HALKIN İRADESİNE DARBE!

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan İçişleri Bakanlığı tarafından görevlerinden alındı. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Büyükşehir Belediyesine Mardin Valisi Mustafa Yaman, Van Büyükşehir Belediyesine Van Valisi Mehmet Emin Bilmez başkan vekili –siz kayyum olarak okuyun- olarak atandı.

Operasyon hakkında açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, Mızraklı, Türk ve Ertan'ın "terör örgütleriyle iltisak-irtibatı olduğu", "terör örgütlerine destek verdikleri yönünde tespit ve deliller bulunduğu"nu iddia etti.

Üç belediye başkanının, "haklarındaki adli/idari soruşturma/kovuşturmaların selameti için" Anayasa'nın 127. maddesiyle 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak görevlerinden uzaklaştırıldıkları belirtildi.

İçişleri Bakanlığı ayrıca, Diyarbakır, Mardin ve Van illeri başta olmak üzere toplam 29 ilde “terör örgütü” üyesi 418 şüphelinin gözaltına alındığını ve operasyonların devam ettiğini açıkladı. 
31 Mart yerel seçimlerinde, HDP kayyum atanan belediyelerin önemli bir bölümünü geri aldı. Bu sonuç sömürgeci, faşist devletin hoşuna hiç mi hiç gitmedi. Aradan yaklaşık 5 ay geçtikten sonra, üç ilin belediye başkanları görevden alındı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Seçim ile iş başına gelen, halkın seçtiği belediye başkanlarının hükümet tarafından görevden alınması, yerlerine kayyum atanması anti demokratik bir tavırdır. Faşist bir uygulamadır. Kınıyoruz.

31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde Adnan Selçuk Mızraklı %63, Ahmet Türk, %56, Bedia Özgökçe Ertan %54 oyla Büyükşehir Belediye Başkanları seçildiler.

Halkın seçtiği belediye başkanlarını, görevlerini yapmadıkları taktirde ancak onları seçenler görevden alabilir/geri çağırabilir. 

Bu faşist uygulamanın gösterdiği bir gerçek de şudur:

T.C. devleti, katı merkeziyetçi bir devlettir. Yerel yönetimler, katı merkezci devletin yereldeki uzantılarıdır. Atanmış bürokratların yönetimindeki merkezi devlet kurumları, seçilmiş yerel yöneticileri, yerel yönetim organlarını veya yerel yönetim organlarının bir bölümünü gerekli gördüklerinde azledip, yerine devletin güvendiklerini atıyorlar. Yerel yönetimlerin gelir/giderleri merkezi devletin denetimi altındadır. Mali bağımlılık yoluyla merkezi yönetim isterse, yerel yönetimleri hizmet veremez duruma getirebiliyor. 

Katı merkeziyetçi bir devlet olan T.C devletinde, yerellerde, devletin merkezi politikasının dışına çıkıp merkezi devletten bağımsız, devlete rağmen bir siyaset izlemek mümkün değildir. Bu sistemde “halkçı belediyecilik“ yapmak, “halk ile birlikte yönetmek” mümkün değildir. 

T.C devleti halklar hapishanesi bir devlettir. Halkların eşit, özgür bir şekilde yaşaması için sömürgeci, faşist devletin işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimiyle yıkılması mutlak zorunluluktur. 
Sömürgecilik, faşizm, sermayenin iktidarı yıkılmadan; gerçek barış, özgürlük, eşitlik gelmeyecektir.
Bunun için diyoruz ki:

Kahrolsun faşizm!

Faşizme ölüm tek yol devrim!

19 Ağustos 2019

 

Paylaş