GÜN FAŞİST DİKTATÖRLÜĞE KARŞI MÜCADELE GÜNÜDÜR!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Recep Tayyip Erdoğan/AKP yönetimi, başarısız askeri darbe girişiminin hedefi olan her burjuva yönetimin  yapacağını yaptı, yapmaya devam ediyor: Darbeyi, darbeciler başta olmak üzere, kendine karşı muhalefet yürüten tüm güçleri sindirmek, kendi iktidarını sağlamlaştırmak için bir fırsat ve gerekçe olarak kullanıyor.

Türkiye 15 Temmuz’dan bu yana “Kanun Hükmünde Kararnameler” ile yönetiliyor. En az önümüzdeki üç ay daha böyle yönetilecek. KHK ile yönetme, uluslararası hukukta ve T.C. Anayasası’nda da öngörülen kimi  vatandaşlık haklarının geçerli olmadığını baştan açıklayan bir yönetim. Kuzey Kürdistan-Türkiye  açısından bu zaten var olan faşizmin daha da koyulaşması demektir.

RTE/AKP yönetimi Kuzey Kürdistan’da  PKK’ye karşı  yürüttüğü savaşı, darbe ertesinde daha da yoğunlaştırdı. Başarısız darbe girişimini bu savaşı yoğunlaştırmanın da bir aracı olarak kullandı, kullanıyor. KHK’larla yönetme lüksünü, Kuzey Kürdistan’da  seçilmiş DBP’li   belediye başkanlarını  görevden almak, görevden aldıklarının yerine atanmış “kayyumlar”la  ikâme etmek için kullanıyor.

Son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu baskı, gözaltı, tutuklama, sindirme, baskı altına alma politikası, kısaca dizginsiz faşizm tüm muhalif kesimleri kapsayarak genişleyerek sürecek gibi görünüyor.

Her sabah yeni bir operasyon haberi ile güne uyanıyoruz.

Darbe girişimini fırsata çeviren ve muhalefeti susturmak isteyen AKP iktidarı, son olarak Cumhuriyet gazetesine yöneldi. Cumhuriyet Gazetesi’ne operasyon yapıldı.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni başta olmak üzere, yazarları, yöneticileri gözaltına alındı.

Gerekçe İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında, „FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek“ olarak açıklanıyor.

Faşist devlet ve onu anda yöneten RTE/AKP iktidarı azgınca saldırıyor/saldıracaktır.

AKP iktidarı/faşist devlet içeride ve dışarıda savaş yürütüyor. Savaş politikası uygulanıyor.

Sorunun esası faşist devletin bekçiliğini yaptığı sömürü düzeni, kapitalist düzendir.  Bu düzen devrimle ortadan kaldırılmadığı sürece devleti yönetenler değişecek, ancak devlet olduğu yerde kalacaktır.

Anda RT Erdoğan AKP yönetimi altında, “terörizme karşı mücadele” yaftası altında  faşizmin iyice koyulaştırıldığı bir dönemi yaşıyoruz.

Kuzey  Kürdistan-Türkiye’de  faşizme karşı demokrasi mücadelesi kavranacak en önemli meseledir.

Faşizme karşı demokrasi mücadelesi yürütülürken, burjuvazinin egemenliği şartlarında halk için, işçiler/emekçiler için gerçek demokrasinin mümkün olmadığı hep yeniden anlatılmak zorundadır. Bu fakat burjuvazinin egemenliği şartlarında da, faşizme karşı burjuva demokratik haklar için mücadele etmenin engeli  değildir.

Faşizme karşı olan tüm toplumsal kesimlerin aşağıdaki talepler temelinde ortak mücadele etme çağrısı yapıyoruz.

-Olağanüstü Hal derhal kaldırılmalıdır.

-KHK’larla yönetime derhal son verilmeli, yürürlüğe konulan KHK’ler iptal edilmelidir.

-Evrensel hukukun “suç kişisel”dir; zanlı kesinleşmiş bağımsız yargı kararı olmadıkça suçsuz sayılmalıdır”  ilkeleri uygulanmalıdır.

-Kuzey Kürdistan’da seçilmiş yöneticiler seçildikleri makama geri dönmelidir.

Kahrolsun  faşizm!

Faşizme ölüm tek yol devrim!

Paylaş