HDK 9. GENEL KURULU YAPILDI

Bileşeni olduğumuz HDK 9.Genel Kurulu 13 Ocak’ta, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla Ankara Hotel Akar International’da yapıldı.

Genel Kurula, HDK delegeleri ve bileşenleri, siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.     

Divanın belirlemesi ardından, saygı duruşuyla başlayan Genel Kurul’un açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu yaptı. 

Koçyiğit konuşmasında “Önümüzde yerel seçimler var. Türkiye’de büyük kentleri kaybeden AKP-MHP başkanlık sistemi bütün yönetimi sorgulanacaktır. Seçimle faşizmi yenemeyebiliriz ama çözülmesini sağlayabiliriz. Yerel seçimler faşizmin çözülüşü için başlangıç olur” dedi.

Hamzaoğlu konuşmasında, “Türkiye’de faşist ideolojinin bütün unsurları yerli yerine oturmuştur. Lider kültü oturdu. Irkçılık, tekçilik aldı başını gidiyor. Cehaletin varlığı öncelendi, kutsandı. Okumuşlar, aydınlar suçlu ilan ediliyorlar. Bütün bunlar faşizmin kitaplarda da yansıyan ideolojik unsurlarının ülkemizde oturduğunu gösteriyor” dedi.

Konukların konuşması bölümünde, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik konuştu. Emep, Emekliler Dayanışma Sendikası adına konuşma yapıldı.

Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu cezaevinden HDK Genel Kurulu’na telefon ile bağlandı. Yüksekdağ, katılımcılara “İmralı’nın kapısını hep birlikte açarsak Türkiye’de barışın ve özgürlüğünün yolunu açmış oluruz” sözleriyle seslendi.

DTK Eşbaşkanı Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in Genel Kurul’a gönderdiği mesaj okundu. Yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in açlık grevi selamlandı. Taleplerinin kabul edilmesi talep edildi.

Genel Kurul’da HDK bileşenleri, DTK, DP, ESP, DBP, Yeşiller ve  Sol Gelecek Partisi, SYKP, Teori ve Politika dergisi, YDİ Çağrı, Nor Zartonk, DİK, Limter İş  konuşma yaptı.

YDİ Çağrı adına yapılan konuşmada faşizm ve faşizme karşı mücadele konusunda tavır takınıldı. “AKP MHP ittifakını geriletmek” stratejisinin yanlış olduğu, “demokrasi güçleri” içinde görülen CHP, İP’nin nitelik olarak AKP’den, MHP’den farklı olmadığı, bunların hepsinin sermaye, düzen partisi olduğu, kendi aralarında yürüttükleri kavganın iktidar kavgası olduğu, bu kavgada taraf tutmamak gerektiği, bu kavgadan demokrasi çıkmayacağı vurgulanarak, HDP’nin Türkiye’de sol, devrimci gruplarla bağımsız siyaset ile yerel seçimlere girmesi gerektiği belirtildi.

Konuşan bileşenler içinde sadece ESP ve Teori ve Politika dergisi, CHP’nin niteliğine vurgu yaparak yerel seçimlerde CHP ile birlikte hareket etmenin doğru olmayacağını vurguladılar.

Faaliyet raporu özetlendi ve üzerine tartışıldı.

Bu bölümde gelecek çalışma döneminde, Komünist Enternasyonalin 100 yılı vesilesiyle bir sempozyum düzenlenmesini, demokrasi konusunda çalıştay yapılmasını önerdik. HDK’nın işçi sınıfı eylemlerine, etkinliklerine yönelik daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini vurguladık.

Genel Kural’a çeşitli konularda sunulan karar tasarıları okundu ve üzerine tartışıldı. Bu tasarılar içinde en önemli tasarı yerel seçimlere yönelik tasarıydı.

“Yerel Yönetim Seçimlerine Yaklaşımımız” başlıklı karar Önergesi:

HDK; yerel yönetim seçimlerin esas olarak  AKP-MHP ittifakını geriletme perspektifi ile ele alınması gerektiğini belirlemektedir. Dolayısıyla, tüm ilişki ve ittifak  politikalarımıza AKP-MHP ittifakını geriletme hedefli politik esneklikle yaklaşılması gerektiğinin altını çizmektedir.”

