FRANSA: ‘SARI YELEKLİLER’ İSYANI

Fransa’da akaryakıta yapılan zamların geri alınması talebi ile ‘Sarı Yelekliler’in gerçekleştirdiği eylemler sürüyor.
Araçlarda bulundurulması zorunlu olan reflektörlü sarı yelekleri giyerek eylem yaptıkları için eylemciler ‘Sarı Yelekliler’ olarak adlandırılıyor.

Macron’un “Çevre Vergisi” adı altında 1 Ocak 2019’tan itibaren uygulamaya koymayı kararlaştırdığı vergiler sokak eylemlerini tetikledi. Bu vergiler, özellikle özel araçları ile işe gidip gelenlerin cebinden daha fazla para çıkması anlamına geliyor. Akaryakıta konulan ek vergiyle başlayan eylemler, uzun süredir kemer sıkmaya, bedel ödemeye zorlanan ve talepleri duyulmayan, kazanılmış hakları geri alınan emekçilerin/orta tabakanın kendiliğinden bir isyanı olarak devam ediyor. Unutulmamalı ki; bu eylemlerin içinde küçümsenmeyecek oranda faşistlerde yer alıyor.

Fransa’da, sokak eylemlerinin hedefi Fransa hükümeti ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dur. Macron, Mayıs 2017’de cumhurbaşkanı seçildiğinden beri Fransız emperyalizmin çıkarlarının savunulmasını merkeze koyan, kazanılmış hakları giderek geri alan bir kişidir.  

Macron Nasıl Seçildi?

Başkanlık seçiminin birinci turu 23 Nisan 2017’de yapıldı. 11 başkan adayının yarıştığı birinci turda, Macron kullanılan oyların %24’ünü, Marine Le Pen ise oyların %21,3’ünü alarak ikinci tura kaldılar. Bu sonuca göre, Fransa’da 1958’de yapılan Anayasa referandumuyla V. Cumhuriyet’in ilanından beri ilk kez “ana akım” olarak görülen Cumhuriyetçiler ile Sosyalist Parti adaylarından biri ikinci tura kalmadı. Sosyalist Parti ise kelimenin gerçek anlamın da hezimete uğradı.

Birinci tur seçimin sonuçları belli olur olmaz, güya “hukuk rejimini”, “demokrasiyi” savunanlar, Macron’un desteklenmesi çağrılarını yaygınlaştırdılar. Macron’u seçmenin “taktik seçim” ya da “yararlı seçim” dedikleri, aslında kötüler arasında daha az kötü olanın seçimi yaklaşımı ön plana çıktı. Ne Macron ne de Marine Le Pen diyenler ise azınlıktaydı. Oysa Macron ile Marine Le Pen arasında özde bir fark yoktu.

İkinci tur seçime katılım oranı %74,56 idi. Macron kullanılan ve geçerli olan oyların %66,1’ini alarak başkan seçildi. Le Pen ise %33,9 oy oranıyla seçimi kaybetti. Macron’ın Fransız burjuvazisinin, hem AB içinde hem de dünya çapındaki çıkarlarının yılmaz savunucusudur.  Macron, işçilere/emekçilere karşı yeni saldırıların gündeme getireceğinin sinyallerini seçim kampanyası sırasında vermişti. Tekellerin, tröstlerin, kısaca sermayedarların kasalarının dolması, büyümesi ve dünya pastasından daha fazla pay almasının kaynağının işgücü sömürüsü olduğu yerde; Fransız emperyalizminin güçlenmesi için işbaşına gelenlerin, işgücünü satmak zorunda kalanlara daha fazla saldıracağı da önceden belliydi.

Macron 14 Mayıs 2017’de göreve başladıktan sonra, işçi/emekçi düşmanı olduğunu uygulamaları ile gösterdi. Kasım ayı başında Cumhurbaşkanı Macron, “yeşil vergi” olarak adlandırılan karbon vergisinde artışa gidileceğini açıkladı. Sokak eylemlerini tetikleyen olay akaryakıt fiyatlarının yükselmesi, hayat pahalılığının ve yoksullaşmanın giderek artmasına yol açacak olan karbon vergilerindeki artışa gidileceğinin açıklanmasıdır...

