FAŞİZMİN BİÇİMLERİ ARASINDA TERCİH YAPILAMAZ!

“Cumhurbaşkanlığı sistemi” ya da alaturka başkanlık sistemi, Anayasa değişiklik paketi RT Erdoğan’ın imzasını bekliyor.

Anayasaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan önüne gelen Anayasa değişiklik paketini imzalayıp Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra 60 gün içinde referanduma gidilmesi gerekiyor. Erdoğan’ın yasayı imzalama  tarihine bağlı olarak 2, 9, 16  Nisan’da  Referanduma gidilecek. Referandumda  halka sorulacak soru Anayasa’da  yapılmak istenen bu yeni değişikliklere Evet mi, yoksa Hayır mı diyorsunuz sorusudur.

Bu iki soruya verilecek yanıta göre iki cephe oluşmuş durumdadır.

Evet Cephesi: AKP ve MHP’den -MHP’nin Bahçeli takımı- oluşmaktadır.

AKP ve onun gerçek yöneticisi Erdoğan açısından Anayasa değişikliğine Evet denilmelidir. Türkiye’nin kendi hedefleri doğrultusunda siyasetini uygulaması için “yönetimde iki başlılığa son vermek” mutlak gerekliliktir. Başkanlık sistemine geçilmesi ile siyasi istikrar sürekli kılınacak, Türkiye’nin gelişmesinin önü açılacak, askeri, bürokratik vesayete, sivil siyasetin önünün darbelerle kesilmesine, parlamentodaki kısır çekişmelerle sistemin tıkanmasına son verilecek, ekonominin de tökezlemesi engellenecektir. Kısaca “Türkiye’yi seven cumhurbaşkanlığı sistemine evet “demelidir.

Hayır Cephesi: Mecliste  CHP ve HDP dışında, Saadet Partisi, Büyük  Birlik Partisi, Vatan Partisi, TKP, EMEP, ÖDP, sol devrimci grupların çok büyük çoğunluğu bu cephenin unsurları durumundadır.   

Hayır Cephesi’nin tek tek unsurlarının kendilerine özgü ayrı ayrı gerekçeleri olsa da, tümünün ortaklaştığı nokta birdir. O da şudur: Anayasa değişikliği Türkiye’yi Erdoğan’ın tek adam diktasına götürecektir. Türkiye’de   kuvvetler ayrılığı ortadan kalkacak, her şey tek kişi tarafından belirlenir hale gelecektir. Bu engellenmelidir. Yoksa Türkiye Erdoğan’ın kişisel iktidar hırsı yüzünden felakete, uçuruma sürüklenmektedir.

CHP için Anayasa değişikliği Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu olacaktır. Rejim değişecektir.  “Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” yıkılmak, yerine   Erdoğan’ın tek adam diktatörlüğü kurulmak istenmektedir. Ayrıca CHP Anayasası’nın “Vatanı ve milleti ile bölünmezlik“ ilkesinin, başkanlık sisteminde  Cumhurbaşkanı tarafından zedeleneceği, Türkiye’nin  bölüneceği korkusu taşıyor.

HDP, Hayır’ının, CHP’nin Hayır’ından başka olduğunu söylemekte, “Erdoğan’ı demokratik bir biçimde durdurmak için Hayır’ın zorunlu“ olduğunu savunmaktadır.

EVET Mİ? HAYIR MI?    

Referanduma sunulan Anayasa değişikliklerinin Evet ve Hayır’ın siyasi karşılığı kısaca şöyledir:

EVET: Var olan faşist sistemde, sistemin daha pürüzsüz yürümesi için, yönetimde iki başlılığın ortadan kaldırılıp, yürütmenin bütünüyle seçilmiş cumhurbaşkanına verilmesi, seçilmiş cumhurbaşkanının yargı da dahil yüksek bürokrasinin büyük bölümünü atamasından, Türk tipi bir başkanlık sistemi kurulmasından yanayım.

HAYIR: Türk tipi bir başkanlık sistemine karşıyım. Var olan sistemin sürmesinden, bu sisteme bazı eleştirilerim olsa bile yanayım. Yönetim Sistemi konusunda 12 Eylül darbe Anayasası’nın andaki hali olduğu gibi kalmalıdır.

Kimin düşüncesi ne olursa olsun, kim ne derse desin, hangi gerekçeleri sunsa da sunsun; referanduma katılıp Evet ve Hayır oyu vermenin objektif anlamı budur. Efendim “ben 12 Eylül Anayasası’na da, başkanlık sistemine de karşıyım, benim Hayır’ım CHP’nin Hayır’ından değişik” gibi sözleri de çok duyuyoruz. Referandumda tek bir Hayır var. Birbirinden değişik, içeriği farklı farklı doldurulan Hayır’lar yok. Bu referandumda Hayır’ın tek bir anlamı var: 12 Eylül Anayasa’na monte edeceğiniz değişiklikleri kabul etmiyorum. Anayasa kalsın, değiştirilmesin.

Biz ikisine de hayır diyoruz.

PARLAMENTER MASKELİ FAŞİZM Mİ, BAŞKANLIK SİSTEMİ ALTINDA FAŞİZM Mİ?

Faşizmin bir biçiminin, başka bir biçimine tercih edilmesine karşıyız.  Biz bir bütün olarak   faşizme karşıyız.