Bu karar tasarısına yalnızca biz kökten karşı çıktık. “AKP-MHP ittifakını geriletme perspektifi” ile hareket etmenin doğru olmadığını, CHP ve İP’nin öz olarak AKP MHP ile aynı olduğunu, “AKP-MHP ittifakını geriletme perspektifi” bu partilerin adaylarının desteklenmesinin yanlış olduğunu, HDK’nin siyasi parti olmadığını, toplumsal alanı örgütleme, toplumsal devrim iddiası olduğunu, tasarının bu iddiaya ters olduğunu vurgulayarak karar önergesinin reddedilmesi gerektiği tavrını takındık.

Önerge üzerine tartışıldı. Köklü itirazımızı geri çekmememiz üzerine önerge üzerine oylama yapıldı. Önerge çok büyük çoğunluk ile kabul edildi.

Kabul edilen önerge ile birlikte HDK, AKP-MHP ittifakını geriletme adına, CHP-İP ittifakının peşine takılmayı resmen onaylamıştır.

Genel Kurul’a sunduğumuz “Faşizme karşı doğru temelde mücadele edelim!” Başlıklı karar tasarımız okundu ve üzerine tartışıldı.

Karar tasarısı şöyle:

FAŞİZME KARŞI DOĞRU TEMELDE MÜCADELE EDELİM!

Halkların Demokratik Kongresi 9. Olağan Genel Kurulu faşizm, faşizme karşı mücadele, demokrasi mücadelesi konularını tartışmış ve şu kararı almıştır:

Türkiye’de faşizm bir partinin değil devletin yönetim sistemidir.

Faşizme karşı mücadele devleti yıkma mücadelesi olarak yürütülmelidir.

Faşizme karşı mücadele, AKP Erdoğan iktidarına karşı mücadele ile sınırlanamaz/indirgenemez!

Faşizme karşı mücadele, T.C devletinin savunucusu olan partilerle birlikte yürütülemez.  CHP, İyi Parti, Saadet Partisi düzen sermaye partileridir. Egemen sınıfların partileridir. Egemen sınıfların partileri arasındaki dalaş, iktidar mücadelesi antifaşist mücadele, demokrasi mücadelesi değil, burjuva klikler ara­sında iktidar mücadelesidir. Gerekçe ne olursa olsun bu mücadeleye destek verilemez!

Halkların Demokratik Kongresi, faşizmin baskı altına aldığı sınıf ve tabakaların siyasi temsilcileriyle, örgütleriyle, partileriyle; faşizme karşı birleşik cepheyi oluşturmak için çalışır.  Anti faşist mücadelemizin  hedefi burjuva demokrasisi değil halk demokrasisidir.

GEREKÇE:

Faşizm emperyalizmin bir olgusudur.

Emperyalizm döneminde burjuvazinin iki iktidar/devlet biçimi vardır. Gerici burjuva demokrasisi ve faşizm. Faşist diktatörlük ile burjuva demokratik diktatörlük emperyalist ülkelerde emperyalist burjuvazinin sınıf diktatörlüğüdür. 

Faşizm emperyalist ülkelerde finans kapitalin iktidarı, emperyalizme bağımlı ülkelerde emperyalizme bağımlı, işbirlikçi burjuvazinin ve toprak ağa ve beylerinin iktidarıdır.

Faşizmin iktidara gelmesi bir hükümetin yerini başka bir hükümetin alması şeklinde basit bir değişiklik değildir. Burjuvazinin sınıf iktidarının bir devlet biçimi olan burjuva demokrasisinin bir başka devlet biçimi ile açık terörcü diktatörlük tarafından çözülmesidir.

Anti faşist birleşik cephe hükümetinin hedefi burjuva demokrasisi değil halk demokrasisidir.   

