HDK 7. GENEL KURULU

Bileşeni olduğumuz Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 7. Genel Kurulu, 13 Kasım Pazar günü Ankara’da Ankara Plaza Otel'de, "Geleceğimiz için örgütleniyor, özgürlüğümüz için direniyoruz!" şiarıyla yapıldı. 
Genel Kurul oluşturulan divanın ardından, Eşsözcü Gülistan Koçyiğit’in konuşmasıyla başladı.
Daha sonra sırasıyla; Eşsözcü Ertuğrul Kürkçü, DTK Eşsözcüsü Leyla Güven, DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, HDP sözcüsü Ayhan Bilgen birer konuşma yaptılar. 
Tutuklu HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’in Genel Kurul’a gönderdiği mesajlar okundu.
Mücadele alanlarından sırasıyla; Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Mustafa Ali Bul, Terolardan Salman Akdeniz, Barış İçin Akademisyenler Girişiminden Özlem Özkan, Gerçekler karanlıkta Kalmayacak ’tan Kemal Kırıkkaya, Cerattepe Direnişinden Demir Akın, ihraç edilen Kamu Emekçileri adına Mahmut Pala, özyönetim direnişinde kızını kaybeden Sakine Demir konuştu.
Yürütme Kurulu’nun faaliyet raporu, kadın, gençlik, ekoloji meclisi raporları okundu.
Faaliyet raporları üzerine tartışma bölümünde delegelere söz hakkı verildi. 20’yi aşkın delege söz alıp konuştu. Zaman kalmadığı gerekçesiyle erkek delegelere 3 dakika, kadın delegelere 5 dakika söz hakkı verildi.
Bu Genel Kurul’da da konukların konuşması uygulaması sürdürüldü. Zamanın önemli bir bölümü konukların konuşması bölümünde kullanıldı. 
Faaliyet Raporu, HDK’nin yaşadığı örgütsel sorunlar, geleceğe dair öneriler, görüşler üzerine zaman dar olduğu için yeterli tartışma yürütülmedi. 
Genel Kurullarda asıl tartışılması gereken, yapılan çalışmaların değerlendirilmesi, eksikliklerin tespit edilmesi, sonuçlar çıkarılması, gelecekte yapılacakların tespit edilmesi için yeterli zamanın ayrılması ile bölgelerden gelen delegelerin tartışma yürütmesidir. Bu genel kurulda bu yapılmadı/yapılamadı.
Yürütmenin hazırladığı, delegelerin sunduğu karar tasarıları okundu. Üzerine tartışıldı. Kimi karar tasarıları düzeltmelerle kabul edildi. Kimi karar tasarıları çoğunlukla kabul edilmedi. Kimi karar tasarıları da sunanlar tarafından geri çekildi.
Genel Kurul Sonuç Bildirgesi okundu. Üzerine tartışıldı. Düzeltmelerle kabul edildi.
121 kişiden oluşan HDK Meclisi seçildi.
Yeni dönem HDK Eşsözcülüğüne Gülistan Koçyiğit, Onur Hamzaoğlu seçildi.

Aşağıda Genel Kurul için hazırladığımız zaman darlığı edeniyle ancak bir bölümü okunan tavrımızı yayınlıyoruz:

Yoldaşlar!

Zor bir dönemden geçiyoruz. Faşist devletin ve onu anda yöneten saray ve AKP iktidarının dizginsiz faşizm uyguladıkları, Kuzey Kürdistan’da savaş yürüttükleri, Kürt özgürlük hareketi üzerinde “topyekûn imha” siyaseti uyguladıkları, eş başkanlarımızın ve vekillerimizin tutuklandığı, devrimcilere yönelik terörün, baskıların arttığı  bir dönemde 7.genel kurulumuzu gerçekleştiriyoruz.

15 Temmuz askeri darbe girişimini bastıran saray AKP iktidarı; darbe girişimini fırsata çevirdi.

Darbeyi, darbeciler başta olmak üzere, kendisine karşı muhalefet yürüten tüm güçleri sindirmek, kendi iktidarını sağlamlaştırmak için bir fırsat ve gerekçe olarak kullanıyor.

T.C devleti Kuzey Kürdistan’da, Suriye’de, Irak’ta emperyal çıkarları için savaş yürütüyor.