TC’nin kuruluşundan bu yana Türkiye’de devlet faşist olagelmiştir. Anayasalar faşizmin hukuksal temeli olmuştur. Faşizmin değişik dönemlerde, şu veya bu nedenle belli ölçülerde gerilemesine rağmen, yerini hiçbir zaman tam olarak burjuva anlamda bir demokrasiye bırakmamış, gerilemeleri değişik dönemlerde yoğunlaşmalar izlemiş, bu bugüne kadar böyle devam etmiştir.

Bugün Hayır cephesi ile Evet cephesi arasındaki mücadele, burjuva demokrasi ile faşizm arasındaki mücadele, tercih burjuva demokrasisi ile faşizm arasında tercih değildir.    

Referandum somutunda, sonuçta faşizmin uygulanma biçimleri arasında, solun bu biçimlerden birinden yana tavır takınması anlaşılır bir şey değildir. Aslında bu tavır solun neden bir türlü alternatif olamadığını, bu haliyle de olamayacağını göstermektedir. Bugün egemenlerin kendi aralarındaki iktidar dalaşında, iktidarını yitiren eski bürokrat elitin partisi konumunda olan CHP’nin, AKP’nin iktidarını daha da sağlamlaştırması ve kalıcılaştırması,  eski bürokrasiyi bütünüyle tasfiye edip, kendi bürokratik aygıtını devlete bütünüyle yerleştirmesi, iktidarı bütünüyle ele geçirmesine  hizmet edecek bir değişikliği “demokrasiden diktatörlüğe geçiş“ “parlamenter demokrasiden  tek adam diktasına geçiş“  diye gösterip Hayır kampanyası yürütmesinin bir mantığı vardır. CHP’nin Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesine AKP’den daha çok sahip çıkmasının bir mantığı vardır.

Fakat solun büyük çoğunluğunun, Hayır kampanyasına katılmasının, sosyalizm açısından bakıldığında bir mantığı yoktur. Geriye tek bir açıklama kalıyor: Kitlelerin devriminden ümidini kesmiş, bağımsız olarak siyaset yapmayı bırakmış, siyaseti egemenlerin kendi aralarındaki iktidar dalaşında, onlardan birinin kuyruğunda yer almak olarak anlayan bir sol var. Bu şekilde solun alternatif olması mümkün değildir. Bütün devrimci sola çağrımız:  Egemenlerin iktidar dalaşının parçası olmayın!

KURTULUŞ DEVRİMDE!

Türkiye /Kuzey Kürdistan’da faşizmin bir kez daha geri gelmemesi, tarihe gömülmesi, demokratik bir halk devrimi ile mümkündür. Bütün çalışmamızın merkezinde devrim mücadelesi durmak zorundadır. Bunu yaparken burjuva demokratik haklar için de mücadele ederiz. Burjuvazinin diktatörlüğünün demokratik biçimini, faşist biçimine tabii ki tercih ederiz. Çünkü burjuvazinin diktatörlüğünün demokratik biçimi, bu diktatörlüğün faşist biçimlerine kıyasla işçi sınıfı ve emekçi yığınların yaşam ve mücadele şartları açısından daha iyi imkanlar sunar. Fakat bir gerçeği de anlatmaktan çekinmeyiz. Faşizm burjuva diktatörlüğünün, onun sınıf iktidarının biçimlerinden biridir. Burjuvazinin sınıf iktidarı varlığını sürdürdükçe, onun en demokratik görünümlü yönetimi döneminde de faşist tedbirler olacaktır. Ve bu diktatörlük kendini gerçek anlamda tehdit altında gördüğünde, eğer devrimle önlenemezse, faşizme geçmekten kaçınmayacaktır. Bu anlamda burjuvazinin diktatörlüğünün demokratik biçimiyle faşist biçimi arasında Çin Seddi yoktur, bir biçimi diğerinin unsurlarını içinde barındırır. Faşizmi, faşizm tehlikesini bir daha gelmemecesine tarihe gömmenin tek yolu, işçi sınıfı önderliğinde devrimlerdir.  

Bugün Türkiye’de Anayasa konusunda yürüyen tartışmada, sorun burjuva demokratik hakların faşizme karşı savunulması ya da burjuva demokrasisinin, faşizm tehlikesine karşı savunulması vs. anlamında bir sorun değildir. Türkiye’de faşizmin uygulanış biçimleri arasında bir tercih tartışması yürüyor ve bu halka iki taraf açısından da “demokrasi” “halk egemenliği” vb. tartışması olarak yutturulmaya çalışılıyor.

Evet de Hayır da halklarımız açısından hiç bir yararı olmayan, birbirinden kötü seçeneklerdir. Bize  sorulan faşizmde başkanlık sistemi ile mi, yoksa  göstermelik parlamenter sistemle mi yönetilmek istiyorsunuz sorusudur.  

Bu soruya yanıtımız: İkisini de istemiyoruz!

Tek doğru seçenek referandumu boykottur!

Halklarımızı referanduma hayır demeye, boykota çağırıyoruz!

Sandığa gitmeyin! Gittiğiniz taktirde geçersiz ya da boş oy kullanın!

26.01.2017

Yeni Dünya İçin ÇAĞRI

 

Paylaş