FAŞİZME KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE DIŞINDA BAŞKA SEÇENEK YOK!

Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeni Dünya İçin Çağrı tarafından ortak örgütlenen “Kriz ve şiddet sarmalında birleşik mücadelenin olanakları. Ne yapmalı” Forumu, 28 Ekim Pazar günü Okmeydanı Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Forum devrim, sosyalizm, ulusal kurtuluş mücadelesi içinde toprağa düşenler için saygı duruşu ile başladı.

Forumu düzenleyen kurumlar adına açılış konuşması yapıldı.

“Krizin etkilerinin arttığı, faşizmin azgınca saldırdığı bir dönemden geçiyoruz.

Zaman yalnız durma zamanı değil! Zaman bir araya gelmenin, birlikte iş yapmanın zamanıdır.

Kuşkusuz bugün yaşadığımız işsizlik ve yoksulluk, esnek ve güvencesiz çalışma, tahta kuruları ile yatmak zorunda kalmak, yağmur altında saatlerce beklemek,  güvencesiz çalışmak, gece gündüz alın terimizin sömürülmesi kesinlikle kader değil.

Sermayenin bunca dizginsiz zulmü bizim dağınıklığımızdan ve örgütsüzlüğümüzdendir. Bir araya gelirsek, birleşirsek, örgütlenirsek, ortak mücadele edersek; sermayenin dizginsiz saldırılarını durdurabiliriz. 

Toplumun özgürlük ve demokrasiden, emekten yana güçleri yan yana geldiğinde zalimin zulmünü püskürtmeleri mümkündür.”

Kriz ve krizden etkilenen, işçi ve emekçilerin eylemlerini konu edinen sinevizyon gösterimi yapıldı.

Forumun I.bölümünde direnişçi işçiler konuştu.

DEV YAPI-İŞ SENDİKASI ÜYESİ HAVALİMANI İŞÇİSİ CEMAL ÖZDER: Özder,  14 Eylül’de açığa çıkan 3. Havalimanı direnişine geliş sürecini anlatarak, “Ben bir insan olarak utanıyorum, taleplerimiz kabul edilebilirdi. Genel Başkanımız neden hala tutuklu, İGA çıkıp özür diliyor.”

Bu direnişin yayılacağını dile getiren Özder, sendikalara sahip çıkılması çağrısı yaptı. Tutsak arkadaşların işçilerin talepleri için hunharca gözaltına alındığı ve Silivri kamplarında tutsak edildiğini belirtti.

“Bu dünya tarihine geçti, direniş ve devletin tavrı tarihe geçmiştir.  Buradan Silivri zindanlarına selam gönderiyorum” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

DEV YAPI-İŞ SENDİKASI İSTANBUL 3.BÖLGE TEMSİLCİSİ HASAN OĞUZ: 3. Havalimanında olanlar birden bire ortaya çıkmadı, hemen her şantiyede yaşanan sorunlar. En büyük sıkıntı taşeronlaştırma, bunun önüne ise ortak bir araya gelerek çözebiliriz.

KHK MAĞDURU DİRENİŞÇİ KENAN GÜNGÖRDÜ: 3. Havalimanı direnişine dair yaptığı vurgunun ardından, Güngördü 29 işçinin hala tutsak olduğunu dile getirdi. Güngördü, Özgür Karabulut için özgürlük isterken, Zeytinburnu Belediyesi’nde yaşadıklarını anlatarak, “Zeytinburnu Belediyesi’nde çalışan herkes Hak İş’e üye oldu ben olmadım, değerlerimi hiçe sayarak bunu yapamazdım” dedi. Güngördü, Ankara yürüyüşünü anlattıktan sonra, çözümün birleşik mücadele olduğunu söyledi.

“Ortak güç haline gelirsek üstesinden gelebiliriz” diyen Güngördü, “205 gündür  söylüyorum, bir suçum varsa ihraç edin diyorum ama yok, sadece muhalif olduğumuz için işimizden olduk” şeklinde sözlerini bitirdi.