Erdoğan AKP yönetimi altında “terörizme karşı mücadele” etiketi altında faşizmin iyice koyulaştırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Ülke Ohal ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile yönetiliyor. Hak, hukuk rafa kaldırılmış durumda.

Faşizme karşı demokrasi mücadelesi, haksız, sömürgeci ve emperyal savaşa karşı barış mücadelesi, bugün faşist devlete karşı mücadelede kavranacak esas halkalardır. Faşizme karşı demokrasi mücadelesi, savaşa karşı barış mücadelesi günümüzün en acil görevleridir. Bu bağlamda HDK’ye önemli görevler düşmektedir.

Bugün demokrasi için, barış için mücadele edecek potansiyeli harekete geçirebilmek için atılacak ilk adım “meclisler kurmak” değil,  örgütlü kesimin mücadelesini asgari müştereklerde birleştirmek için çalışmak olmalıdır. Demokrasi için mücadele eden güçler kimi yasal, kimi illegal değişik siyasi partilerde, sendikalarda ve çoğu aslında bir siyasi örgütün kendi dar çevresini kapsayan “demokratik kitle örgütlerinde” örgütlüdür. Yapılacak ilk iş en geniş anlamıyla demokratik sol, devrimci siyasi örgütlerin, Kürt özgürlük Hareketinin çok somut talepler temelinde   en geniş eylem birliğinin sağlanması, ortak siyasi kampanyalar yürütülmesidir. Bunun bir tek şartı olmalıdır. Eylemde birlik/ Ajitasyon propagandada serbestlik; Sol, devrimci grupların kendi aralarındaki ilişkide şiddetin ilke olarak reddi.

Faşizm azgınca saldırıyor. Faşizme karşı ortak mücadele edilmesini öneriyoruz. HDK faşizme karşı ortak mücadele için etkin rol oynamalıdır. Faşizme karşı demokrasi isteyen her kesimle yan yana gelinmeli, ortak mücadele örülmeli, somut kampanyalar yürütülmelidir.

Somut olarak faşizme karşı ortak mücadele için şu konularda kampanya yapılmasını öneriyoruz:

*Olaganüstü hal kaldırılsın!

*KHK’ler iptal edilsin.

*Kuzey Kürdistan’da seçilmiş yöneticiler seçildikleri makama geri dönsün!

*Tutuklanan vekiller serbest bırakılsın!

*Silahlar sussun, siyaset konuşsun!

Yoldaşlar!

Kuzey Kürdistan’da 32 yıldan beri yürüyen bir savaş var. Bu savaşın, imha ve inkâr siyasetinin çözümsüzlük olduğu, olacağı açıktır. Bu savaş kör bir savaştır. Ne devlet PKK’yi, ne de PKK devleti yıkacak güçtedir. Gerçekte olan Türk ve Kürt yoksullarına olmaktadır. Savaşın halklara getireceği olumlu birşey yoktur. Gelinen noktada sömürgeci faşist devlet açısından, bölgedeki gelişmelerle birlikte ele alındığında faşist diktatörlüğü sürdürmekten başka yol yoktur. Kürt halkına ve Kürt Özgürlük Hareketine de direnmekten başka bir yol yoktur. Tüm bunlara rağmen biz yine de barış istemeye devam etmeliyiz.   Bizim istediğimiz barış akan kanın durması anlamında bir barıştır. Biz, bugün savaşın sonlandırılması sonucu oluşacak bir barışın, kapitalist sistemin varlığı koşullarında, sömürgeci faşist devletin varlığı koşullarında yalnızca yürüyen savaşın durması anlamında bir barış olduğunun bilincindeyiz. Evet, bu barış, geçici ve güvenilmez bir barış olacaktır. Ama buna rağmen bugün Kuzey Kürdistan’da yürüyen savaşın sonlanması, ülkelerimizde yaşayan halklar açısından ve savaşın ağır yükünü taşıyan Kürt ulusu açısından olumlu ve gereklidir. Bu savaşın sonlanması, bir bütün olarak sınıf mücadelesi açısından gereklidir. Bugün direnen Kürt halkına en büyük destek, büyük kitlesel bir barış hareketini yaratmak için ciddi bir şekilde çalışmakla olur. 