‘Sarı Yelekliler’ Sahnede!

Fransa’da sokak eylemlerine katılanlar kendilerini Sarı Yelekliler (Gilets Jaunes) olarak adlandırıyor. Özellikle metropollerin dışında kamu hizmetlerinin giderek (tren, toplu taşımacılık, sağlık, eğitim vs.) yok olması, mazota ek vergi bardağı taşıran son damla oldu. Şimdiye kadar emekçilerin her türlü hak arayışlarına uzak durmuş, orta sınıf diyebileceğimiz kesimler, mızrağın sivri ucu kendilerine değince harekete geçtiler. Ulusal Cephe’den tutunda, çok geniş yelpazeyi kapsayan bir hareket ‘Sarı Yelekliler’. Andaki durumda bu hareketin sistemin temellerine yönelmediği anlaşılıyor.

‘Sarı Yelekliler’, kendi içlerinde oldukça farklı ayrışmalara sahip olmalarına rağmen, ortak paydaları Fransız hükümetine ve özellikle Cumhurbaşkanı Macron’a karşı duruştur. Sarı reflektör yeleklerini takıp sokağa dökülenler arasında, işsizler, emekliler, orta sınıf, enerji ve taşımacılık sektörü çalışanları, öğretmenler, kısacası yoksullaşma tehdidi altındaki tüm emekçilerden insanlar var. ‘Sarı Yelekliler’, hükümeti istifaya çağırıyor, Macron’u diktatör olarak damgalıyor.

İsyan Haklıdır!

‘Sarı Yelikliler’in eylemlerinin demokratik bir muhtevası var. Fransız hükümetine, Macron’a karşı isyan haklıdır. Ancak bu eylemliliklerde olmayan özellikler varmış gibi gösterilmemelidir. Sokak gösterilerinde öne çıkan taleplerden biri de özgürlük ve demokrasidir. Emperyalist baskı ve talana karşı dünyanın birçok ülkesinde istenilen seviyede olmasa da direniş hareketleri gelişiyor. Halk isyanlarının gelişimi, bu hareketlerin en önemli eksiğinin ne olduğunu da açıkça gösteriyor: Komünist örgütlenme ve önderliğin yokluğu. Komünist hareketin olağanüstü güçsüzlüğü sonucu, emperyalistler ve işbirlikçileri bu hareketler içinde büyük manevra alanlarına sahipler. Bu yüzden bugün isyanların geliştiği ülkelerde en başta komünist güçlerin —bunlar ne kadar güçsüz ve küçük olursa olsun— desteklenmesi bütün dünyada komünistlerin esas görevidir.

Emperyalizmin dünyasında bir yanda muazzam zenginlik; diğer yandan açlık, yoksulluk, yetersiz beslenme, hastalık vb. nedenler ile her 5 saniyede bir çocuk ölüyor. Dünyanın bugünkü durumu, adaletsizliği, emperyalistlerin savaşa hazırlanmaları vb. esasında isyana çağrıdır.

Bugün isyan etmeyenler, bıçak kemiğe dayandığında günün birinde mutlaka isyan edeceklerdir. İsyanlar büyüyecektir. Böyle isyanlar gündeme geldiğinde, bu isyanlara doğru önderlik ederek, bunları proletarya önderliğinde devrimlere dönüştürmektir esas görev. Bu en zor olanıdır. Ama gerçek alternatif budur. Komünistlerin görevi bu zoru başarmak, bunun için örgütlenmek, örgütlenmek, örgütlenmektir. Kapitalizmin/emperyalizmin bir tek alternatif vardır: Sosyalizm/komünizm. Komünistler açısından görev; bu gerçeği bıkmadan usanmadan işçi sınıfına ve emekçilere taşımaktır. Onları bu gerçeğin bilinciyle donatmak ve örgütlemektir. Bunu başaramazsak, emperyalizm kendisi ile birlikte bütün insanlığı barbarlık içinde çöküşe götürecektir.

2 Aralık 2018

 

Paylaş