KHK MAĞDURU SİNAN YERDELEN: Yerdelen kendi sürecini anlatarak, “İşe iadem kabul edilmesine rağmen işe başlayamıyorum.” “Flormar bir onurdur, 3. Havalimanı bir onurdur, Yüksel bir Onurdur” diyerek, egemenlerin  korktuklarını sözlerine ekledi  ve Ankara yürüyüşleri sırasında onlarca polisin kendilerini takip ettiğini ve bunun açık bir korkunun ifadesi olduğunu sözlerine ekledi.

Yerdelen, iş yerinde baskı ve zorla Hak-İş’e üye olmak zorunda bırakıldığını, ama yine de işinden atıldığını dile getirdi.

Forumun II.bölümünde kurumlar adına konuşmalar yapıldı.

ALINTERİ: Sosyal yıkım saldırıları karşısında nasıl bir mücadele yürütülmelidir? diyerek bir araya geldik. Kriz artık gündelik yaşamda hissedilen bir durum halini aldı. Şimdiye kadar AKP krizi yönetmek acısından artık belli bir planlama bile yapamıyor, dizginsiz bir devlet terörü ile bastırmaya çalışıyorlar. Kriz artık o kadar ağır, bu süreçler ağır sonuçlar ile yaşanıyor.

Kriz yapısaldır ve krizi yönetebilme kabiliyetinden çok uzaklar, bunu görüyoruz. Bu denli derin bir krize karşı, biz Alınteri olarak grupsal çıkarların bir kenara bırakılarak samimi bir şekilde işçi sınıfının talepleri doğrultusunda ortak mücadele hattının oluşturulması gerektiğini hep söyledik. Ancak birlikte iş yapamama hali bize engel olmaya devam etmektedir.

3. Havalimanı direnişi kendiliğinden çıkan bir direniştir ve bundan sonra da kendiliğinden direnişler çok daha fazla olacaktır.

Bundan sonra da bu direnişlere karşı tüm grupsal çıkarları bir kenara bırakarak, hızlıca bir araya gelmeliyiz.

YDİ ÇAĞRI: Kriz, kapitalizmin ayrılmaz yol arkadaşıdır. Kapitalizmde çeşitli krizler vardır. Devrevi ekonomik kriz, mali kriz, genel bunalım.

TL’nin dolar/avro karşısında değer kaybetmesinin maddi temeli Türkiye’nin AKP döneminde  yürüttüğü borca  dayalı yüksek kalkınma ekonomi siyasetinde yatıyor.

TL’nin değer kaybetmesinin bir diğer nedeni de, doğrudan doğruya kurda spekülatif oyunlar  üzerinden Türkiye’ye karşı çekilen  finansal operasyonlardır. Borca dayalı ekonomik büyüme siyaseti krize neden olmuştur. Bu kriz ekonomik kriz değil, mali kriz olarak çıktı, ekonomiye parça parça yansıyacaktır.Kriz sonucu AKP ekonomi siyasetini değiştirdi. Türk burjuvazisinin ekonomi siyasetinde hedefi, orta  vadede daha düşük hızlı kalkınmayı, buna bağlı olarak daha yüksek işsizliği ve enflasyonu  göze alarak, orta yüksek ve yüksek teknoloji  ürünlerine bağımlılığı azaltmaya  yönelik üretimi geliştirmektir. Bu egemen Türk büyük burjuvazisinin bağımlı bir ülke olmaktan çıkıp, emperyalist bir güç olma istem ve hedefine uygun bir siyasettir.

Faşizm konusunda, faşizm AKP ile başlamadı.

