HDK 10. GENEL KURULU

Bileşeni olduğumuz Halkların Demokratik Kongresi'nin 10. Genel Kurulu, "Kapitalizm, Ataerki, Faşizm Öldürür! Yaşamak için Diren, Örgütlen, İnşa et!" şiarıyla, 5 Ocak’ta Ankara'da Akar Otelde yapıldı.

Genel Kurulda, HDK 9. dönem Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Sedat Şenoğlu konuştu. Konukların konuşması bölümünde HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli olmak üzere çok sayıda kurumun temsilcisi konuşma yaptı.

HDK bileşenleri konuştu.

Yeni Dünya İçin Çağrı adına konuşma yapıldı. Konuşma şöyle:

“Arkadaşlar, Yoldaşlar!

HDK 10. Genel Kurulunu selamlıyor başarılar diliyorum.

Kuzey Kürdistan/Türkiye’de yaşanılan gelişmeler, dünyada yaşanılan gelişmelerden bağımsız değil. Türkiye’de yaşanılan gelişmeler dünyada yaşanılan gelişmelerin bir yansımasıdır.

Türkiye’de ekonomi yeni bir devrevi kriz dönemini yaşıyor.  Ekonomik krizin yükü egemenler tarafından işçilerin, emekçilerin sırtına yüklenmektedir. Ekonomik kriz işçiler, emekçiler açısından daha fazla sömürülmek, ücret düşüşü, daha yoğun çalışma, daha fazla işsizlik, yoksulluk, açlık demektir.

Türkiye’de 2000’li yıllarda güçlenen tekelci Türk büyük burjuvazisi bütün hızıyla yürüyen yeniden paylaşım dalaşında bağımsız bir siyasi aktör olarak rol oynamak istiyor! Yeniden paylaşım pastasından pay kapabilmek için iç cephenin sağlamlaştırılması gerekiyor. Bunun için içte koyu faşizm uygulanıyor, ırkçılık kışkırtılıyor, Kürt özgürlük hareketine ve her türlü burjuva demokratik muhalefete karşı açık faşist terör uygulanıyor. Büyüme gelişme eğilimi taşıyan grevler, direnişler, gösteriler faşist şiddetle bastırılıyor. Dışta, Rojava, Efrîn işgallerinde görüldüğü gibi açıkça sömürgeci emperyalist işgal savaşları yürütülüyor.

Sömürgeci, emperyalist siyaset tek başına ne AKP’nin ne de Erdoğan’ın siyasetidir. Bu siyaset tekelci Türk burjuvazisinin siyasetidir. Anda devleti yöneten egemen sınıf temsilcileri değişse de bu siyasette değişiklik olmayacaktır.

Kuzey Kürdistan Türkiye’de faşizme karşı demokrasi mücadelesi yakıcı sorunlardan biridir.

Türkiye’de faşizm, kısa kesintilerle, bütün T.C tarihi boyunca Türk burjuva devletinin esas yönetim biçimi olmuştur.

T.C devleti faşist bir devlettir. Bugüne kadar siyasi iktidara gelen her burjuva hükümeti, esas olarak faşizmi uygulamıştır. Gerek sınıf mücadelesinin gerekse uluslararası konjonktürün dayatmaları sonucu kâğıt üzerinde şu veya bu burjuva hükümet tarafından verilmek zorunda kalınan kimi burjuva demokratik haklar işçiler ve emekçilerin, kadın hareketinin, gençlik hareketinin, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinin yükseldiği dönemlerde pratikte sınırlı olarak kullanılsa da devletin niteliği hiçbir dönemde değişmemiştir.

Bu nedenle  faşizme karşı mücadele, burjuvazinin şu veya bu hükümetine karşı mücadele olarak değil, bir bütün olarak devlete karşı mücadele olarak yürütülmek zorundadır. Mücadelenin sivri ucu andaki hükümete yönelse de, mücadelenin bir bütün olarak devlete karşı olduğu konusunda hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek biçimde yürütülmelidir.

Faşizme karşı antifaşist cephe, anti-Tayyip, anti AKP cephesi değil, anti devlet cephesi olmalıdır.

Bu cephe içinde bizzat kendileri faşist olan, iktidara geldiklerinde faşizmi uygulayacak olan burjuva partilerinin yeri yoktur.

Faşizme karşı mücadele CHP, İyi Parti, Saadet Partisi gibi partilerin, Millet İttifakının parçası/yardımcısı olarak yürütülemez.

Demokrasi mücadelesi kendileri demokrat olmayan, partilerle/güçlerle birlikte yürütülemez!

Demokrasi mücadelesi bir bütün olarak devlete, egemen sınıfların bütününe karşı yürütülmelidir.

Antifaşist mücadelenin hedefi halk demokrasisi, halk iktidarıdır. Faşizme karşı mücadele bu perspektifle yürütülmelidir.

Arkadaşlar, Yoldaşlar!

Devletin, siyasi iktidarın, egemenlerin saldırılarına karşı mücadele dışında başka seçeneğimiz yok!

Faşizm işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin mücadelesiyle mutlaka yenilecek!

Bağımsız, özgür, demokratik bir ülke mutlaka yaratılacak!

Faşizme karşı burjuva partilerden, burjuva ittifaklardan bağımsız mücadele etmeliyiz. "Üçüncü" yolun anlamı budur. "Üçüncü"  yolu savunmak bunu gerektirir.

İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin hâkim sınıfların tüm kesimlerine karşı, burjuvazinin tüm kesimlerinden kendini kesin hatlarla ayıran, kendi bağımsız devrimci çizgisiyle halka alternatif olarak kendini sunan, bağımsız mücadele cephesi yaratalım.

Gelin bu cepheyi birlikte inşa edelim!”

9. dönem faaliyet raporu özetlendi. Üzerine tartışıldı.

Çeşitli konularda tüzük değişiklikleri yapıldı. 121 olan Genel Meclis üye sayısı 101’e düşürüldü.  25 kişilik yürütme kurulu sayısı eş sözcüler hariç  19’a düşürüldü.  LGBT’liler tanımı LGBTİ+’lar olarak değiştirildi.  

101 kişiden oluşan, yeni dönem Genel Meclis üyeleri seçildi.

HDK’nin yeni dönem Eş Sözcülüğüne İdil Uğurlu ve Sedat Şenoğlu seçildi.

Sonuç Bildirgesinin okunmasının ardından Genel Kurul sona erdi.

 

Genel Kuruldan notlar:

*Yayın masası açtık. “HDK 10.Genel Kurulu’na giderken durum ve görevler” başlıklı bildirimizi dağıttık.

*Genel Kurul’a katılım yoğundu. Salon dolmuştu.

*Konukların konuşmalarının uzun olması, çok sayıda konuğun konuşması nedeniyle zaman darlığı yaşandı. Faaliyet raporu üzerine tartışma bölümünde tartışma için yeterli zaman kalmadı.

*Bileşenlerin konuşması bölümünde, Yürütmeden bir arkadaşın yanımıza gelerek, kürsüden ne konuşacağımıza müdahale etmeye çalışmasını, kürsüden yaptığımız konuşma ile dile getirdik ve eleştirdik.

Bizim açımızdan eleştiri özgürlüğü temel kriterdir. Eleştiri özgürlüğünün olmadığı bir oluşumda yer almayız. HDK’de eleştiri özgürlüğü olduğunu düşündük/düşünüyoruz. Bileşen olduğumuzdan bu yana ilk defa karşılaştığımız bu sansürcü tavrın tekrar etmemesini umuyoruz.

6 Ocak 2019

 

 

 

 

Paylaş