Bugün Türkiye’de/Kuzey Kürdistan’da yaşanan süreç, burjuva demokrasisinden faşizme geçme süreci değil, bütün cumhuriyet tarihi boyunca süren, yer yer gerileyen faşizmin, yeniden bu kez sivil seçilmiş bir yönetim eliyle yoğunlaştırılması sürecidir. 

T.C devletinin yapısı kuruluşundan bu yana faşisttir. Bu yapı hiçbir zaman öz olarak değişmedi. Şu veya bu partinin iktidara gelmesi ya da gitmesi ile faşizm gelmez/gitmez.  Faşizm bir iktidar/devlet biçimidir.

Türkiye’de faşizm her dönemde aynı tonda uygulanmamıştır. Uluslararası konjonktür, egemen sınıflar arasındaki çelişmeler, işçilerin, emekçilerin, halkların mücadelesi sonucu uygulanan faşizmin tonunda da değişiklikler olmuştur. Ama öz faşist olarak kalmıştır. Bu yapının başına hangi parti gelirse gelsin şu veya bu şekilde iktidarını tahkim etmek için faşizmi uygulayacaktır. 

Faşizm burjuvazinin sınıf iktidarıdır. Faşizme karşı mücadele devletin savunucusu olan partilerle birlikte yürütülemez. CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ile vs. birlikte yürütülecek anti-Tayyip mücadelesi, antifaşist mücadele değil, burjuva klikler ara­sında iktidar mücadelesidir.   

Faşizme karşı mücadele, AKP Erdoğan iktidarına  karşı mücadeleye indirgenmemelidir.

CHP’nin AKP’ye karşı iktidar mücadelesine gerekçe ne olursa olsun destek vermek, onunla birlikte AKP’ye karşı mücadele etmek, CHP’nin kuyruğuna takılmak, egemenler arasındaki iktidar mücadelesinde payanda olmaktır.

Faşizmin baskı altına aldığı sınıf ve tabakaların siyasi temsilcileriyle, örgütleriyle, partileriyle faşizme karşı mücadele edilir. Bu sınıf ve tabakalar işçi sınıfı, köylülük, küçük burjuvazi ve orta burjuvazidir.    

6 Aralık 2019

YENİ DÜNYA İÇİN ÇAĞRI

Karar tasarımız üzerine yürütülen tartışmada, “Tasarının uzun olduğu, faşizm konusunda kendi çizgimizi karar altına almak istediğimiz, tasarının bileşen hukukuna aykırı olduğu” vb. eleştiriler getirildi.

Biz karar tasarısındaki görüşlerin doğru olduğunu savunarak, Genel Kurul tarafından kabul edilen “Yerel Yönetim Seçimlerine Yaklaşımımız” başlıklı karar ile karar tasarımızın boşa düştüğünü belirterek,  tasarıyı geri çektik.

Genel Kurul’da HDK’nin 122 kişilik Genel Meclis üyesi yeniden belirlendi.

HDK Eş Sözcülüğü'ne Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sedat Şenoğlu seçildi.

9.Genel Kurul sonuç bildirgesi okundu. Bildirge hakkında önerilerimizi sunduk.

Sonuç olarak; HDK 9.Genel Kurulu’na faşizm, faşizme karşı mücadele, yerel seçimlerde alınacak tutum konularında yürütülen tartışma damgasını vurdu. Bu konularda doğru görüşleri Genel Kurul’a taşıdık, tartıştık, tartışmasını sağladık. Bu tartışmada yalnız kalmış olsak da, Genel Kurul’a hakim olan düşünce bize göre yanlış, kuyrukçu olsa da; yaşam pratik bizi doğrulayacaktır. Bu konularda savunduğumuz görüşler uluslararası alanda işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin mücadele deneyimlerinden süzülmüş, doğrulanmış görüşlerdir.  

YDİ Çağrı olarak bağımsız siyasetimiz ile duruşumuz ile HDK içinde var olmaya, doğru düşüncelerin taşıyıcısı olmaya, mücadelesini vermeye devam edeceğiz.

14 Ocak 2019

 

 

 

 

 

 

Paylaş