Türkiye’de T.C devleti kurulduktan, 1925 Takriri Sükun Kanunu ile Kemalist diktatörlük iktidarını sağlamlaştırdıktan bu yana faşizm hüküm sürmektedir. Faşizm konusunda Komünist Enternasyonal’in 3.Kongresinden 7.Kongresine, faşizm konusunda yapılan yoğun tartışmalar var. Faşizm tanımı var. Faşizme karşı birleşik cephe, birleşik cephe hükümeti konusunda alınan kararlar var. Uygulama var. Pratik var. Faşizm emperyalist ülkelerde finans kapitalin, bağımlı ülkelerde işbirlikçi burjuvazinin açık terörist diktatörlüğüdür. Faşizmin baskı altına aldığı sınıf ve katmanlar ile birleşik cephe kurulabilir. Türkiye’de faşizmin baskı altına aldığı katmanlar, küçük burjuvazi ve orta burjuvazinin siyaseti temsilcileri, devrimci gruplar ve HDP’dir. CHP hakim sınıfların bir partisi, egemen burjuvazinin partisidir. Faşizme karşı CHP ile ittifak yapılamaz. Faşizme karşı anti faşist cephenin hedefi burjuva demokrasisi değil, halk demokrasisi, halk iktidarıdır.

AKP’ye karşı mücadele ile faşizme karşı mücadele aynı şeyler değildir. Hükümet yıkılabilir, ama faşizm yıkılmaz. Faşizme karşı mücadele devrim hedefiyle yürütülmelidir.

Devrimci gruplar, Kürt özgürlük hareketi yan yana gelmeli, faşizme karşı birlik oluşturmalıdır.

Faşizme karşı grupsal çıkarları bir kenara bırakarak yan yana gelmeliyiz. Birlikte iş yapmalıyız. Ortaklaşmalıyız.

HDP AMED MİLLETVEKİLİ SEMRA GÜZEL: Kürdistan’da yaşananları özetledi. Kendisinin de bir KHK mağduru olduğunu dile getiren Güzel, “Durumuza üzülemedik bile çünkü ortalık savaş alanıydı.” Güzel,  ne yapmalı sorusunun çok anlamlı olduğunu belirterek, tüm farklılıkların mücadele ile bir araya getirmenin elzem olduğunu dile getirerek, ”Bir hafıza yok edilmek isteniyor, nasıl ki 84 kitabında anlattığı gibi. Tek tipleştirme politikasına, asimilasyon politikalarına ve bunlara karşı mücadelede hafızayı diri tutmak gerekiyor” dedi.

Güzel,  “Burada sivil itaatsizlik eylemlerini tartışmak gerekiyor” diyerek, burada bulunan işçilerin ne  yapmalı? sorusuna direnerek başladıklarını vurgulayarak, sokağın  mücadele alanı olması  gerektiğinin altını çizdi.

“Birlikte mücadele ederken bulunduğumuz yerlerde, evde, işyerlerimizde ortak mücadele alanları yaratmak gerekiyor. Verilen demokrasi mücadelesiyle faşizme karşı mücadeleyi birleştirmek gerekiyor.” Güzel, OHAL ile birlikte 140 bin kişinin KHK mağduru olduğunu ve bu insanların ciddi travma yaşadıklarını vurgulayarak, buna karşı bireylerin içindeki korku iklimini atıp kazanma duygusunu yerleştirmek gerektiğini sözlerine ekledi.

PARTİZAN: Kitle ile bütünleşmeyen organizasyonların sonuç üretmediğini görüyoruz. Karşılıklı tartışmaları zenginleştirmek isteriz. Krizler yara bandı ile sarılmaya çalışılsa da, Arjantin’de suların hiç durulmadığı ve halkın canından bezdiğini görüyoruz. İkinci ülke ise Türkiye. Sarılan yara bantları sıcak para ile giderilmeye çalışıldı.

Dünya üzerinde, 2008’den bu yana emperyalist kapitalist dengeler bir türlü yerine oturtulamadı. Dünyanın birçok yerinde savaşlar devam ediyor. Türkiye’de sıcak paranın geri çekilmesi ile karşı karşıya kaldı ve çözüm olarak 100 günlük eylem planı ve ardından YEP ile sunulan bir program var.  

