyoruz. Kapitalist sistemin can alıcı çarklarının dönmesi için çalışan emekçiler “hepimizin” dışında! Çünkü onların sağlığı hiç de önemli değilmiş meğer. Kapitalist sisteme gün doğdu. Normal zamanlarda diktatörlerin uygulamaya soktuğu yasaları hiçbir direnişe maruz kalmadan hayatımıza soktular. Bu durum ne zamana kadar sürecek belli değil. Sokağa çıkılmayacak dendi uyduk! Çünkü hâkim oldukları medya ile pompaladıkları korku bu işi gönüllü yapmamıza sebebiyet verdi.

Her gün güncellenen korona virüs salgın vaka sayıları ve ölümlerin korkusu koronadan daha hızla yayıldı. Toplumun tüm kesimleri içinde etkileyici oldu ve olmaktadır. Toplumun bilinçli önderleri bile bu propagandanın etkisinde kaldı ve felaket tellallığının boyutunu göremez oldu, emekçiler “büyük insanlık” kapitalist sistemin insafına bırakıldı.

Evet, iklim değişikliği, ormanların talan edilmesi, doğanın tahrip edilip doğal dengesinin bozulması beraberinde hep yeni hastalıklar ve virüslerin türemesine sebep oldu, olacak. Yeni türeyen ve mutasyona uğrayan farklı organizmaların insanların bağışıklık sistemini tehdit etmesi yeni bir vaka değildir. Gezegenimizin doğal dengesine vurulan her darbe yerküre üzerinde yaşayan canlıların yaşamını tehdit etti. Binlerce canlı türün yok olmasına sebep oldu. Bu gidişat değişmez ise daha nice canlı nesli geri gelmemek üzere bu gezegende yok olacaktır.

Fazla lafa gerek yok, tüm bu yaşadıklarımızın sorumlusu kapitalist sistemdir. Bu asalak sistem “hepimizin sağlığını” düşünseydi, sağlık sistemi emekçilerin yaşam standardını yükseltmek için organize edilirdi. Sistemin rezaletini en basitinden birbirlerinden çaldıkları maskelerden görüyoruz.

Bunların derdi “hepimizin sağlığı” değil, kendi sömürü ve asalak sistemlerinin devam etmesidir. Aldıkları ve ilan ettikleri tüm tedbirlerin esası kendi sağlıkları ve varlıkları içindir. Onlara göre zaten “büyük insanlık” çok fazla oldu.

Bugün bizi kafeslere tıkadılar. Bu kafeste yaşam böyle devam edemez.  Kafeslerden çıktığımızda elde etmiş olduğumuz tüm demokratik haklarımız tırpanlanmış olacak. Dünya herkesin ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir, ama kapitalist azami kâr hırsını karşılayacak kadar değil. Çok iyi biliyoruz ki, kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser. Tabii onun barbarlığına dur demez, emek sömürüsünün egemenlik aracı kapitalist devletler yıkılmaz ise! Bu günler her şeye rağmen geçecek, sermaye el değiştirecek, maalesef olanlar bizim sağlığımız için olmayacak. Ola ki toplum yeniden dizayn edile, ama emekçilerin kurtuluş kavgası devam edecek.

YA BARBARLIK İÇİNDE YOK OLUŞ YA DA SOSYALİZMLE KURTULUŞ! BAŞKA YOL YOK!

5 Nisan 2020

Yeni Dünya İçin Çağrı okuru

 

 

Paylaş