Bizim barış talebimizin bugünkü gündem dikkate alındığında gerçekleşme şansı yok denecek kadar azdır. Buna rağmen biz her fırsatta barışı talep etmeliyiz. Ve bilmeliyiz ki, barış talebi çeşitli ulus ve milliyetlerden işçi ve emekçi kitleler tarafından sahiplenilip savunulmazsa bir ajitasyon sloganından öte bir anlam taşımaz. Barış talebinin işçilere ve emekçilere anlatılması, kavratılması günün acil görevlerinden birisidir.

Savaşa karşı barış mücadelesinde de, emperyalizm var olduğu sürece, burjuvazinin egemenliği olduğu sürece gerçek ve kalıcı bir barış olamaz düşüncesi sürekli olarak kitleler içine taşınmak zorundadır. Fakat bu tabii ki anda yürüyen şu veya bu gerici savaşın durdurulması için mücadele etmenin engeli değildir. Bugün Kuzey Kürdistan-Türkiye somut şartlarında şu talepler temelinde kitlesel bir barış hareketi yaratmaya çalışmak en acil görevlerden biridir.

*Kuzey Kürdistan’da savaşa son!

Silahlar derhal susturulmalıdır! Barış hemen şimdi!

Yoldaşlar!

HDK olarak temel iddiamız/hedefimiz şudur:  alttan örgütlenme ile “demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü alternatif toplumsal bir örgütlenmenin yaratılabileceği,   ‘yeni yaşam’ın yolunun açılabileceği”, ‘yeni yaşam’ı her alanda inşa edebileceğimizi savunuyoruz.

Var olan, işleyen bir burjuva devleti devrimle yıkmaksızın, alttan örgütlenmeyle ona paralel bir devlet oluşturup devlete rağmen kendi demokrasimizi alttan örgütlenme ile kurmak ve yaşamak mümkün değildir. Hiçbir ülkede de bunun örneği yoktur. 

Hiçbir burjuva devlet kendi içinde ikinci bir devlet yapılanmasına izin vermez. Bu yönde bir gelişme olduğu zaman bu gelişmeyi engellemek için yoğun faşist tedbirler alır, gerekiyorsa iç savaşla ezmeye çalışır. Şimdi Kuzey Kürdistan’da yaşanan tam da budur. 

Bu stratejinin başarılı olması için verili devletin devlet olmaktan çıkması; alanda devlet iktidarı boşluğunun doğması gerekir. Rojava’da olduğu gibi. 

HDK’nin “beş yıl önce temel belgelerde belirlenmiş kuruluş amaçları ve ilkeleri yeniden mesai konusu yapılmak” zorundadır. 5 yıllık mücadele pratiği aslında tam da bunu dayatmakta; beş yıl önceki devrim ve reform taleplerini yan yana savunan “amaçlar ve ilkeler” belgesi yeniden tartışılmak zorundadır.

HDK,  verili yasal çerçeve içinde demokrasinin sınırlarını geliştirme, T.C. de faşizmi geriletme, onu burjuva demokratik bir cumhuriyete dönüştürme asgari müşterek hedefinde güçlerini birleştirme ihtiyacı duyan demokratik/liberal/sosyalist/komünist örgütlerin yan yana geldiği bir eylem birliği/cephe örgütü olmalıdır.

Bu durumda parlamenter mücadele HDK’nin temel çalışma alanlarından biri olmak zorundadır. HDK’nın çalışmalarını seçimlerin olduğu dönemlerde burjuva demokrasisini savunan, bunun için mücadele yürüten HDP’nin  desteklenmesine yoğunlaştırması gayet anlaşılır bir şeydir.  

Yasal bir parti ve cephe örgütü en iyi halde radikal bir reform örgütü olabilir. Ondan daha fazlası beklenmemelidir.

Yoldaşlar!

Kısaca görüşlerimiz ve önerilerimiz bunlardır.

Zorlu bir süreç bizi bekliyor. Doğru bir perspektifle, kararlı duruşumuzla aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

Bu bilinçle genel kurulu selamlıyor, başarılar diliyoruz.

Yeni Dünya İçin Çağrı

 

Paylaş