Egemenler krizi emekçilerin sırtına yüklemek dışında kendilerini kurtaracak bir gelişme kaydedemiyorlar. Nafaka ile kıdem tazminatı gibi çok daha ciddi saldırı dalgaları devreye giriyor, ancak bu yeni bir durum değil.  

Ortadoğu’da gelişen devrim, devrimci özneler üzerinde olumlu etkiler bırakıyor. Gezi İsyanı yine Kobane sürecinin devrim dinamiklerine dair ciddi veriler sunuyor.

Bizler bunu bu iki isyanla şu gördük, devrim yapmak istiyorsak bu dinamiği, bu ateşten gömleği giymek zorunda olduğumuzu yeniden görmüş olduk.  Ne yapmalı sorusunun ardından nereden başlamalı? sorusuyla devam etmemiz gerekiyor. Çünkü devlet saldırıları ile mücadeleyi, hak sahibi olmayı unutturmaya çalışıyor.

Birlikte mücadele etmek dışında başka bir seçenek yok. Var olan platformları değerlendirmek de önemli.

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU: Bu coğrafyada yaşananlar dünyada yaşananlardan bağımsız ele alınamaz. Devlet ezilen kesimlere baskı ve saldırıları devreye sokuyor.

Sermayenin kendini var etmesi için emekçileri baskı zor ile tahakküm etmek istemektedir, ancak eşyanın tabiatı gereği karşısında bir direniş, bir mücadele bulacaktır.  Devletin genel normlarını dikkate ele almadan krizi tartışamayız. Elbette egemenler çıkmaz içerisinde,  AKP de çıkmaz içerisinde.  Kurulan platformlar, bir kaçı dışında iki yıl dahi sürdürülemedi.

Ne yapmalı, neler yapmalı sorusuyla alakalı, bir gerçeği adıyla çağırmak bizi karamsarlığa itmemeli. Verilen mücadeleleri, deneyimleri olarak belleğimizde durmaktadır. Bunlar bize veri sunmaktadır, direnişler bize nasıl bir mücadele etmek gerektiğin göstermektedir. Ezilenlerin dinamiklerini açığa çıkarmakla mümkündür. Mücadele edenlerin ilk elden halk kitlelerin dinamiklerini harekete geçirmektir.

 

Serbest kürsü bölümünde dinleyiciler söz alıp konuştu.

3. havalimanı işçileri  söz alarak, şantiyede yaşanan iş cinayetlerinin altını çizdi ve bu noktada yaşanan dezanformasyonun üzerinde durdu.

Diğer konuşmacılar gerek kriz, gerekse de birleşik mücadelenin önemi üzerinde durdu. Genel eğilim forumun olumlu olduğu, birlikte iş yapma pratiklerinin artırılması gerektiği, ancak aynı zamanda sokağa daha fazla yönelmek ve zorlamak gerektiği yönünde oldu.

Bu bölümde, rejim krizinin yaşanıp yaşanmadığı, yerel seçimlerde HDP’nin tutumu ve ne tür politikalara yoğunlaşmayı düşündüğü, faşizme karşı birleşik cephenin bugün nasıl olabileceği, birleşik cephe ile HDK arasındaki farkın ne olduğu, AKP olmadan da krizin olup olmayacağı vb. başlıklarında kurumlara sorular soruldu.

Bu bölümde Proleter Devrimci duruş, KöZ, Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası adına konuşmalar yapıldı.

Forum, sorulan sorulara kurum temsilcilerinin cevap vermelerinin ardından sona erdi.

Toplam 4,5 saat süren Forum’da, krizin ne olduğu, faşizme karşı birleşik mücadelenin nasıl verileceği üzerine yoğun, verimli bir tartışma yürütüldü. Ortak mücadelenin nasıl sağlanacağı konusunda çeşitli öneriler  getirildi.

30 Ekim 2018

 

Paylaş